Ana Sayfa

 

 

 

ZAMANSIZ GİDENLER

Haber düştü sabahın serinliğine,
Isındı yer,
Isındı gök,
Yandı yüreğim.
Çok olmuştu o dostu görmediğim,

Zaman yine kalleşçe vurmuştu amansız,
Yine geç kalınmıştı,
Biri daha gitmişti zamansız,

Bundan böyle pür dikkat olmak lazım zamana,
Kalleşçe vurmasın diye
Hem sana, hem dostlarına,

Buna da geç kaldım,
Kalmamak lazım diğer dostlara,
Günlük işlere dalıp,
Karışmamak lazım karanlıklara,

Gün değil an meselesi daldan düşmek,
İşte, o anı birlikte yaşayıp, birlikte pişmek,

Of, of ayrılıksa ayrılık,
Adam gibi vedalaşmalı,
Dünya değiştirmek için bu kadar telaşlanmamalı,

Ne garip; bir haberle yoklar arasına attım,
Çok üzüldüm be dostum,
Ne garip; bir haberle beni de yoklar arasına atacak,
Üzülecek çok dostum,

Ne olurdu, son nefesinde, son soluğunu duysaydım yüzümde,
Ne olurdu, sesini sindirseydim,
Duysaydım yüreğimde, beynimde.

Giderken yine gülmüştür gözleri,
Gülmüştür yüzü,
Bilir miydi hiç,
Gittiğinde sönmeyecek ayrılık közü,

Bir sonbaharda gitti dostum,
Kışa merhaba bile demedi,
Güz rüzgârıyla gitti ya,
Dönerim bile demedi,

Sararmış kuru gazellere takıldı ayağım,
Meğer ne büyükmüş de anlamadı zavallı dimağım,
Dillendi, söyledi bir şeyler,
“Dostlara hasret kaldım “ diyordu sanki
Benim yerime o konuştu sanki

Sevdiğimizi söylemek neden zor gelir bize,
Kaybedince birini, oyuklar açılır içimize,
Dolduramaz birinin yerini, diğeri,
Soğutamaz, içimizde yanan ciğeri,
Yangın ki görünmez, tanınmaz, bilinmez,
O yangın ki,
Kıyamete kadar tüterde hiç kimse söndüremez,

Acı ki ne acı, dostu kaybetmek zor,
Yaşarken kaybetmeyi sen yaşayana sor.

Ben de kuru yaprak gibi diyorum işte,
“Dostlara hasret kaldım hep”
Son sözüm de bu olacak bu dünyadan gidişte.


Sırrı Çınar

 

 

 

 

 

 

Şiir      Ana Sayfa