|

|
YETER
Kİ SUSMA
Türkçe karşında çaresiz,
Fiiller zamirler şaşırmış yönünü
Parmaklar kenetlenmiş, buz tutmuş eklemler
Türküler yetmez olmuş, dillenir yeni ağıtlar,
El yordamı arandı mazi,
Ve bulundu sevda haritası,
Bir sen bir ben varız
Yalnızlık ovasında,
Bir uçta yanan yürek, diğer uçta iki göz,
Bütün insanlık yok olmuş sanki
Ya da çıkmışlar yüce dağlara,
Seyrederler bizi ovanın dibinde
Kâbus çökmüş omzuma,
Kıpırdamak dağları delmekten zor,
Çaresizlikle boynumu bükmüş beklerken…
Son solukla cılız çıkan sesim, diyor ki;
Sel olup akman lazım
Yüreklere adını kazıman
Göklere gözlerini işlemen
Kandil olup yanman, kuş olup uçman…
Gecelerin karanlığı yalnızlığa göz kırparken,
Her saz teli sensizliği nameler,
Mahpuslar mazgaldan seni gözler
Gazeteler manşet girer adını
Kalabalıklar arar sabahını
Sen yalnızlık rüyasında görürken kendini,
Üstüne serpilmiş güller arasından
Çık ortaya, göster yüreğinin nakışını,
Çöz dilinin düğümünü, bırak kelimeleri rüzgâra,
Parmak uçlarından dökülsün yüreğinin sesi,
Yeter ki susma, sen susunca bozuluyor denge,
Sular ters akıyor, gece olmuyor, gün doğmuyor,
Sen susunca kuşlar terk etti ovayı,
Kurtlar ulumuyor, aslanlar mahzun,
Ceylanlar ağlıyor…
Sen susunca analar ninni söylemiyor,
Heybelere azık konmuyor,
Atlar şaha kalkmıyor,
Çevreni sarmış çelik zırh
Nereye dönsen başını vuruyorsun
Gözlerin karanlığa alışmış,
Hep kendini, kendine soruyorsun,
Oysa tohumun hikâyesini hatırla,
Bir filiz ver yeter, bırak kendini
Yolunu bul sevdaya doğru,
Yüreklerin kapısına dayan
Ve ben geldim demeden
Vermeden selam,
Tahtına otur…
Yeter ki susma
Sırrı Çınar |

|