YAZMANIN HALLERİ…
 


Sebep sonuç ilişkisini irdeleyebilen, algılayıp anlayan ve sonucu yorumlayabilen metotlu düşünme yetisine sahip insanların var olduğunu düşünerek yazmak, konuşmak ve sonrasında hayal kırıklığıyla öfkeye kapılıp yine yazmak…
Suya yazmak, kuma yazmak, duvara yazmak ama bir türlü beyinlere yazamamak… Yüzeysel yaşam biçiminin ( Moda adıyla popüler kültür) üretebildiği sığ bile olmayan yüzeye tutunmuş günlük konuları aynı yüzeysellikle değerlendiren, sadece sonuçları vasat, bölük pörçük düşünce kırıntıları ve kahvehane bilgeliğiyle yorumlayan bitirdiği okuldan, çalıştığı kurumdan veya bir yerlerden gasp ettiği unvanıyla kültür magandalığı yapanların tuttuğu köşelerden dolayı aydınlık yollara çıkamamanın acısıyla yazmak…
Okumadan bilenlere, düşünmeyi bilmeden filozof, dil bilmeden şair, sevgiyi bilmeden âşık olanlara,  çöp zihinlerinden etrafa yayılan pis kokuların farkında olmayıp, her türlü konuda emeksiz, uğraşsız kerameti kendinden sanat, bilim, siyaset, ekonomi, psikoloji, sosyoloji, hukuk ehillerine hiçbir şey bilmiyorsunuz demek için yazmak…
Yüzünü vasat olanlara ve çıkarından başka hiçbir şey düşünmeyenlere şirin görünmek, onlar için kıymetli olmak, para, güç, unvan, makam, ün kazanmak için dönmeyip, yaratana döndürdüğün yüzünle ve açılmış gönül kapılarından süzülüp aydınlık dünya için dosdoğru durup, doğruları korkmadan, çekinmeden yazmak…
Tarihte benzer kaderi yaşamışları bildikçe azıcık ferahlayan yüreğinle onlar da yaşadıkları dönem anlaşılmamıştı ama tarih onları haklı çıkardı diyerek, yeni bir güçle yazmak…
Elinde bulunan en küçük imkânı diğer insanları zora sokmak için kullanan toplumsal değerin karşısında nasıl olsa ben de bu imkânı kullanırım düşüncesiyle halinden memnun olanların içinde bulundukları halin insanca olmadığını görerek acıyla, inatla yazmak…
Televizyon ekranında görünmeyenlerin yok sayıldığı, siyasi, dini, bölgesel grup içinde olmayanlara değer verilmediği, beyinlerin, kalplerin rafa kaldırılıp bütün değerlerin en değerlisi olarak cüzdanların bütün toplumsal ilişkilerin ortasına konulduğu bir toplumda göle maya çalma duygusuyla yazmak…
Hava, su, çevre kirliliğine yine insanlarca kullanılmış havanın, suyun ve çevrenin neden olduğu gibi her yazılanın da yazı kirliliği oluşturduğunu görüp, yazılanları temizlemek adına yazmak…
Yüce, kutsal ve iddialı konularda ortaya çıkıp gösteriş ve adından başka içeriğinde kutsallık, yücelik ve iddia bulunmayan ideoloji, siyaset, sanat, film, tiyatro, kitap, bilim, kadın, eğitim, din, yayıncılık ve her alanda aldatanlara karşı beni kandıramadınız demek için yazmak…  

Bugün olanlar yarın için dün olacak, bugünü sadece günü kurtarmakla yarınlara yön veremeyiz, yarınlar için bugünü, yarın olduğunda dün olacak bugünün kıymetini bilmek bugünü hayatımızdan nasibimizin olduğu gündür diyerek değerlendirmeliyiz, belki onlarca, yüzlerce yıl sonrasının yaşayacakları bugünde saklıdır diyerek yazmak…
Efendiler ve köleler düzenini dünyanın bozulmaz kuralı sayanlara, kuralınızı tanımıyorum demek için yazmak…
Ordular kurup, ülkeler fetheden nice sultanların hiç önemsemedikleri biri, kölesi, askeri tarafından tek bir hançer darbesiyle yok oluşlarını anlayamayan, kendilerini tanrısallaştıranların anlamalarını kolaylaştırmak için yazmak…
En eski bir tabletin üstüne kazılmış yazının çağları aşıp bugüne, yarınlara ulaşmasının, bir kitabenin o dönemin sultanlarından, zenginlerinden, güç ve kudret sahiplerinden daha kalıcı olduğunu görüp, çağın güçlülerine nispet olsun diye yazmak…

İnsanların istatistiki bir değer olmayıp her canın bir âlem ve onun canı üzerinden hesap yapanların canı kadar kıymetli olduğunu, insanca olan ve olması gerekenlerin milliyet ve sınır tanımadığını, dünyaya gözünü açan her bebeğin dünya nimetlerinden diğer insanlar kadar hakkı olduğunu, rengi, milliyeti, dini, yaşadığı coğrafyanın önemi olmadığını ve çıkar düşkünlerinin kullandığı bu ayrım ölçütlerinin sadece insanlara acı, gözyaşı, ölüm, açlık, sefalet, cahillik gibi hiç kimsenin kendine layık görmediği duyguları yaşattığını anlatmak, yönetenlerin adil, yönetilenlerin memnun olduğu bir dünya düşü için yazmak…

Yüksek kültüre ulaşmış bir toplum, dünyaya insanca olanı anlatan, gösteren bir millet, yaratılış gayesine ulaşmaya çalışan bilgili, sevgi dolu, güven ve refah içinde, kendilerini kuştan, böcekten ayıran idrak özelliğini her alanda ve her anda kullanan bireyler, varlığını yönettiği insanlara borçlu olduğunun farkındalığıyla görevini kusursuz yapan, merkeze insanı koyan ve bütün düzenlemelerini kolaylaştırmak ve insanlık adına yapan anlayışa sahip devlet hayali için yazmak…

Kısa bir ömürde yaratanın omuzlarımıza yüklediği görev anlayışıyla hakkın hak sahibine teslim edilmesi, her insanın bir âlem, alemin çözülecek sırlarının olduğunu ve şerefli insan olma yolunda atılacak adımları kolaylaştırmak için yazmak…

Okuyan çok az sayıda insan olduğunu bile bile hedefe bir kişi koyup o kişiye ulaşmak, birken bin olacağı günleri düşünerek yazmak…

Sırrı Çınar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şiir      Ana Sayfa