|

|
UYUYAN
ŞEHİR
Uzat ayaklarını, sırtını daya karanlığa,
Umursamaz tavrınla uyu,
En derin uykulara dal,
Hülyan perdelesin acıları,
Sevinçleri,
Ayrılıkları,
Ölümleri,
İlk seslenişini bebeğin,
Elveda diyen son nefestekileri,
Arzunun kamçılanmış halini,
Uyu, uyuyan şehir...
Yanan ışıklar çizerken en güzel resimleri,
Çalan sirenler feryadın sahtesini kazırken kulaklara,
Bir yerlerden gelen hoş bir şarkıyla, salınırken bedenler,
Üstüne örttüğün yaşmak arasından sırıtırken güne
Duvardan giydiğin zırhı göz alıcı renklere boyamışken,
Külçe gibi yığılmışken yer yatağına,
Uyu, uyuyan şehir...
Her yürek senin gibi binlercesini yer ile yeksan eder,
Gururun kölesi ruhunla duymaz, alay edersin,
Sana sahip olduğunu düşünenlere de bir yer açarsın,
Mezarlıklar en sevdiğin yerdir, haşmetinin eseri,
Zavallı duruşuna aldanır seni tanımayanlar,
Dev uykusunda uyu,
Uyuyan şehir...
Öfkene yenik düştüğün an,
Yatağında bir sağa, bir sola dönersin,
İçinde ki nefret kuyularından fışkırır benliğin,
Vahşi gülüşünü fırtınalarla salarsın,
Merhameti hiç bilmedin,
Acımadın kimseye,
Eridi, haşlandı her düşen içine,
Kazanın yavaşça ısınırken sen uyu,
Uyuyan şehir...
Kurallar senin, kanunlar senin,
İsyanı affetmeyen hüküm senin,
Yenildiğin görülmedi zaferler senin,
Verdiğin cezayı çekmeye hücreler senin,
Hayatlar söndüren selleri besleyen gözyaşı senin,
Önünde diz çökmeyene sürgünler senin,
Uykuda böylesin,
Uyanma sakın,
Uyu, uyuyan şehir...
Küçük eller, avuçlarıyla dikti seni,
Putlar kadar kutsadılar sonra,
Tanrılaşan heybetinle savurdun sahiplerini,
Ezdin ruhlarını, kemirdin hayallerini,
Yok ettin benliklerini,
Uyurken yer yatağında, uzatmış ayaklarını
Kölelerin sana hizmette,
Ömür feda ederken, düşünmezler bile
Hiç uyanma ha,
Uyu sen, uyuyan şehir...
Sırrı Çınar |

|