|




 |
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ
Ülkemiz son yıllarda, sivil toplum örgütleri, sivil inisiyatif
tanımlamaları ile sık-sık muhatap olmakta. Basının, devlet
adamlarının , örgüt temsilcilerinin kullandığı bu isimlerin
anlamı ne .? Neden sıklıkla kullanılıyor? Bu örgütler çok mu
gerekli? Bizde durum ne? Biz sivil toplum örgütlerine inanıyor
muyuz? Bu örgüt ve inisiyatifi nasıl anlıyoruz.? Bu sorulara
kısa , anlaşılır cevaplar vermek için, bu günkü yazımda konunun
sistem içindeki yerini yazacağım. Ülkemizde ki durumu daha
sonraki yazımda ele alacağım.
Modern parlamenter demokrasi ve rekabete dayalı ekonomi, sosyal
ve kültürel gelişmeyle paralellik arz eder. Çoğulcu parlamenter
demokrasi, ekonominin maddi refah düzeyi yanında ,kurum
altyapısı , toplumdaki her türlü değer ,davranış kalıpları,dünya
görüşü ve organizasyon biçimlerini belirler. Çoğulcu
demokrasinin ve piyasa ekonomisinin temel ilkeleri; sosyal
ilişkilerin düzenlenmesindeki uzlaşma, hoşgörü, sosyal barış,
birey özgürlüğü, adalet, eşitlik ,güvenlik ve refah düzeyidir.
Gelişmelerini tamamlamış ülkelerin bu ilkeler konusunda ana
problemleri yoktur.
Çağdaş toplumun çoğulcu toplum çerçevesi; iktidarın salt tek
elde toplanmayıp, geniş bir alana yayılmasıdır. Farklı örgütler
içinde siyasetin oluşumuna katkıda bulunması , böylece
egemenliğin kaynağını oluşturmasıdır. Bu çerçeve, otoriter
devlet modeline karşı çıkmaktır.
Çoğulculuk, kişinin sosyal çevresiyle bağını sürdürmesine ve
siyasetle ilgili kalmasını sağlar. Çağdaş demokrasiyi ; yarışma
özgürlüğüne dayalı her türlü anlayışı temsil eden grupların
siyasal gelişmelere katkısı olan haliyle anlamalıyız. Toplumda
gruplar, gönüllü örgütler, dağılan toplum dengesinin kurulmasını
sağlar. Gönüllü kuruluşlar siyaset arenasında iktidarla birlikte
karar alarak, yasaların hazırlanmasında yardımcı olur.
Gerektiğinde yasaların değişmesinde telkinde bulunarak sosyal
görevlerini yerine getirir. Herhangi bir demokrasinin istikrarı
sadece iktisadi gelişmeyle değil, siyasi sisteme örgütlerin
katılımı ve tesiriyle sağlanır.
Demokrasinin meşruluğu; fertlerin şuurlu bir biçimde
örgütlenmesinden geçer. Toplumun çıkarları, ekonominin düzeyi ,
sosyal ortam ve eksiklikleri siyasilere ve kamuoyuna ileterek,
çözümlerinde birlikte karar verildiği sürece demokrasi
meşrulaşır. Sivil toplum örgütleri tarihi evrimin Sosyo-Ekonomik
sonuçlarıdır. Gelişmiş toplumlarda gönüllü örgütler sosyal
yaşantıyı düzenler. Toplumu yönetecek kurallarda ve sistemin
oluşmasında pay sahibidir. Demokrasinin asgari şartı, kişilerin
gruplar aracılığıyla yönetime katılmalarıdır.
21.Yüzyıla girerken, bir çok ülke sanayileşmesini tamamlayarak ,
bilgi toplumuna geçmiştir. Bilgi toplumunda toplumun hayatı ile
doğrudan ilgili kararları verenlerle aradaki köprü, sivil toplum
örgütleri olacak.
2000’ li yılların ekonomisindeki temel gaye, birey ve toplumun
maddi ihtiyaçları kadar manevi ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.
Mide ekonomisinden, ruh ekonomisine doğru yol alınacağını
Stanford araştırma enstitüsü yaptığı bir araştırmayla 10 yıl
önce ortaya koydu.
İş dünyasında, ileri ekonomilerde ittifakların meydana getirdiği
tabana, müştereklere, uzman düzenleyici kurumlara ihtiyaç
olacağı kesin. Bu ihtiyaç Avrupa topluluğu ülkelerinde,
Ortadoğu'da, Karayipler'de, Pasifikte, tabii olarak biz de ve
Türk dünyasında hissedilecek.
Gücün değişim çağı yaşanıyor. Fertlerin tek başlarına elde
ettikleri gücün, ekonomik, sosyal ,siyasi yönden güçlü diğer
insanlarla birleştirmesi gereken çağa giriyoruz...
Bu çağı karşılayan Türkiye ve Türk dünyası ne yapmalı? Bu soruya
gene sivil toplum örgütleri cevap verecek.
Sırrı Çınar |



 |