| |
SANATIN CAZİBESİ
Tiyatro, sinema, konser ve diğer kültür faaliyetlerinin toplumlar
üzerinde yaptığı etki büyüktür. Amerika'nın çeşitli ticari markalarının
dünyaya yayılmasında en önemli rolü Filmler üstlenmiştir. Kültür
emperyalizminin başvurduğu bu yöntem etkisini bire-bir gösterecek kuvvet
ve kudret sahibidir. Yeme, içme, giyinme, diyalog gibi yaşama
kültürümüzü değiştiren en önemli etki, Amerikan filmlerinden alınmıştır.
Bu etkiye direnen ülke yoktur. Batı kültürüne kapalı ülkeler bile bu
filmlerden nasibini aldı. Dünya, iletişimin nimetlerinden faydalanarak,
sanat faaliyetlerini soğuk savaşın şartlarına göre kullanırken biz neler
yapıyoruz?. Gece yarısı ekspresi filminin batı dünyasında hakkımızda
oluşturduğu menfi etkiyi silmekte başarısız olduğumuz unutulmamalı.
Yabancı Haber ajanslarının ülkelerine gönderdikleri haber görüntüleri
inanılmaz biçimde taraflı, kötü sahnelerden oluşmakta. Bizim kendi
televizyonlarımızın verdikleri haber görüntüleri ve yaptıkları dizilerin
ülkemiz insanlarının üzerindeki etkileri de maalesef menfidir.
Yapılan iyi bir sinema-televizyon filmiyle milyonlarca hatta milyarlarca
insana ulaşılır. İyi bir tiyatro oyunu ile salona gelen vereceğiniz her
bilgi, mesajı almaya hazır kitle var. Yeni dünya düzeninde evrensel
kültür çalışması büyük öneme sahip. Kültürlerin bir-birine benzemesi,
bir başka kültüre sahip insanların diğer kültüre yakınlaşmasında sanatın
vazgeçilmez cazibesi unutulmamalı.
Azerbaycanlı tiyatro sanatçılarının oynadığı, Timur’un hayatı ile ilgili
oyunun video kasetlerinin Almanya’daki Türkler tarafından seyir
edildiğini biliyoruz. Türkiye’den Almanya’ya giden Tiyatro ekipleri,
Türkiye’den daha fazla seyirci bulmakta. Oralarda yaşayan
vatandaşlarımız özellikle gençlerin bu oyunlardan etkilendiğini
söylemekte. Kültürümüze sahip çıkmanın yolunun bu çeşit faaliyetlerden
geçtiğini, ısrarla yeni ekiplerin gelmesini istiyorlar. Türkiye’den Türk
Cumhuriyetlerine giden ses sanatçıları oldukça mükemmel salonlarda,
sessiz ve saygılı bir seyirci kitlesine konser vermenin tadına varmakta.
Bu cumhuriyetlerde Türk sanatçıların kasetlerinin satıldığını, ilgi ve
iltifat gördüklerini biliyoruz.
***
Kardeş Türk Dünyası ile olan ilişkilerimizin zayıflığını, yetersizliğini
tartışa duralım. Yeni alınmaya çalışılan ekonomik tedbirler takdire
şayan. Ancak, kültür çalışmaları bir kaç fedakar insan, dernek, birlik,
vakıfın etkinliklerden ibaret kaldı. Türk Cumhuriyetleri, Sovyet
döneminde ve sonrasında sanat, kültür eğitimi almış, iyi yetişmiş bir
insan potansiyeline sahip. Türkiye de yabana atılmayacak sanatçı
kadrosuna,teknik bilgi, teçhizat ve birikimi ile hazır bekliyor. Kültür
Bakanlığının yapması gereken Türk’e layık projeler geliştirerek, Türk
cumhuriyetleri ile birlikte sinema-televizyon filmi yapması. İyi
hazırlanmış oyunların Türk cumhuriyetlerinde sahnelenmesini sağlaması.
Türk Cumhuriyetlerinden Tiyatro grupları ülkemize getirilip ,seyircinin
faydasına sunulmalı. Kardeş Cumhuriyetlerin yetişmiş sanatçıları ile
birlikte Türkiye’nin uluslararası ün yapacak, ödül alabilecek, Türk’ü
Dünyaya tanıtacak Tiyatro oyunları oynanmalı, film çekimleri yapılmalı.
Göze, kulağa, akıla ve diğer duyu organlarına hitap eden sanat
faaliyetlerine gereken önem verilmeli.
Kültür Bakanlığının Ahmet Yesevi’den başlamak üzere, Türk büyüklerinin
felsefe ve hayatlarını yansıtan büyük yapımlara imza atacağı günleri
iple çekiyoruz. sanatın cazibesini anlayan ve insanımıza yansıtan Kültür
Bakanlığının hayallerini kuruyoruz.
Sırrı Çınar
 |
|