SAAT ALTI

Vurdu mu saat akşamın altısını,
Çöktü mü lacivert akşamlar üstüme,
Bu ne çekilmez hüzün,
Dünyada ölenlerin çekiyorum yasını,
Sana geldiğim saat bu,
Yüreğin sonbahar gazelleri gibi savrulduğu an,
Bir titreyiş sarardı, bilmem hangi şiddetle,
Alt, üst olurdu dünyam, depreminle,
Dilim ağzıma sığmazdı, adını söylerken,
Sayıklaya sayıklaya yanına vardım mı,
Anlamaya çalışırdım, sen meçhulken,
Düşünmezdim sitem ederken,
Kime, neye, niçin anlamazdım,
Sevgimi kar taneleri gibi serperken,
Seni üşüttüğümü sanmazdım...
II
Vurdu mu saat akşamın altısını,
Boş verirdim her şeye,
Yanına gelmek vardı ya,
Bölmek vardı, son lokmamın yarısını,
Hiç yemesem de olurdu,
Yanına gelmek vardı ya,

Bir ah etmek geliyor içimden,
Sevginin adını nefret koymak,
Gözlerini düşünüyorum, ağlıyorum yeniden,
O karanlık akşamı pembeye boyamak,
Belki sen beni, belki ben seni,
Bir yerlere koyduk, kayıtsız ve cahilce,
Mezarda bile haykırarak, yırtmak kefeni,
Doymak sevgiye, birlikteliğe, sevince...
III
Ne güzel hayallerim vardı,
Küçük mü küçük, dünyadan büyük,
En parlak anında, güneşim karardı,
Sönük mü sönük, topraktan sönük..

Ellerim kelepçeli, dişlerim kenetlenir,
Hiç kimsesiz ağlamaklı bir surat,
Bastığım toprak, kabul etmez dillenir..

Vurdu mu saat akşamın altısını,
Bin bir lanet okurum, gördüğüm her şeye,
Hiçbir ateş silemez, gönül pasını,
Lanet olsun gönlüme, sevilmeyişime, her şeye...
Sırrı Çınar

Şiir      Ana Sayfa