Genç gelişim Dergisi röportaj

 

Kalem Ustası Sırrı Çınar'dan

Tadına Doyulmaz Bir Aşk Romanı

Yazar Sırrı Çınar’ı daha önce yayımlanan dört şiir, iki roman ve bir deneme kitabından,

öykü, şiir ve düşünce yazılarından tanıyoruz. Sürekli üreten ve yazan kültür

adamı Sırrı Çınar’la son romanı “İlk Dönemeçte Son Aşk” adlı hakkında sohbet ettik.

Bir aşk romanı… Çok ilgi göreceği

şimdiden belli olan bu romanın sizin

kaleminizden çıkması da ayrı bir güzellik…

Nasıl bir aşkı anlattınız?

Tutkulu, saf, temiz ve bazen de marazi

bir hal alan bir aşk Kâmil’in yaşadığı…

1970’li yılların sonunda başlayıp bugüne

uzanan, uğrunda bir ömür tüketilen bir

aşkı anlattım.

Aşk her zaman aynı mıdır? Yoksa

döneme göre değişiklik gösterir mi?

Aşk tamamen insani bir duygu. Allah

tarafından kalplerimize yerleştirilen

sevginin çok yoğun yaşanması sonucu,

aşık olanın kendini aşkı için yakması, yok

etmesi, acı çekmesi, mutlu olması gibi

zıt duyguları birlikte yaşaması ve diğer

yaşamsal işlevlerinde mihenk noktası

olarak aşkını görmesidir. İnsan öğrendikleriyle

ve kültürüyle yaşar. Öğrendikleri

ve kültürü, nasıl davranacağını belirler.

Davranışsal olarak döneme ve kültüre göre

değişir aşk. Yaşanan duyguların kontrolü

ve yönlendirilmesi kültüre göre olur. Aşk

algısı, duygunun yönlenmesinde önemlidir

ama sonu birbirine benzer. Yani yok olma,

kendini feda etmeye gider. Süreç farklı

olsa bile sonuç benzerdir.

Aşk romanlarının ciddi roman olarak

algılanmamasının sebepleri neler sizce?

Bu görüşe katılmıyorum ama aşkı

hafife alan romanlar da yok değil. Kastımız

o romanlar olmadığı sürece, hafif

roman demek aşka saygısızlık olur. Ki tarihi

değiştirmiş hafife alınan aşk… Savaşlara

neden olmuş. Ne büyük bir çelişki, değil

mi? Hem aşk savaşı bitiriyor, hem de

savaş nedeni olabiliyor. Türk tarihinin en

önemli zaferi olan Malazgirt Savaşı’nda

Sultan Alpaslan’ın karşısına çıkan Romen

Diyojen Roma İmparatoru olmuş ancak aşık

olduğu kız için imparator olması yetmemiş.

Kıza olan aşkından, onun gözüne girmek

için Malazgirt’e girmiş. Yenilgi alınca hem

aşkına kavuşamamış hem de gözlerine

mil çekilerek kör edilmiş. Artık Romen

Diyojen bir imparator değil, zavallı bir aşık

mahkûmdur. Koskoca Truva devletinin yok

oluşu da bir aşk yüzündendir. Osmanlı’da

Hürrem Sultan etkisini biliriz. Muhteşem

Süleyman’ı çaresiz bırakan, Hürrem’e olan

aşkı değil midir? Yani aşk bu kadar önemliyken

romanına hafif demek, dediğim gibi

o yüce duyguya saygısızlıktır.

Romanınız çok yakında kitapçılarda

olacak. Şu anki tepkiler ne yönde?

Lise öğrencisinden ellili-altmışlı yaşlardaki

kişilere kadar görüştüğüm herkesin çok

büyük bir ilgisinin olduğunu gördüm. Belki

bu kitapla hayatında ilk kitabını okuyacak

çok kişi olacak. Çünkü aşk her insanın

yüreğinde özel bir yeri olan duygudur.

Yaşayan zaten bilir, yaşamayan özenir,

yaşamadığı için eksik sayar kendini…

Genç-yaşlı herkes aynı tadı alacak mı

bu romandan?

Genç arkadaşlar tanımadıkları duyguları

görecekler, daha ileri yaşlarda olanlar

tattıkları duyguları hatırlayacaklar. Roman

yaşamın ta kendisidir. Dolayısıyla romanımda

yaşamın her anı var. Aşkla bu kadar

haşır neşir biri olarak, bir kadına olan aşkı

geleneksel ve kültürel algı içinde verdim.

Roman küçük bir Anadolu ilçesinde geçiyor.

İlçenin ismini vermedim ki okuyucu o

ilçeyi kendi şehri kabul edebilsin. İlçenin

1970’li-80’li yıllarını ve son dönemdeki

değişimi verdim. Bu dönem içinde düşüp

kalkan kahramanımız Kâmil’de değişmeyen

bir şey var, o da sevdası... Karakterlerin

tanıtılmasında psikanaliz ve sosyal psikolojiye

de geniş yer verdim. Yani okuyucu

sadece bir aşk romanı okumayacak. Hayatta

kullanabileceği çok önemli tecrübelere

sahip olacak.

Kitaplarınızda mesaj kaygıyı taşıyor

musunuz?

Hayır, direkt mesaj vermek diye bir

kaygının olmaması lazım. Okuyucu olayların

gidişinden, anlatılanlardan gerekli

mesajı ister alır, ister almaz. Tabii ki her

yazarın okuyucuya aktarmaya çalıştığı bir

gerçekçilik vardır. Okuyucu bu gerçekçiliği

alıp kendi gerçeğine uydurur. Aslında var

olanı gösteriyoruz. Sorgulamalarını ve

farkında olmalarını sağlayıp, yaşamadan

yaşanmış gibi yaptırıyoruz. Bir nevi pratik

yapıyor okuyucu…

“Sevgi” üzerine konferanslar verdiğinizi

biliyoruz. Devam edecek misiniz?

“Sevmeyi sevmek” konulu söyleşiler

gerçekleştiriyorum. Başka konularda da

söyleşiler yapıyorum. Davet olduğu sürece

karşılık beklemeden nerede dinleyici varsa

oraya giderim.

 

HABER AJANDA DERGİSİ (ARALIK 2010)

 

 

GENÇ GELİŞİM DERGİSİ(ŞUBAT-2009)

 

 

 

HABER AJANDA DERGİSİ (Ocak-2009)

 

    

 

  

 

 
 

GENÇ GELİŞİM DERGİSİ(OCAK-2009)

 

   

 

 
 

TENEFFÜS

(TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ İ.Ö.O DERGİSİ -OCAK-2009)

 

    

 

 
     Ana Sayfa