|


|
RASYONEL(AKILCI) TOPLUM
Duygu, yaratanın insana verdiği en güzel vasıflardan biridir. Bu vasıfla
ilişkiler gelişir. Yardımlaşma olur. Sevgi doğar. Merhametin temelidir.
İmanın saklandığı, geliştiği önemli bir yerdir. Bu güzel özelliği kullanıp,
hayata geçirerek, ideal toplumun temellerini atabiliriz. Ancak, Dünyada
küreselleşme, globalleşme gibi adlar verilen, gelişmeler var. Kabul etmesek
de ,kültürel, ekonomik, ilmi, teknolojik sınırların kalkması olarak
anlaşılan gelişmelerin yaşandığı bir dünyanın içindeyiz. Dünyadaki diğer
milletlerle olan rekabetimiz de, duygularımızı kenara itmemizi emrediyor.
Ama, milletimiz rasyonel davranmakla, duygularıyla davranmayı birbirine
karıştırıyor. Bu karışıklığın temelinde, milletimizin(asli özelliği olan)
duygu toplumu niteliğini değiştirme zorluğunu görüyoruz.
Milletçe duyguları ön planda tutarız. Karşılaştığımız bir çok meseleyi
duygularla çözmeye çalışırız. Bir çok anlaşmalar sözlü yapılır. Ortaklıklar
iyi niyet ve duygularla başlar, ortaklıkların bozulma sebebi de gene
duygulardır. Evlilik tercihlerinde duyguyu birinci sıraya alanlarda boşanma
oranının yüksek olduğunu görüyoruz. Futbol kulübü taraftarlığımızdan, okulda
en çok sevdiğimiz derse kadar duygular hakimdir. Aldığımız gazeteye,
izlediğimiz Televizyon programına, alışveriş yaptığımız yerlere hep
duygularla bağlıyız. Duygulara hitap eden yazar, idareci, sanatçı, bilim
adamı, siyasetçi toplum tarafından sevilir. Ata sözlerimiz arasında “Dost
gerçeği söyler” diye önemli bir söz olmasına rağmen, duygulara itibar
ederiz. İşinde çok çalışan biri , daha çok kazanma arzusundan, işine olan
saygısından öte patron veya amirine olan duygu bağlarını ön planda tutar.
Yazarın okuyucuya yakınlığı, kitaptaki bilgilerden daha önemlidir. Ticari
ilişkileri belirleyici önemli unsurlar, kişilerin siyasi taraftarlığı, dini
duyguları, yaşam biçimleridir. Dolandırılanların tamamı, duygularıyla
hareket edenlerdir. Hatta dış ticarette ülke seçiminde bu özellikler ön
planda tutulur. Diğer ülkelerle ilişkilerimiz, diğer milletlere bakışımız
duygu süzgecinden geçer. Aktüel olan Yunanistan’la ilişkilerimiz de sadece
duygu var. Deprem sırasında gösterdikleri yardıma karşı, kucağımızı açarak
koştuk. Konser salonlarında dostluk sağladığımızı düşünüyoruz. Bir Türkün
hayatının önemli bir bölümünde duygular var. Sendikacılar, iktidara karşı,
işçinin, memurun hakkını ya çok korur, ya da boş verir. Davranışlarını
iktidara olan duygu bağları belirler. Yabancı kültür hayranlığı, tüketim
alışkanlığı, meslek seçimi, kültürden uzaklaşma veya yakınlaşma duygularla
yönetilir.
**
Kalıpçılık (Şablonculuk) anlayışı maalesef yaşamın her noktasına yerleşmiş.
Duygu ile hareket etmenin ve kalıpçılığın birleşmesi, rasyonel olmayan
değerlendirmeleri ortaya çıkarmış. Duygularla varılmış bir karara uygun
şablonlarımız var. Gerçek bu şablona uymasa da, kafamızda ki şablon
doğrudur. Rasyonel düşünmeyen ve değerlendirme yapmayan toplumun, yeni dünya
düzeninde rekabet etmesi ise imkansızdır. Bilgiye kıymet vermeyen, bilgi
toplamayan, hak, hakkaniyet ve erdemden uzaklaşan toplumun duygu
güzelliklerinden faydalanması mümkün değildir.
**
Duyguları, menfaat için kullanmak akla bağlıdır. Aklı kullanmak ayrı bir
beceri ister. Çok kuvvetli akla sahip olsak da, kullanma becerimiz pek
azdır. Uluslararası ilişkilerden, siyasetimize, devlet idaresinden,
ticaretimize hemen her yerde aklın yerinde duygu var. Kavramlara yanlış
anlam yükleme alışkanlığımızın temelinde de duygular var. Sivil Toplum
Örgütlenme modelleri de duygu ağırlıklıdır.
Bilgi toplumu olmak, aklın kullanılmasına bağlıdır. Doğuştan gelen
özelliklerin, tecrübe ve bilgi birikimiyle desteklenmesi akılla gerçekleşir.
Aklın, duygudan arındırılmış hali bilimdir. Salt bilimin toplumları
materyalist anlayışa götürdüğü de açık. Aklın, duyguyla desteklendiği
toplumların başarıyı daha kolay yakalayacağı tarihi gerçeklerle ispatlanmış.
Toplumu meydana getiren insanların tek-tek rasyonel davranması mutlaka duygu
destekli olacak. Ancak, devletler duygu ile yönetilemez.
**
Devletin rasyonelliği tartışmaya açılmıştır. Vergi toplama yönteminden,
eğitim,sağlık, alt yapı ve ekonominin yönlendirilmesi rasyonel devletle
mümkündür. Dış politikamızın rasyonel ölçüler de belirlenmesi rasyonel
yöneticilerle mümkündür. Bu gün devlet yöneticisi fertlerin, kurumların
önüne geçtiğini görüyoruz. Fertlerin duygu ve ruh yapılarını kanun, mevzuat,
yönetmelik önüne koymaları rasyonel olmadıklarından kaynaklanmakta. Devlet
yönetiminde söz sahibi olan bireylerin, duygu ve kalıpçılıktan arındırılması
, rasyonel düşünme metodunu yakalaması gerekir.
**
Kalıpçılık ve duygunun hakimiyetini yok etmenin ülkemize kazandıracak önemli
etkileri var. Akılcılık; teknik, ilmi, edebi, ticari, toplumun yaşamını
ilgilendiren sosyal, siyasi sıçramamızı sağlayacak. anahtarı verecek. Bilgi
ile yaşamanın ,kendimize dönmenin, sorgulamanın, doğuştan filozof
olmadığımızı anlamanın vakti geçiyor.
Sırrı Çınar |

 |