SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

RASYONEL(AKILCI) TOPLUM 


 Duygu, yaratanın insana verdiği en güzel vasıflardan biridir. Bu vasıfla ilişkiler gelişir. Yardımlaşma olur. Sevgi doğar. Merhametin temelidir. İmanın saklandığı, geliştiği önemli bir yerdir. Bu güzel özelliği kullanıp, hayata geçirerek, ideal toplumun temellerini atabiliriz. Ancak, Dünyada küreselleşme, globalleşme gibi adlar verilen, gelişmeler var. Kabul etmesek de ,kültürel, ekonomik, ilmi, teknolojik sınırların kalkması olarak anlaşılan gelişmelerin yaşandığı bir dünyanın içindeyiz. Dünyadaki diğer milletlerle olan rekabetimiz de, duygularımızı kenara itmemizi emrediyor. Ama, milletimiz rasyonel davranmakla, duygularıyla davranmayı birbirine karıştırıyor. Bu karışıklığın temelinde, milletimizin(asli özelliği olan) duygu toplumu niteliğini değiştirme zorluğunu görüyoruz.

 Milletçe duyguları ön planda tutarız. Karşılaştığımız bir çok meseleyi duygularla çözmeye çalışırız. Bir çok anlaşmalar sözlü yapılır. Ortaklıklar iyi niyet ve duygularla başlar, ortaklıkların bozulma sebebi de gene duygulardır. Evlilik tercihlerinde duyguyu birinci sıraya alanlarda boşanma oranının yüksek olduğunu görüyoruz. Futbol kulübü taraftarlığımızdan, okulda en çok sevdiğimiz derse kadar duygular hakimdir. Aldığımız gazeteye, izlediğimiz Televizyon programına, alışveriş yaptığımız yerlere hep duygularla bağlıyız. Duygulara hitap eden yazar, idareci, sanatçı, bilim adamı, siyasetçi toplum tarafından sevilir. Ata sözlerimiz arasında “Dost gerçeği söyler” diye önemli bir söz olmasına rağmen, duygulara itibar ederiz. İşinde çok çalışan biri , daha çok kazanma arzusundan, işine olan saygısından öte patron veya amirine olan duygu bağlarını ön planda tutar. Yazarın okuyucuya yakınlığı, kitaptaki bilgilerden daha önemlidir. Ticari ilişkileri belirleyici önemli unsurlar, kişilerin siyasi taraftarlığı, dini duyguları, yaşam biçimleridir. Dolandırılanların tamamı, duygularıyla hareket edenlerdir. Hatta dış ticarette ülke seçiminde bu özellikler ön planda tutulur. Diğer ülkelerle ilişkilerimiz, diğer milletlere bakışımız duygu süzgecinden geçer. Aktüel olan Yunanistan’la ilişkilerimiz de sadece duygu var. Deprem sırasında gösterdikleri yardıma karşı, kucağımızı açarak koştuk. Konser salonlarında dostluk sağladığımızı düşünüyoruz. Bir Türkün hayatının önemli bir bölümünde duygular var. Sendikacılar, iktidara karşı, işçinin, memurun hakkını ya çok korur, ya da boş verir. Davranışlarını iktidara olan duygu bağları belirler. Yabancı kültür hayranlığı, tüketim alışkanlığı, meslek seçimi, kültürden uzaklaşma veya yakınlaşma duygularla yönetilir.
**
Kalıpçılık (Şablonculuk) anlayışı maalesef yaşamın her noktasına yerleşmiş. Duygu ile hareket etmenin ve kalıpçılığın birleşmesi, rasyonel olmayan değerlendirmeleri ortaya çıkarmış. Duygularla varılmış bir karara uygun şablonlarımız var. Gerçek bu şablona uymasa da, kafamızda ki şablon doğrudur. Rasyonel düşünmeyen ve değerlendirme yapmayan toplumun, yeni dünya düzeninde rekabet etmesi ise imkansızdır. Bilgiye kıymet vermeyen, bilgi toplamayan, hak, hakkaniyet ve erdemden uzaklaşan toplumun duygu güzelliklerinden faydalanması mümkün değildir.
 **
Duyguları, menfaat için kullanmak akla bağlıdır. Aklı kullanmak ayrı bir beceri ister. Çok kuvvetli akla sahip olsak da, kullanma becerimiz pek azdır. Uluslararası ilişkilerden, siyasetimize, devlet idaresinden, ticaretimize hemen her yerde aklın yerinde duygu var. Kavramlara yanlış anlam yükleme alışkanlığımızın temelinde de duygular var. Sivil Toplum Örgütlenme modelleri de duygu ağırlıklıdır.
Bilgi toplumu olmak, aklın kullanılmasına bağlıdır. Doğuştan gelen özelliklerin, tecrübe ve bilgi birikimiyle desteklenmesi akılla gerçekleşir. Aklın, duygudan arındırılmış hali bilimdir. Salt bilimin toplumları materyalist anlayışa götürdüğü de açık. Aklın, duyguyla desteklendiği toplumların başarıyı daha kolay yakalayacağı tarihi gerçeklerle ispatlanmış. Toplumu meydana getiren insanların tek-tek rasyonel davranması mutlaka duygu destekli olacak. Ancak, devletler duygu ile yönetilemez.  
    **
Devletin rasyonelliği tartışmaya açılmıştır. Vergi toplama yönteminden, eğitim,sağlık, alt yapı ve ekonominin yönlendirilmesi rasyonel devletle mümkündür. Dış politikamızın rasyonel ölçüler de belirlenmesi rasyonel yöneticilerle mümkündür. Bu gün devlet yöneticisi fertlerin, kurumların önüne geçtiğini görüyoruz. Fertlerin duygu ve ruh yapılarını kanun, mevzuat, yönetmelik önüne koymaları rasyonel olmadıklarından kaynaklanmakta. Devlet yönetiminde söz sahibi olan bireylerin, duygu ve kalıpçılıktan arındırılması , rasyonel düşünme metodunu yakalaması gerekir.
**
Kalıpçılık ve duygunun hakimiyetini yok etmenin ülkemize kazandıracak önemli etkileri var. Akılcılık; teknik, ilmi, edebi, ticari, toplumun yaşamını ilgilendiren sosyal, siyasi sıçramamızı sağlayacak. anahtarı verecek. Bilgi ile yaşamanın ,kendimize dönmenin, sorgulamanın, doğuştan filozof olmadığımızı anlamanın vakti geçiyor.


Sırrı Çınar


 


 


 






 
 

 


 


 


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com