|


|
ÖĞRETME(YE)NLER !
Kültürümüzde öğretmene verilen değer çok az mesleğe verilir. “Bana bir harf
öğretenin kırk yıl kölesi olurum” ölçüsü ile kutsal meslekler arasına giren
öğretmenliğin Türkiye gerçeğine dokunmak istiyorum. Kutsal, eli öpülesi
öğretmenler bu meslek için ne kadar uygun insanlardan seçilmiş. Tabi ki
öğretmenliği bütün benliği ile yapan, tek düşüncesi öğrencileri olan çok az
sayıda öğretmen var. Mesleğin gereklerini yerine getirmeye gayret edenler
var. Bunları aşağıda yazacaklarımdan ayrı tuttuğumu özellikle
belirtmeliyim.
**
Ülkemizde yaşanan bir çok konuda olduğu gibi bu konuda, gerçeklerle ,
duygular birbirine karıştırılır. Olması gereken özellikler ile mevcut
öğretmenlerin aynı olduğu varsayımı yapılır. Öğretmenlerin taşıdıkları
niteliklerin bozuk, eksik olduğu gözden kaçırılır. Öğretmenlerin içinde
bulundukları olumsuz şartların sebebi “sisteme” yüklenir.!. Sistemin bu
problemleri doğurmasında öğretmenlerin rolüne bakılmaz. Sistemin bu hale
getirdiği öğretmenlerin bu sistemin oluşmasında payları yok mu? 1970 ‘li
yıllarda öğretmenlerin önlerindeki sıralarda oturanların bir çoğu şu an TBMM
sıralarında oturmakta. Şikayetçi oldukları sistemi düzeltecek, değiştirecek
makama gelmiş kişiler, bir zaman onların yoğurduğu öğrenciler değil
mi?Onları iyi yetiştiremediklerini hiç mi düşünmüyorlar?
**
Öğretmen yetiştiren fakülteler bir öğretmende olması gereken asgari
bilgileri vermeye gayret eder. Dersleri buna göre belirler. Bu derslerde
verilen bilgileri her öğrenci farklı miktarda öğrenir. Yapılan sınavlarda
100 tam puan üzerinden 50-60 puan alan öğrencide öğretmen olarak mezun olur.
Yani, yarım öğretmen, üçte iki öğretmen gibi,.... Fakültede aldığı
derslerden öğrendiği bilgilerle mesleğe başlayan bir öğretmen, ortalama
olarak aynı bilgilerle meslek hayatını noktalar.
Mesleğinin kutsallığı arkasına gizlenip, meslek hayatı içinde kitap, gazete,
dergi okumayan öğretmenlerimiz var. Okumaya ihtiyaç duymayan, okumanın
faydalarını bilmeyen, kütüphanelere hiç gitmeyen, en çok boş zamana sahip
öğretmenler. Müfredatta yazan bilgileri öğrencisine aktarmaya çalışan bir
aktarıcı . Eğitim ile öğretim arasındaki farkı bilmeden, sadece öğretmeye
çalışan öğretici. Meslek içi eğitime tabi tutulmayan, kendini yenilemeyen ,
böyle bir kaygı taşımayan kutsal meslek sahibi öğretmenler .
En çok tayinin istendiği, en çok torpil bulunmaya çalışılan bakanlık Milli
Eğitim Bakanlığıdır. Torpil bularak geldikleri okulda boş oturmaktan, birçok
okulda derslerin boş geçmesinden rahatsızlık duymayan kutsal öğretmenler.
İdareci olmak için verdikleri büyük mücadele ve idareciliğin öğretmenlikten
çıkış olduğunu unutan öğretmenler. Öğrencilerin sahip olduğu psikoloji,
yetenek, aile durumu, ekonomik güç gibi ayrıntılara hiç dokunmayan
öğretmenler. Öğretmenliğin rehberlik olduğunu, örnek insan olunduğunu
hatırlamayan öğretmenler. Üç aylık yaz tatilinde , on beş günlük ara tatilde
tekbir sayfa kitap okumadan, araştırmadan, kendini yenilemeden, yeni döneme
başlayan zaman hırsızı öğretmenler. Dönem başı ve sonlarında ,okulda yapılan
seminer çalışmalarında piknik yapan, sohbet eden, eğlenmeye, giden
öğretmenler.
Bu öğretmenler kendilerine ait zamanı nasıl değerlendirir? Türkiye’nin
beldelerden başlamak üzere, ilçe ve illerde öğretmen evleri açıldı. Bu
öğretmen evlerinin içinde “lokal” diye adlandırılan bölümler var. Bu
bölümler günün her saati, hatta gece geç saatlere kadar dolu olur. Burada
öğretmenler iskambil ve diğer oyunları oynarlar. Çok çekişmeli geçen bu
oyunlar sırasında, etraflarında oynayanlardan bir kaç misli sayıda seyirci
öğretmen olur. Masalar üzerinde gazeteler vardır. Boyalı basının çıkardığı,
bol fotoğraflı gazeteler bazen okunur.
Her okulda, ders aralarında öğretmenlerin çay içtiği, sohbet ettiği
öğretmenler odası var. Bu öğretmenler odasında erkek öğretmenler futbol
konuşur. Maaşların azlığı değişmez sohbet konusudur. Bayan öğretmenler yemek
tarifi alıp verir, kıyafet, güzellik veya aile ilişkilerini tartışır. Keskin
sigara kokusunun sindiği, hep bir ağızdan konuşulduğu öğretmenler odası
öğrencilerin görmemeleri gereken bir mekan olarak hizmet verir.
Öğretmenlerin bazıları da öğretmenliği ikinci iş olarak yapar!. Çok
zamanlarını almadığı, önemli bir emek vermeden yapabildikleri meslek olduğu
için, asıl yaptıkları işe ek olarak öğretmenlikte yaparlar. Bayan
öğretmenlerden evli olanların çoğu, çalışan kadın olmak güdüsüyle en kolay
yapacakları iş öğretmenlik olduğu için bu kutsal mesleği yapar.
Düşünemeyen ve düşünmeyi öğretemeyen , hayatı tanımayan ve tanıtmayan,
kendilerine ve önlerindeki öğrencilere yazık eden öğretme(ye)nler. Bu
vebalin altından nasıl kalkacaksınız?
|

 |