| |
ASLINDA MUTLULUK DİLİMİZDE…
Çocukluktan çıkıp hatırlamaya başladığımız anlardan itibaren,
çevremizdekiler bize bir şeyleri tekrarlayıp durur. Konuşulan bir konuyu
kapatmak istediklerinde son söylenen sözler bunlardır. Karşıdakine
verilecek en önemli mesajlar arasında bu sözler yer alır. Konuşulanları
uzaktan dinleyen yabancı bir kültüre sahip birisi, bu söylenenleri yaşam
felsefesi sanır. Tekrar sıklığı da yaşamın bu sözler üzerine inşa
edildiğini gösterir. Evdeki sohbetten başlayıp, işyerlerine, alış
verişlerden, telefon sohbetlerine kadar her yerde bu sözleri duyarız. En
hayati konularda, en riskli durumlarda sığınılan da yine bu sözlerdir.
Zaman geçtikce, bu tekrarlananlar hafızamızda iyice yer edinir. Biz de
başlarız bu söylenenleri tekrar etmeye. Her yetişkinin konuşmasında
önemli bir yer tutar bu sözler. Bu sözleri konuşmamızın uygun bir yerine
yerleştirmekle yaşamı ne kadar çok algıladığımızı gösteririz. Güçlü bir
ruh haline, güçlü kişilik yapısına, yaşamı çözümleme yeteneğine sahip
olduğumuzu da yine bu sözlerle belirtiriz. Gerçekten de insan
psikolojisi detaylı olarak ele alındığında, mutluluğa giden yolu açar bu
sözler. Çağın içinde bulunduğu buhranlı ruh halinden kurtulmanın, stres
denen her türlü sağlıksız insan davranışlarını ortaya koyan ruh halinden
de kurtaran sözlerdir. Yaşamın içinden akıp gelen olayların bireyi bir
yerlere sürüklenmesini önleyen, yaşamın sırlarını çözmeye yarayan
şifrelerdir adeta. Evrende ve evrenin içinde bulunan dünyada diğer
varlıklara göre en kısa yaşam süresine sahip olan insanın, kısa
yaşamında amacına uygun yaşamasını sağlayacak kadar önemli sözlerdir.
Kavramları istediği gibi kullanan, kavramların ifade ettiği anlamları
dikkate almadan kavramlar arkasına gizlenmeyi seven bizler için ise
bulunmaz Bursa kumaşıdır bu sözler. Sözler demek bile yanlış olabilir.
Çünkü bu sözler, çok geniş anlamlar yüklenebilen kavramlardır aynı
zamanda.
Bugün konuştuklarınıza ve dinlediklerinize dikkat ederseniz bu
kavramları nasıl çarçur ettiğimizi göreceksiniz. Nedir peki bu
sözler/kavramlar; “Sağlık olsun”, “Hayırlısı olsun”, “Canın sağ olsun” ,
“Çok şükür, hamt olsun”, “Allah bu günlerimizi aratmasın”, “Allah
ağzımızın tadını bozmasın”, “Her işin başı sağlık”, “Ölümlü dünya”, “Üç
günlük dünya”, “Sıkma canını”, “Her iş olacağına varır”, “zaman her
derdin ilacıdır”, “Mevlam görelim neyler”…. Bu sözlere daha epeycesi
eklenebilir ama, uzatsak da aynı yere varırız.
Bu güzel sözleri kullandığımız gibi inansak, ifade ettikleri anlamları
yüreğimize, beynimize nakşetsek, yaşamımızın içine soksak ve uygulasak
yaşamı kucaklamamızda aynı oranda kolaylaşacak. Varmak istediği tek
nokta, bir ömür aradığı tek yer olan mutluluk deryasına dalmasını
sağlayacak. Stres yapmadan, kavga etmeden, umutlarını yitirmeden,
kaybettiğinde üzülmeden, kazandığında çok sevinmeden, karşılaştığı her
konu, her olayda yıkılmadan yaşamın engin sularında bulacak kendisini.
Daha az riskli bir hayat sürecek. Sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak
için, hasta olmadan sağlığını düşünecek. Beslenmesinden, uyumasından,
gezmesinden, egzersizinden taviz vermeden sağlığını düşünecek. Yarınki
işlerden dolayı, gece uykularını kaçıracak düşüncelere dalmayacak.
Gireceği sınavı, aradığı işi, evleneceği kişiyi, sahip olmadıklarını
dert etmeyecek. Pişmanlığın verdiği acıyı yüreğinde hissetmeyip, dingin
bir ruha sahip olacak. Yaptığı işten, yaşadığı ortamdan, ailesinden,
arkadaşlarından, kazandığı paradan, oturduğu evden memnun olacak. İçini
ihtiras duyguları değil, sevgi dolduracak. Daha çok gülecek, daha çok
eğlenecek, daha çok dostlarıyla, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla vakit
geçirecek. Yağmurda ıslanmanın, bir bardak demli çayın, ekmek arası
köftenin tadına varacak. Köpeğin havlamasını, kuşun sesini, çocuğun
gülüşünü, çiçeğin açışını, yaprakların sararmasını fark edecek.
Kızgınlığı değil sakinliği, berraklığı yaşayacak. Yalanı değil, doğruyu
seçecek. Haramı değil, helali arayacak. Günü birlik olaylar karşısında
yer ile yeksan olmayıp, dimdik ayakta kalacak. Ve bu sözlerin gerçek
anlamlarını hayatında yaşayan “MUTLU OLACAK”…. Daha ne olsun?
Sırrı ÇINAR
 |
|