SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

Milli Eğitimde Müfredat Değişikliği


 
Sistem parçalardan oluşan ve bu parçalar arasında ilişki olan organizmalar diye basitçe tanımlandığında Milli Eğitim sisteminin içinde “Yeni Müfredat uygulamasını” tek başına değerlendirirken çok zorlanacağımız açıktır. Çünkü karşımızda devasa bir sistem var. Bütün parçaları bir kenara bırakıp sadece müfredat değerlendirmesi yaptığımızda “asıl yanlışları” yapanların düştüğü duruma düşeriz.
 
Eğitimde en önemli olan tek başına müfredat mı? Tek başına öğretmen mi? Tek başına öğrenci mi? Tek başına okul mu? Tek başına aile mi? Tek başına kitaplar mı? Tek başına sınavlar mı? Ve Eğitimde en önemli olan tek başına Ankara, İzmir, İstanbul ve diğer büyük şehirlerin belli semtlerindeki çocukların eğitimi mi? Tabi ki bütün bu soruların cevabı “hayırdır” yani eğitimde en önemli olan konuları sıralarken ancak alfabetik sıralama yapabiliriz. Önem sırası diye bir sıralama olamaz. Ama bütün bu etkenlerin odaklandığı “öğrenciler” vardır ki bunun önemi diğer etkenlerin buna yönelik olmasındandır.
Bu etkenlerin hiç birisi homojen bir yapı göstermezler. Hepsi çok farklı özellikler gösterir.
 
Yeni müfredat hazırlanırken yapılan en belirgin eksiklik, ülkenin tamamını homojen olarak düşünmek ve bu homojen yapının büyük kentlerde bazı semtlerde toplanan öğrenci, veli, öğretmen ve okul profili olarak düşünülmesidir.
 
Bireyin bilgi birikiminin oluşması, öğrenme yöntemlerini bilmesi, araştırma yapma yeteneğinin şekillenmesi, kendini ifade edebilme özelliği, özgüveni, metotlu düşünme yeteneğini oluşturması, algılaması ve öğrendiklerini uygulaması o bireyin sosyal, ekonomik seviyesi, aile, çevre, beslenme, çocukluk dönemi ve genetik özellikleriyle bağıntılıdır. Bu bağıntıları yok sayarak yeni bir model oluşturmak, o modelin en başından uygulanmayacağını kabul etmek ya da o modelin başarısızlıklarının görmezden gelineceğinin peşinen kabul edilmesi gibi yeni bir model oluşturma amaçlarına aykırı düşmektedir.
 
Yeni modelle müfredat değişikliği Milli Eğitim Sistemimize yeni bir açılım yapma, çağı yakalama ve birey oluşturma düşüncesiyle gayet iyi niyetle hazırlanmış olduğunu düşünmekteyiz. Ancak, ülke gerçeklerinin göz ardı edilmesi bu iyi niyetin aynı doğrultuda iyi sonuçlar doğuracağı anlamı taşımıyor. Yani, birey olmasını istediğimiz , özgüveni tam, sorgulayan, analiz yapabilen ve öğrenmeyi bilen çocuklarımız yerine beceriksiz, yaşamı tanımayan, bilgisiz, doğru düşünemeyen ve cahil nesiller yetiştirme riskiyle karşı karşıyayız. Bu riski doğuran ana etkenlerin özünde, çocuklarımız değil ne yazık ki aileler, öğretmenler ve ülkemizin gerçekleri yatmaktadır.
 
Öğrenciye araştırma yapmasını öneren öğretmenin kendisi nasıl araştırma yapacağını bilmezken, araştırma yapmayı düşünen çocuğun anne, babası araştırmanın ne olduğunu bilmezken, araştırma yapılacak kitap, kütüphane, internet gibi kaynaklara sahip değilken ve bu kısa dönemde çözülmeyecek kadar büyük sorunlarla sarmalanmışken bu çocuğun araştırma yaparak öğrenme olanağı yoktur. Bu çocuğa “direk bilgi” yüklemesi de yapılmayınca ortada bilgisiz ama göz boyayan bir sistemin ürünü olarak yaşamın ortasına atılmış “cahil” bireyi yetiştirmiş oluruz.
 
Araştırma yapması istenen, performans ödevi hazırlatılan, proje yaptırılan bir ilk-orta öğretim öğrencisinin hangi şartlarda, hangi ailede bunları yapacağı düşünülmemektedir. Anne ve babaların eğitim ve öğretim durumları açık ve netken ilk-orta öğretimdeki bir çocuğun ailesinden yardım almadan yapabileceği ne bir araştırma olabilir ne de verilen performans ödevleri tamamlanabilir. Bir çok ödev ve araştırma anne baba ve diğer aile bireylerince yapılıp, öğrenci hazıra konarak sadece öğretmenin gözünü boyamakta, öğretmende sistemin gözünü boyamaktadır. Lise öğrencilerine hazır proje satan yerleri tespit etmek hiçte zor değil. Ulustaki Posta caddesine uğramanız yeterlidir.(Bunları söylerken hayalinizde büyük kentlerdeki belli okul öğrencilerini değil, varoşlarda, Anadolu’da, Sivas’ta, Kars’ta, Edirne’de ki aileleri, okulları, çocukları ve imkanları canlandırın lütfen)
 
Bu öyle bir sistem ki öğretmen eksiklikleri bilinirken, ders ücreti karşılığı öğretmenlerle , sözleşmeli öğretmenlerle açık kapatılmaya çalışılırken, okullarda teknik ekipman, fiziksel şartlar eğitim yapmaya uygun halde değilken araştırmaya, yönlendirmeye yönelik bu müfredatın başarı şansı tabi ki olmayacaktır. Bu başarısızlığı dillendirecekler de çıkmayacağı için ancak 40 yıl sonra birkaç nesil kaybedildikten sonra “vah vahlar” başlayacaktır.
 
Her öğrencinin öğrenme şekli, yeteneği ve özelliği farklılık göstermekte ve bu durum yeni müfredatın da çıkış noktalarından birini oluşturmaktadır. Peki bir öğrencinin algılama düzeyi, öğrenme özelliğini hangi öğretmen hangi ölçme değerlendirme yöntemine göre yapacaktır. Okullardaki rehberlik hizmetlerinin gerçekliği karşısında bu tespiti kim hangi ölçüde doğru belirleyecektir. Bir öğrencinin algılamasının içinde yaşadığı ailesiyle, yaşadığı fiziksel ortamıyla da bağı olduğuna göre biz hangi öğrencinin ailesinin hangi durumda olduğunu nasıl  belirleyeceğiz. Tek odalı bir evde beş kardeşiyle oturan bir çocuğun algılamasını, öğrenme şeklini nasıl belirleyeceğiz.
Grup oluşturma çalışmalarında grubun nasıl çalışabileceğini çocuklara anlatamayan öğretmenler ve sonrasında grubun çalışmasını sağlayacak aileler grup çalışması hakkında ne biliyorlar ki , çocukları yönlendirsinler. Büyük şehirlerdeki okullarda çok uzaklardan gelen öğrenciler bulunmakta, kırsal bölgede ise ailelerin bir arkadaşın evinde toplanarak ders yapma düşüncesine alışık değilken ve bu konuda herhangi bir alt yapı oluşturulmamışken grup çalışması nasıl başarıya ulaşacak?
 
Verilen performans ödevlerinin öğrencinin tek başına yapması imkansızken, çocuğa yardımcı olması gereken anne, babaların çocuğa ne kadar yardımcı olabileceğini bir düşünelim. İşten yorgun gelen anne baba burnundan soluduğu bir ortamda çocuğuna ne kadar yardımcı olabilir ki bu yardımcı olabilecek anne baba için geçerli. Bir de eğitim ve öğretim seviyesi düşük (Toplumun genelini bu grup oluşturmaktadır) anne baba hangi becerisi ve bilgisiyle çocuğuna yardımcı olacak.
 
Okul kitaplarında ders konularıyla ilgili yapılacak araştırma ve performans ödevleri projeler için istenenlerin büyük kentlerde bulması bile zorken ve bütün bunlar maddi giderleri gerektirmekte iken bu istenilen ölçülerde ödev, proje hazırlaması çocuktan nasıl beklenebilir?
 
Okullardaki fiziki durumu ve teknik ekipman ise bu müfredatın tam dışındadır. Yani yeterli değildir. Bir okula bir projeksiyon cihazı vermekle, göstermelik Bilgisayar laboratuarları kurmakla, internet bağlantısı var demekle de olmuyor. Pratik uygulamalar bu müfredatın uygulanmayacağını göstermektedir.
 
Bütün bunların üstüne ölçme değerlendirme şekli ne yazık ki bu açılıma uygun düşmemektedir. Beden eğitimi, müzik, resim gibi özgüven oluşturan, birey olma yolunda önemli açılımlar sağlayan derslerde bile aynı yöntemlerle ölçme değerlendirme isteği bu müfredatta da mevcuttur.
 
Sonuç olarak, rehberlik hizmetlerinin yeterli seviyeye getirilmiş bir sistem, öğrenciyi tanıyan, bilen, ailesini, yaşam koşullarını bilen bir okul ve öğrenmeyi bilen, kendini yenileyen, kendisi bilgiye aç, şartları iyileştirilmiş, öğretmen olduğunun farkında ve meslek içi yoğun eğitimler verilmiş köklü öğretmenler, okullardaki teknik, fiziksel şartlarla birlikte, bölgesel farklılıkların dikkate alındığı bir yönetimin uzun vadeli planlamasıyla hayata geçirilebilecek bir müfredat olarak anlamak gerektiğini düşünmekteyiz.
 
İyi niyetle yapılmış ancak ayakları havada kalan bu değişikliğin bu uygulama biçimiyle amacına ulaşamayacağını bir kez daha yinelemekte fayda görüyoruz.

Sırrı Çınar

 


 


 






 
 

 


 


 


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com