| |
YÜKSEK KÜLTÜR
"Kültür" her ne kadar Fransızca kökenli bir kelime olarak bilinse de
Türkçedir. Toprağın Türkçede karşılığı olan "kül" ve "tour"
kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. "Tour", Türkçede "doğuran"
anlamındadır. Yani; "Toprağın doğurduğu, ürettiği anlamında olan kül-tür
kelimesi oluşmuştur.
Bu gerçeği bilmeyen ve araştırma ihtiyacı hissetmeyenlerin ön kabulle
yabancı kökenli kelime olarak kabul ettikleri "kültür" kavramını Türk
gibi düşünerek içini doldurması iyimserlik olur. Bir çok yabancı dilde
Türk, Turkish (Turkiş) olarak geçer. Aslında o yabancılar, bizi bizden
daha güzel bir dille tanımlamaktalar. Çünkü, Turkiş diye seslendirilen
Turkish kelimesi de Kültür kelimesi gibi özbeöz Türkçedir. "Tour ve kişi
kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Çünkü tarihte bize
Touran denmekteydi ve tour kişi de birey olarak sıfatlandırmada
kullanılmıştır. Bu basit ama çok önemli ayrıntılar bizim yani Türklerin
(Şimdiki adımız Türk, aslında touran) kültür üzerindeki hakimiyetimizin
bir göstergesi olarak bütün aydınlığıyla durmaktadır. Touran
olmayanların bize taktıkları Türk sıfatını biz kendimiz tanımlamakta
kullanmaya başlamış ve kendimizi Türk diye tanıtmaya başlamışız.
Bu güzel bilgileri edindiğim araştırmacı Önder Öztürk Ağabeyimin gün
yüzü görmemiş müthiş araştırma sonuçları maalesef dost sohbetlerinde
konuşulmaktadır. Dost sohbetlerinden genele yayılamayan kültür
parçacıkları, intikamını toplumdan çok acımasızca almaktadır. Vasati
kültür birikimine sahip olmayan bireylerin söz sahibi oldukları,
yetkili, etkili konumları işgal ettikleri bir ülke ve sonuçta; sığ,
asgari düşünme yetisine dahi sahip olmayan yığınların oluştuğu bir
toplum kaçınılmaz olmuştur.
Bu gerçeklik karşısında "yüksek kültür" den söz etmek aslında densizlik
olacak. Ama yüreğimiz yanıyor. Normal kültür birikimi olmayan insanların
yeni dünya düzeni içinde hangi şartlara sahip olacağını bilmek için
büyük araştırmalara gerek yok. Rekabet edebilmek için gerekli olan
bilgi, bilgiyi kullanma ve büyük fark atmış ülkelere ulaşmak için
onların yöntemleriyle arkalarından sürüklenen uydu toplum ve ülke
olmamanın yollarını aramanın en temel yolu kültür birikimini artırmak ve
"yüksek kültüre" ulaşmak olacaktır.
Gelişmiş ülkelerin bilgi ve bilgi teknolojilerini kullanarak, üstelik
onların izin verdiği kadarıyla kullanma imkanına sahipken yeni dünya
düzeni içinde rekabet edebilme şansımız olabilir mi? Olmayacağı açıktır.
Aynı güzergahta koşuya çıkmış iki atletten biri büyük farkla öndeyken
arkadakinin öndeki atletin hızıyla ona ulaşmasının imkansızlığı gibi bir
gerçeklik var. Bu gerçeği göz ardı etmek ise ancak akıl-idrak gibi
yetenekleri körelmiş, kültür parçacıklarını toparlayamamış köleleşmiş
toplum davranışıdır.
Yapmamız gerekenler açık ve net bir şekilde önümüzde durmaktadır.
Islahat yaparak, reformlarla bir yerlere varamayacağımıza göre yapmamız
gereken, olmayanı, düşünülmeyeni, uygulanmayanı bilgi birikimimizi
zorlayarak bulmak ve hayata geçirmektir. Aykırı olarak kabul edilecek
devrimlerin gerçekleşmesi gerekiyor. Mesela; Makine mühendisini bir
işletmeci kadar, bir bilgisayar programcısı kadar, bir uluslar arası
ilişkiler uzmanı kadar, bir halk bilimcisi kadar, bir edebiyatçı kadar
farklı dallarda bir bütün olarak yetiştirmek. Bütün bu konuların uzmanı
olacak kadar bilgi yüklemek. Geniş ufuk sahibi, yüksek kültür sahibi
bireyler yetiştirmek. Yada kamuda, üniversitede, sanatta, edebiyatta,
siyasette yer alacak bireylerin özellikle seçilip özel bir eğitimle daha
ilköğretimden itibaren yetiştirilmesi. Ya da, tıp doktoru
yetiştirileceklerin çırak-usta ilişkisine benzer biçimde ve diğer
bilimlerin öğretildiği ilköğretimden itibaren hastanede yetiştirilmesi
gibi. Bu tür aykırı düşünceler çeşitlendirilebilir ve daha da aykırı
düşünceler üretilebilir.
Önemli olan gelişmiş ülkelerin ekonomik, teknolojik, bilimsel, siyasi
olarak aldıkları yollarda uyguladıklarının aynısını uygulamaktan
vazgeçmektir. Önemli olan yüksek kültür seviyesini yakalamış bireylerin
üretilmesi ve çoğaltılmasıdır. Söyleneni anlayan, bilgi sahibi, analiz
yapabilen, duyarlı, çözüm üretebilen, toprağını tanıyan, ülkesini bilen,
insanını seven, fedakar, cefakar, vefakar, seviyeli, seciyeli ve en
önemlisi şahsiyetli bireyler üretebilmek ve sayılarını artırabilmektir.
Şahsiyetli insan konusu ayrı bir yazı konusu. Üzerinde durulması gereken
önemli bir ayrıntı ama kültürün altında ki bir ayrıntı. Normal kültüre
sahip insanlardan öteye geçip, "yüksek kültürle" donanmış insanların
olduğu bir toplumda yaşamanın hazzı başka olsa gerek. O günleri görmeyi
ne arzuluyorum bir bilseniz.
SIRRI ÇINAR
 |
|