SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

KİM ÖZÜRLÜ ?



Türk Dil Kurumunun yayınladığı Türkçe Sözlükte Özürlü; özrü olan, eksiklik, sakat veya kusuru olan, defolu. Engelli ise;Engeli olan. Engel ise;bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mani, mahzur, müşkül olarak açıklanıyor. Toplumdaki anlayış ise özürlünün, ayıplı olduğu yönündedir. Hem sözlük anlamıyla, hem toplumdaki anlayış olarak özürlü yerine , engelli kelimesini kullanmak gerekir. Zaten özürlü ile engelli aynı şey değildir.

Her yıl, 3 Aralık tarihi Dünya engelliler günüdür. 3 Aralıkta çeşitli faaliyetler yapılır. Konferanslar, toplantılar, spor karşılaşmaları, halk oyunu gösterileri, konserler. Uzun ve hamasi konuşmalarla engelliler gündeme gelir. Basın yayın organları, haber bültenlerinde bu faaliyetleri duyurur. Bazen de televizyonlar küçük programlar hazırlar.

Gelecek yıla kadar, engellilere karşı görev yapmanın huzuruyla beklemeye başlanır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, gelişmiş ülkelerde nüfusun %10’u, gelişmekte olan ülkelerde Nüfusun %12’sinin engelli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemizde 7.5 Milyon engelli var. Yani, gelişmekte olan ülke verilerine yakınız. Bir başka anlatımla, tanıdığımız her yüz kişiden 12 ‘si engelli. Yaşamın tam içinde olan bu dostlarımızın farkında mıyız?

Şimdi birlikte düşünelim; Engelliler gerçek yaşamda ne yapar? Nasıl yaşar? Neyle geçinir? Ne hissederler? Ailelerinin durumu nedir? Neye ihtiyaç duyarlar? Doğuştan ve sonradan engelli olanların içinde bulundukları durum kendi tercihlerimi? Daha dün, sapa-sağlam olan, bu gün engelli duruma düşen kaç kişi var? İnsan bedeninde eksik organların olması; duygu, düşünce, diğer insani arzularının da eksikliğimidir? Gözleri görmeyen, kulakları duymayan, bedenini, ellerini, ayaklarını kullanamayan, zekası tam olmayanların, acıyı , sevinci, mutluluğu, kederi hisseden ruhları yok mu? Bu insanların bir şeyler üretebileceğini, özgürce yaşamak istediklerini, fert olarak saygı ,sevgi görmek istediklerini hiç düşündük mü? Engelli bir çocuğa sahip olan anne-babanın neler yaşadığını, hangi duyguları beslediğini, endişelerini, hayattan beklentileri hiç akılımıza geldi mi?

Ben öldükten sonra çocuğum ne olacak ? sorusu ile yaşamanın ne olduğunu biliyor muyuz?

Çocuklarımızı en iyi okula gönderirken, engelli çocuğuna eğitim veremeyen aileler ne hisseder?

Engellilere acımanın dışında anlamak için ne yaptık.?

Yatak odasından , mutfağa gitmenin birileri için asla gerçekleşmeyecek bir faaliyet olduğunu biliyor muyuz? Kendine zarar verecek davranışları bilmeyen birini bu zararlardan kurtarmanın ne kadar zor olduğunu hissettik mi? Evet, çok az düşündük veya hiç düşünmedik. İdarecisinden, öğretmenine , siyasetçisinden, gazetecisine, valisinden, kaymakamına, muhtarından , imamına , işadamından, hukukçusuna, çok az düşündük veya hiç düşünmedik.

7,5 Milyon engellinin yaşadığı ülkede, 193 özel eğitim okulunun varlığı, bu okullarda 13.000 öğrencinin eğitim görmesi, bugüne kadar özel eğitim alan sadece 31.500 kişinin olması düşünmediğimizin ispatıdır.

Sigorta sisteminin olmayışı ve engelli yardımı olarak aylık 8 milyon lira ödenmesi Devletimizin bu konuya ne kadar ilgisiz kaldığını göstermez mi? Siyasi partilerin programlarında ve teşkilatlanma modellerinde engelliler ile ilgili çalışma olmaması ilgisizlik değil midir? Eğitim kurumlarının büyük kentlerde toplanması, Anadolu’nun diğer il ve ilçelerinde yaşayan engellilerin unutulduğunu göstermiyor mu?

Büyük kentlerde, toplum yaşamını direk etkileyen yol, kaldırım, üst geçit, alt geçit, alışveriş merkezi, kütüphane, toplu ulaşım araçları, resmi kurumlar ve şehrin tamamı engelliler için uygun yerler mi?

Sadece ailesinin, özellikle anne-babasının bakımı altında olan engellinin, bu yakınlarını kaybetmesi halinde ona kimin el uzatacağını bildiren bir yasamız yok. Özel sigorta sistemi kurulmamış. İş kazalarında engelli duruma düşenler için SSK mevzuatının eksik yanları var. 7,5 milyonluk bu özel insan grubunu anlamadığımız, görmezlikten geldiğimiz başka nasıl anlatılır?

Konuşmaktan, göstermelik bazı düzenleme ve faaliyetlerden başka ne yaptık.? Almanya’da 450.000 engelli, sporla iç-içe yaşıyor.100 spor kulübünde zeka, görme, işitme ve bedeni engelliler olarak 4 ayrı grupta spor yapıyor. Ülkemizde ise,sadece 3.800 engelli spor yapabiliyor.

Engellilerin insanca yaşamasını sağlamak, sosyal ve eğitim imkanlarını artırmakla mümkündür. Asıl özürlü: İnsana, insan olduğu için değer vermeyen, insani ihtiyaçları gidermeyen idareciler. Üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmekte acze düşen toplumlardır.

Onların yaşadıklarını tam hissetmek mümkün değil. Hiç olmazsa,bu halleriyle sahiplenip destekleyelim ve saygı duyalım. Her ferdi, bütün kurum ve kuruluşları düşünmeye, göreve, saygıya davet ediyorum. Engellileri hatırlayalım. Her zaman ve her yerde, 3 Aralığı beklemeden üzerimize düşeni yapalım...
Sırrı Çınar

 


 


 


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com