| |
KİM ÖZÜRLÜ ?
Türk Dil Kurumunun yayınladığı Türkçe Sözlükte Özürlü; özrü olan,
eksiklik, sakat veya kusuru olan, defolu. Engelli ise;Engeli olan. Engel
ise;bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mani, mahzur, müşkül olarak
açıklanıyor. Toplumdaki anlayış ise özürlünün, ayıplı olduğu yönündedir.
Hem sözlük anlamıyla, hem toplumdaki anlayış olarak özürlü yerine ,
engelli kelimesini kullanmak gerekir. Zaten özürlü ile engelli aynı şey
değildir.
Her yıl, 3 Aralık tarihi Dünya engelliler günüdür. 3 Aralıkta çeşitli
faaliyetler yapılır. Konferanslar, toplantılar, spor karşılaşmaları,
halk oyunu gösterileri, konserler. Uzun ve hamasi konuşmalarla
engelliler gündeme gelir. Basın yayın organları, haber bültenlerinde bu
faaliyetleri duyurur. Bazen de televizyonlar küçük programlar hazırlar.
Gelecek yıla kadar, engellilere karşı görev yapmanın huzuruyla beklemeye
başlanır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, gelişmiş ülkelerde
nüfusun %10’u, gelişmekte olan ülkelerde Nüfusun %12’sinin engelli
olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemizde 7.5 Milyon engelli var. Yani,
gelişmekte olan ülke verilerine yakınız. Bir başka anlatımla,
tanıdığımız her yüz kişiden 12 ‘si engelli. Yaşamın tam içinde olan bu
dostlarımızın farkında mıyız?
Şimdi birlikte düşünelim; Engelliler gerçek yaşamda ne yapar? Nasıl
yaşar? Neyle geçinir? Ne hissederler? Ailelerinin durumu nedir? Neye
ihtiyaç duyarlar? Doğuştan ve sonradan engelli olanların içinde
bulundukları durum kendi tercihlerimi? Daha dün, sapa-sağlam olan, bu
gün engelli duruma düşen kaç kişi var? İnsan bedeninde eksik organların
olması; duygu, düşünce, diğer insani arzularının da eksikliğimidir?
Gözleri görmeyen, kulakları duymayan, bedenini, ellerini, ayaklarını
kullanamayan, zekası tam olmayanların, acıyı , sevinci, mutluluğu,
kederi hisseden ruhları yok mu? Bu insanların bir şeyler
üretebileceğini, özgürce yaşamak istediklerini, fert olarak saygı ,sevgi
görmek istediklerini hiç düşündük mü? Engelli bir çocuğa sahip olan
anne-babanın neler yaşadığını, hangi duyguları beslediğini,
endişelerini, hayattan beklentileri hiç akılımıza geldi mi?
Ben öldükten sonra çocuğum ne olacak ? sorusu ile yaşamanın ne olduğunu
biliyor muyuz?
Çocuklarımızı en iyi okula gönderirken, engelli çocuğuna eğitim
veremeyen aileler ne hisseder?
Engellilere acımanın dışında anlamak için ne yaptık.?
Yatak odasından , mutfağa gitmenin birileri için asla gerçekleşmeyecek
bir faaliyet olduğunu biliyor muyuz? Kendine zarar verecek davranışları
bilmeyen birini bu zararlardan kurtarmanın ne kadar zor olduğunu
hissettik mi? Evet, çok az düşündük veya hiç düşünmedik. İdarecisinden,
öğretmenine , siyasetçisinden, gazetecisine, valisinden, kaymakamına,
muhtarından , imamına , işadamından, hukukçusuna, çok az düşündük veya
hiç düşünmedik.
7,5 Milyon engellinin yaşadığı ülkede, 193 özel eğitim okulunun varlığı,
bu okullarda 13.000 öğrencinin eğitim görmesi, bugüne kadar özel eğitim
alan sadece 31.500 kişinin olması düşünmediğimizin ispatıdır.
Sigorta sisteminin olmayışı ve engelli yardımı olarak aylık 8 milyon
lira ödenmesi Devletimizin bu konuya ne kadar ilgisiz kaldığını
göstermez mi? Siyasi partilerin programlarında ve teşkilatlanma
modellerinde engelliler ile ilgili çalışma olmaması ilgisizlik değil
midir? Eğitim kurumlarının büyük kentlerde toplanması, Anadolu’nun diğer
il ve ilçelerinde yaşayan engellilerin unutulduğunu göstermiyor mu?
Büyük kentlerde, toplum yaşamını direk etkileyen yol, kaldırım, üst
geçit, alt geçit, alışveriş merkezi, kütüphane, toplu ulaşım araçları,
resmi kurumlar ve şehrin tamamı engelliler için uygun yerler mi?
Sadece ailesinin, özellikle anne-babasının bakımı altında olan
engellinin, bu yakınlarını kaybetmesi halinde ona kimin el uzatacağını
bildiren bir yasamız yok. Özel sigorta sistemi kurulmamış. İş
kazalarında engelli duruma düşenler için SSK mevzuatının eksik yanları
var. 7,5 milyonluk bu özel insan grubunu anlamadığımız, görmezlikten
geldiğimiz başka nasıl anlatılır?
Konuşmaktan, göstermelik bazı düzenleme ve faaliyetlerden başka ne
yaptık.? Almanya’da 450.000 engelli, sporla iç-içe yaşıyor.100 spor
kulübünde zeka, görme, işitme ve bedeni engelliler olarak 4 ayrı grupta
spor yapıyor. Ülkemizde ise,sadece 3.800 engelli spor yapabiliyor.
Engellilerin insanca yaşamasını sağlamak, sosyal ve eğitim imkanlarını
artırmakla mümkündür. Asıl özürlü: İnsana, insan olduğu için değer
vermeyen, insani ihtiyaçları gidermeyen idareciler. Üzerine düşen görev
ve sorumluluğu yerine getirmekte acze düşen toplumlardır.
Onların yaşadıklarını tam hissetmek mümkün değil. Hiç olmazsa,bu
halleriyle sahiplenip destekleyelim ve saygı duyalım. Her ferdi, bütün
kurum ve kuruluşları düşünmeye, göreve, saygıya davet ediyorum.
Engellileri hatırlayalım. Her zaman ve her yerde, 3 Aralığı beklemeden
üzerimize düşeni yapalım...
Sırrı Çınar
 |
|