SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

NEDEN İLETİŞİM KURAMIYORUZ?



İletişim; insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin sözlü, yazılı, davranışsal biçimde birbirlerine aktarılması olarak basitçe tanımlanabilir. Bu aktarılmada, aktaran ve alanın karşılıklı olarak algılamaları en önemli etken olarak karşımıza çıkar. Algılama ise bireyin zeka düzeyi, bilgi birikimi, tecrübesi ve bilgileri kullanma yetisi olan akılla doğrusal orantılıdır. Monolog , yani tek taraflı aktarım iletişimin tanımına aykırıdır. İletişim olabilmesi için karşılıklı aktarım (diyalog), karşılıklı algılama ve anlamanın olması şarttır. Algılamanın bağlı olduğu etkenlerin tamamının yani zeka, akıl, bilgi, tecrübenin var olmasının yanında açık bir zihin, ufuk ve şartlanmamışlıkta gereklidir. Taraflardan biri, korkarak, çekinerek, ön yargıyla, şartlanarak algılamaya çalışıyorsa algılama gerçekleşir ama anlama gerçekleşmez ki bu da iletişimi ortadan kaldırmayıp eksik, sakat iletişimin doğmasına neden olur.

İnsanların bulunduğu her ortamda mutlaka bir iletişim vardır. Ancak bu iletişimin bireyin sosyalleşmesin, mutluluğunu, sorun çözmesini sağlayan en önemli iletişim biçimi sözlü iletişimdir. Sözlü iletişimi davranışsal iletişim destekler.
Her birimiz gün içinde ailemizle, arkadaşlarımızla, iş yerindeki çalışanlarla, okulda, otobüste ve yalnız olmadığımız her yerde iletişim içindeyiz. Sağlıklı iletişim kurduğumuz sürece hayatımızı kolaylaştırıp, mutluluğumuzu artırıp, sorunlarımızı çözebilmekteyiz. Ancak çoğu zaman da bu sağlıklı iletişimi kuramadığımız için ciddi bireysel ve sonrasında büyüyen problemlerle karşı karşıya kalmaktayız. Anlamamakta direnen, algılama güçlüğü çeken, algılamamak ve anlamamak için ön yargıyla dinleyen, küçümseyerek karşısındakini önemsemeyen ve en tehlikelisi iletişim kurmaya ihtiyaç hissetmediğini düşünenlerle konuşmak, iletişimin kazandıracağı güzellikleri yok edip, yerine sıkıntı, duygusal acı ve büyüyen problemler getirir.
İnsanlar neden iletişim kurmamakta bu kadar direnir? Algılamak, anlamak ve bunu karşısındakine hissettirmek, karşıdaki insanın önemsendiğini, değerli olduğunun “kabulü” anlamı taşır ki bu insan egosuna zor gelir. Kendini tanımayan, öz güveni eksik, bulunduğu makam ve mevkiini kaybetmek istemeyen, iktidarı paylaşmayı istemeyen biri için “seni kabul” ettim mesajı göndermesi imkansızlaşır ve iletişimi yok eder. İletişim olmayınca kim kazançlı çıkar? Hiç kimse! Yani, algılamakta ve anlamamakta direnen de huzursuz olur, bilgi artırımını gerçekleştiremez ve problemleri çözemez. Anlatan, aktaran da algılanmadığı ve anlaşılmadığı için aynı olumsuzlukları yaşar.

Bizim ülkemizde “kalıplarla düşünen”, “şablonlarla hareket eden” insan sayısının çoğunlukta olması iletişimin önündeki en büyük engeldir. Bireysel ilişkilerde de karşımıza çıkan bu yaklaşım, devlet yönetiminde, geneli ilgilendiren konularda da maalesef katı bir biçimde vardır ve her geçen gün katılığını artırmaktadır. Hiyerarşik yapı içinde yukardan gelen emirlerle hareket etmeye alışmış, olanı sorgulamamış ve olması gerekeni düşünmemiş, öz güvenden yoksun, bilgi dağarcığı zayıf bireylerin toplumun genelini ilgilendiren konularda bireysel tercihlerini bu olumsuz özellikleriyle güçlendirip iletişim kurmaması telafisi imkansız problemler yaratılmasına neden olmaktadır. “Benden başka hiç kimse bir şey bilemez ve düşünemez” yaklaşımıyla, ön yargıyla oluşturduğu kalıplarla düşünen erk sahibi insanların topluma verdikleri zararı ölçmek için onlarca yıl beklemek gerekir. Çünkü; kurulmayan iletişim sonucu yapılan yanlışlıkların sonucu uzun vadeye yayılacaktır.
İçinde bulunduğumuz bir çok problemin çözülememesinin en önemli nedeni iletişime kapalı yetkili ve sorumlu kişilerin devleti temsil eden kurumların başında oturmasıdır.

İletişim, devletler arasında çıkabilecek savaşları önleyebilecek, aile dramlarını yok edebilecek, sağlıklı toplum ve sağlıklı birey oluşturabilecek, insana verilen en önemli imkan ve özelliktir.

Bunu kavrayabilen, algılayıp anlayabilen bireylerin çoğalması dilemekle olmayacak kadar emek verilmesi gereken bir konudur. Ailede başlayıp, eğitim hayatında devam eden süreçte öğrenilebilecek bir konudur iletişim.
Yıllar önce bir karikatürde yığınla duran kitapların üzerine çıkmış biri aşağılarda duran küçük insanlara bakarak” kimse beni anlamıyor” diyordu. Karikatürize edilen yaşamın önemli bir gerçeğini her gün çeşitli şekillerde yaşamaktayız. Cahilliğin bu kadar körüklendiği, düşünen insanların küçümsenip horlandığı, sürü olmamaya direnenlerin “deli” diye nitelendirildiği bir ortamda birileri birilerini hiç anlamayacak. Bu anlamazlığın sonunda açlık, sefalet, acı ve gözyaşı olacak.

Eğer birilerini seviyorsak ki bu ailemiz, arkadaşımız, işimiz veya ülkemiz olabilir, o zaman iletişimi öğrenip sağlıklı iletişim kuralım. Öğrenilebilen ve az bir gayretle gerçekleşebilecek bu insani özelliğimizi ortaya koymakla herkesin kazanmasını sağlayalım. Çünkü iletişimde tarafların hepsi kazanır.



Sırrı Çınar


 


 


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com