|


 |
NEDEN
İLETİŞİM KURAMIYORUZ?
İletişim; insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin sözlü, yazılı,
davranışsal biçimde birbirlerine aktarılması olarak basitçe tanımlanabilir.
Bu aktarılmada, aktaran ve alanın karşılıklı olarak algılamaları en önemli
etken olarak karşımıza çıkar. Algılama ise bireyin zeka düzeyi, bilgi
birikimi, tecrübesi ve bilgileri kullanma yetisi olan akılla doğrusal
orantılıdır. Monolog , yani tek taraflı aktarım iletişimin tanımına
aykırıdır. İletişim olabilmesi için karşılıklı aktarım (diyalog), karşılıklı
algılama ve anlamanın olması şarttır. Algılamanın bağlı olduğu etkenlerin
tamamının yani zeka, akıl, bilgi, tecrübenin var olmasının yanında açık bir
zihin, ufuk ve şartlanmamışlıkta gereklidir. Taraflardan biri, korkarak,
çekinerek, ön yargıyla, şartlanarak algılamaya çalışıyorsa algılama
gerçekleşir ama anlama gerçekleşmez ki bu da iletişimi ortadan kaldırmayıp
eksik, sakat iletişimin doğmasına neden olur.
İnsanların bulunduğu her ortamda mutlaka bir iletişim vardır. Ancak bu
iletişimin bireyin sosyalleşmesin, mutluluğunu, sorun çözmesini sağlayan en
önemli iletişim biçimi sözlü iletişimdir. Sözlü iletişimi davranışsal
iletişim destekler.
Her birimiz gün içinde ailemizle, arkadaşlarımızla, iş yerindeki
çalışanlarla, okulda, otobüste ve yalnız olmadığımız her yerde iletişim
içindeyiz. Sağlıklı iletişim kurduğumuz sürece hayatımızı kolaylaştırıp,
mutluluğumuzu artırıp, sorunlarımızı çözebilmekteyiz. Ancak çoğu zaman da bu
sağlıklı iletişimi kuramadığımız için ciddi bireysel ve sonrasında büyüyen
problemlerle karşı karşıya kalmaktayız. Anlamamakta direnen, algılama
güçlüğü çeken, algılamamak ve anlamamak için ön yargıyla dinleyen,
küçümseyerek karşısındakini önemsemeyen ve en tehlikelisi iletişim kurmaya
ihtiyaç hissetmediğini düşünenlerle konuşmak, iletişimin kazandıracağı
güzellikleri yok edip, yerine sıkıntı, duygusal acı ve büyüyen problemler
getirir.
İnsanlar neden iletişim kurmamakta bu kadar direnir? Algılamak, anlamak ve
bunu karşısındakine hissettirmek, karşıdaki insanın önemsendiğini, değerli
olduğunun “kabulü” anlamı taşır ki bu insan egosuna zor gelir. Kendini
tanımayan, öz güveni eksik, bulunduğu makam ve mevkiini kaybetmek istemeyen,
iktidarı paylaşmayı istemeyen biri için “seni kabul” ettim mesajı göndermesi
imkansızlaşır ve iletişimi yok eder. İletişim olmayınca kim kazançlı çıkar?
Hiç kimse! Yani, algılamakta ve anlamamakta direnen de huzursuz olur, bilgi
artırımını gerçekleştiremez ve problemleri çözemez. Anlatan, aktaran da
algılanmadığı ve anlaşılmadığı için aynı olumsuzlukları yaşar.
Bizim ülkemizde “kalıplarla düşünen”, “şablonlarla hareket eden” insan
sayısının çoğunlukta olması iletişimin önündeki en büyük engeldir. Bireysel
ilişkilerde de karşımıza çıkan bu yaklaşım, devlet yönetiminde, geneli
ilgilendiren konularda da maalesef katı bir biçimde vardır ve her geçen gün
katılığını artırmaktadır. Hiyerarşik yapı içinde yukardan gelen emirlerle
hareket etmeye alışmış, olanı sorgulamamış ve olması gerekeni düşünmemiş, öz
güvenden yoksun, bilgi dağarcığı zayıf bireylerin toplumun genelini
ilgilendiren konularda bireysel tercihlerini bu olumsuz özellikleriyle
güçlendirip iletişim kurmaması telafisi imkansız problemler yaratılmasına
neden olmaktadır. “Benden başka hiç kimse bir şey bilemez ve düşünemez”
yaklaşımıyla, ön yargıyla oluşturduğu kalıplarla düşünen erk sahibi
insanların topluma verdikleri zararı ölçmek için onlarca yıl beklemek
gerekir. Çünkü; kurulmayan iletişim sonucu yapılan yanlışlıkların sonucu
uzun vadeye yayılacaktır.
İçinde bulunduğumuz bir çok problemin çözülememesinin en önemli nedeni
iletişime kapalı yetkili ve sorumlu kişilerin devleti temsil eden kurumların
başında oturmasıdır.
İletişim, devletler arasında çıkabilecek savaşları önleyebilecek, aile
dramlarını yok edebilecek, sağlıklı toplum ve sağlıklı birey
oluşturabilecek, insana verilen en önemli imkan ve özelliktir.
Bunu kavrayabilen, algılayıp anlayabilen bireylerin çoğalması dilemekle
olmayacak kadar emek verilmesi gereken bir konudur. Ailede başlayıp, eğitim
hayatında devam eden süreçte öğrenilebilecek bir konudur iletişim.
Yıllar önce bir karikatürde yığınla duran kitapların üzerine çıkmış biri
aşağılarda duran küçük insanlara bakarak” kimse beni anlamıyor” diyordu.
Karikatürize edilen yaşamın önemli bir gerçeğini her gün çeşitli şekillerde
yaşamaktayız. Cahilliğin bu kadar körüklendiği, düşünen insanların
küçümsenip horlandığı, sürü olmamaya direnenlerin “deli” diye
nitelendirildiği bir ortamda birileri birilerini hiç anlamayacak. Bu
anlamazlığın sonunda açlık, sefalet, acı ve gözyaşı olacak.
Eğer birilerini seviyorsak ki bu ailemiz, arkadaşımız, işimiz veya ülkemiz
olabilir, o zaman iletişimi öğrenip sağlıklı iletişim kuralım. Öğrenilebilen
ve az bir gayretle gerçekleşebilecek bu insani özelliğimizi ortaya koymakla
herkesin kazanmasını sağlayalım. Çünkü iletişimde tarafların hepsi kazanır.
Sırrı Çınar |


 |