|


 |
HER İLİŞKİ BİR ÇİÇEK
İnsanın sosyal bir varlık olduğunu bilmeyen, duymayan yoktur. Sosyal varlık
olmanın yolunun da ilişkiden, iletişimden geçtiğini de… İlişkinin başlama
şekilleri çeşitlidir. Sessiz iletişimden, sınırlı iletişimden, diyaloga
varan ve gelişmiş, içselleştirilmiş haline varıncaya kadar geçen bir
süreçtir. Bu sürecin sonucunda sağlıklı bir iletişim ve sağlıklı bir ilişki
doğabilir. Doğan bu ilişkinin adını da ilişkinin tarafları koyarlar.
Arkadaşlık, dostluk, tanışıklık, akrabalık, hısımlık, hemşerilik vb. İlişki
başladıktan sonra devamlı hale gelmesi için ilişkinin adına ve işlevine
bağlı olarak çeşitli formüller, davranış kalıpları, refleksler gelişir. İş
arkadaşlığı ayrıdır, sade arkadaşlık ayrı. Akrabalık ayrıdır, akraba ve
arkadaş olmak ayrı. Hele dost olmak çok ayrı bir ilişki çeşididir. İnsanın
isteyerek, kendi rızasıyla ruh benzeşmesi, yaşam felsefesi uyumu ve yürekten
gelen şartsız sevgi ile oluşan ilişkiye “arkadaşlık, dostluk” tanımlaması
yapmak yanlış olmaz. İşte tam burada kişilerin yani ilişkiyi belirleyen
tarafların her birine düşen sorumluluk, anlayış, incelik, zarafet, saygı ve
kaybetme korkusu o ilişkinin süresini, vereceği gücü, büyüklüğünü belirler.
Bu kadar genel açıklamadan sonra daha anlaşılır yazmakta fayda görüyorum.
Arkadaşlık, dostluk, akrabalık veya daha resmi ilişki… Adı ve çeşidi ne
olursa olsun ilişkileri büyük bir bahçeye benzetebiliriz. Her ilişkiyi
sembolize eden, belirleyen ve gösteren bir bitkisi olduğunu düşünebiliriz.
Her birimiz de bahçıvan. O bahçede papatyalar, güller, sümbüller, çamlar,
çınarlar, kaktüsler, meyve ağaçları, menekşeler, bodurlar ve binlerce ,on
binlerce çeşit… Yani her ilişkimiz o bahçedeki herhangi bir bitkiyle eştir.
Hiç biri diğerine benzemez. Bazen aynı familyadan ama ayrı bitkiler
olabilir. Biz onları biri birine benzetiriz. Beyaz gülle, kırmızı gül gibi
ya da orkidelerden biri gibi. Benzerler ama aynısı olmaz, olamazlar. Bu
büyük ve sınırsız bahçede bütün bitkileri aynı görüp, hepsine aynı miktarda
su verirsek, ya da susuz bırakırsak, ilaçlamayı, budamayı, diplerini
yumuşatmayı, soğuktan sıcaktan korumayı, güneşe çıkarıp, gölgede tutmayı
aynı şekilde yaparsak kaç bitki büyür, gelişir, çiçek açar veya meyve verir?
Cevap;çok azı hem de verenlerde asıl verecekleri kadar vermez. Doğrusu; her
bitkinin istediği şekilde davranmak ve sonuca ancak o doğru davranışlarla
varmak. Çam ağacına çok su vererek kısa sürede büyümesini beklemek, çiçeksiz
bir bitkiden ille de çiçek açmasını beklemek, meşe ağacından meyve beklemek
ne kadar yersiz ise her ilişkiden güzellikler veya beklentiler doğrultusunda
sonuç beklemek de yersizdir. Ancak doğru bitkiye, doğru beklenti yanıltmayan
sonuç verir. Yani çınar ağcını bilerek ona göre davranmak ve ne vereceğini
bilmekle ilgilidir. Bütün bu davranışların olmazsa olmazı vardır ki, bu
olmadan ne yaparsan yap tam sonuca ulaşamazsın. O’nun adı ise “sevgi”dir.
Sevgi tam olmadan, karşındakini iyi tanımadan, o’na emek vermeden, üstüne
titremeden ve senin için değerli olmadan o bitki büyümez, yeşermez, çiçek
açmaz, meyve vermez. Yanılmışsan, kaktüsü orkide çeşidi sanıp öyle
davranmışsan her dikeni gördüğünde üzülüp ve nerede hata yaptığına
bakacaksın. Kaktüs de senin o’nu tanıdığını düşünecek ve dikenleri için
neden bu kadar tepki verdiğini bir türlü anlayamayacak. Bazen de sevgin
gözünü kör edecek ve “gülün” suya, sevgiye, havaya olan ihtiyacını
abartacaksın ve “gülün” solmasına , kurumasına, çürümesine sebep olacaksın.
Bazen zeytin ağacından elma, elma ağacından ayva, ayva ağacından kayısı
bekleyeceksin ve her seferinde yanılacaksın. Aldığın her meyve seni tatmin
etmeyecek, üzülecek, ağlayacak ve kendi kendine kızacaksın. Bazen çileklerin
dağ gibi büyüyüp gölgesiyle seni örteceğini düşünecek ama hiçbir zaman o
olmayacak, yine üzüleceksin. Bazen de iğde diyerek değer vermeyeceksin ama
saldığı kokuyu duyunca pişman olacaksın. İlk fırtına da yıkılıp uçacağını
düşünerek pek önemsemediğin çınar ise yüzyıllarca arkanı yaslayacak gücüyle,
heybetiyle ve sağlamlığıyla seni yanıltacak. Yanılmadan, bilerek,
hissederek, tanıyarak ve üstüne düşen sorumlulukla, sevgiyle üzerine
titrediğin ne olursa olsun mutlaka bir gün tam istediğin sonucu verecektir.
Saksı çiçeğinden fırtınalara dayanmasını beklemeden, çınardan meyve,
zeytinden ilk yıl ürün beklemeden, ne istediğini bilirsen üzülmezsin.
Kaybeden sen olmazsın ama bahçedeki bütün bitkileri tanımanın da imkansız
olduğunu bilmen lazım.
Şimdi oturup düşünelim; benim bahçemde hangi bitkiler var ve ne kadar doğru
davrandım? Yanıldıklarımız, bildiklerimizden daha mı çok? Çok mu su verip
çürüttüklerimiz? Ya su vermeyip, sevmeyip, konuşmayıp kuruttuklarımız?
Galiba biz bu bahçıvanlığı hiç öğrenemeyeceğiz.
Sırrı Çınar |


 |