|


 |
GÖREN
GÖZ; FOTOĞRAF
Bütün sanat dalları gibi fotoğrafçılık da insanın gelişmesine yöneliktir.
Geniş ufuklu, sistematik düşünce metoduna sahip bireylerin yetişmesi ancak
sanat dallarından biri yada birkaçıyla uğraşılması sonucu gerçekleşir. Çünkü
sanat ancak insanla mümkündür ve olağan dışı, hayal ürünü, ifade etme ve
beynin farklı çalıştırılmasıyla ortaya çıkan eylemlerdir. İşte bu faydaları
sağlayan fotoğrafçılığın çok küçük yaşlarda eğitimin bir parçası olması
gerektiğine inanıyorum.
Fotoğraf makinesinin vizöründen bakmak, objektifin çerçevelediği görüntüleri
görmek ve ayrıntıları fark edip deklanşöre basmak bireyin sosyal ve normal
hayatında çok büyük fonksiyonlar yüklenir. Fotoğrafçı gözüne ve düşünce
sistemine sahip birisi çevresinde gördüğü bütün olay, mekan, kişi ve her
şeye o gözle bakar. Yani başkalarının yanından geçip giderken fark edemediği
ayrıntıları fotoğrafçı yakalar. Her gün yolumuzun üzerindeki bir ağacı fark
etmeden, güzel mi, çirkin mi, duruşu nasıl bilmeden yok sayarız. Oysa
fotoğrafçı gözü, o ağacın rengini, dallarının büyüme şeklini, iriliğini,
duruşunu, yapraklarını görür. Uzun süre deklanşöre basan biri bir süre sonra
gördüğü her kareyi zihninin deklanşörüne basarak kaydeder. Makinede filme
veya hafızaya almaya alışmış biri gördüğünü beynine kaydetmesi de çok kolay
olur. Fotoğraf çeken biri, gözün görebildiği çok geniş alanı karelere
bölerek bakar. Böldüğü her karenin ayrıntılarını görür, önemli bölümleri
yakalar. Küçük parçalarla çevresine bakan birinin çevresini algılaması,
gördükleriyle mutlu olması yada hüzün duyması da aynı kolaylıktadır. Her
insanın yüzlerce defa gördüğü ama hiç önemsemediği bir böceği dahi
fotoğrafçı gözü görür. Üzerindeki desenleri, duruşunu fark eder. O yüzden
fotoğrafçılıkla uğraşan biri diğer insanlardan çok kolay ayırt edilir.
Fotoğrafçının algılaması yüksektir. Sistem kurmasını ve çözümlemesini iyi
becerir. Küçük parçaları birleştirerek ve ayrıntıları bilerek yapılan bütün
eylemlerin doğru sonuç doğurması daha da kolaydır.
Bu kadar üstün yeteneklere ulaştıran fotoğrafçılığın çok önemsenmediğini de
biliyorum. Son zamanlarda dijital teknolojiyle birlikte fotoğraf çeken alet
sayısı da arttı. Telefonla, küçük dijital makinelerle fotoğraf çekiliyor.
Mutlaka bu çalışmalarında yapanlar üzerinde olumlu etkisi olacaktır ama asıl
fotoğrafçılık ışığı, rengi, yansımayı, görüntüyü birleştirip filme kayıt
edilmesi ve merakla çekilen fotoğrafın zihinde canlandırılana uyup
uymadığının görülmesi için sonucun beklenmesidir.Bu bekleme ve zihindeki
canlandırma geniş ufukların açılmasını sağlar. Bu yüzden çocukların,
gençlerin eğitim hayatı içinde fotoğrafçılığın mutlak olması gerektiğini
düşünüyorum. “leb demeden leblebiyi bilmek” deyimi insanın hızlı
düşündüğünü, ufuklu olduğunu, zeki olduğunu anlatır ve önemli bir
yetenektir. Bu yetenekleri oluşturmak ve geliştirmek için kullanılacak en
kolay yöntemlerden bir fotoğrafçılıktır. Fotoğrafçılık sadece insan ve güzel
anların kaydedilmesi değildir. Çevredeki ve yaşanılan bütün maddelerin,
güzelliklerin, çirkinliklerin ayrıntılarıyla ortaya konulması ve
kaydedilmesidir. Ajan, polis yetiştiren kurumlarda verilen bazı derslerde
girilen her hangi bir ortamın ayrıntılarının farkına varıp, zihne kaydetme
çalışmaları yapılmaktadır. İşte bu fotoğrafik hafızanın harekete
geçirilmesidir. Fotoğrafik hafızayı devreye sokabilen biri, kitap okurken,
manzara seyrederken, alış veriş yaparken, iş öğrenirken, yeni bir yer
tanırken bu yeteneğini kullanır ve diğer insanlara fark atar. “At gözlüğü”
deyimimizdeki olumsuzlukları kaldırmak yani at gözlüklerini çıkarıp gözün
görebildiği bütün incelikleri, ayrıntıları geniş bir perspektifle görmeyi
sağlayan fotoğrafçılıkla ilgilenilmesi çok önemli faydalar sağlar.
Fotoğrafçılık ille de birinden öğrenilecek bir sanat da değildir.
Öğrenilmesi tabi ki daha güzel sonuçlar doğurur ama insan tek başına deneme
, yanılmayla da fotoğraf çekmesini öğrenebilir. Sonra, müthiş bir tutku
halini almasının önüne geçilmesi zor bir hal alır. Tutkuyla fotoğraf
çekilir. Deklanşöre basmanın heyecanı ve mutluluğunun hazzı tartışılmaz
müthiş bir şeydir. Beklenen ve baskısı yapılan fotoğrafı görmek, çok sevilen
özlenen eski bir dostu görmek kadar insana mutluluk verir.
Ne diyelim, resim ile fotoğraf arasındaki farkı bilmeyenlerinde çoğunlukta
olduğu bir toplulukta fotoğrafçılık gelişir mi? Gelişmesi ve herkesin
fotoğraf çekmesini diliyorum, her insan bu hazzı yaşamalı.
Sırrı Çınar |


 |