SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

GİBİ YAPMAK


 
Sahte olan hiçbir şeyin değeri yoktur. Belki, geçici bir kandırma, tatmin ve rahatlama sağlayabilir. Bu geçicilik sık sık tekrarlandığında asıla dönüşme eğilimi gösterir ve bir gün asıl olur. Aslın yerini sahtesi aldığında, işlem tersine döner ve asıl sahte olarak algılanır. Zaman içinde bu karışıklık içinden çıkılmaz bir hal alır. Hangisi asıl, hangisi sahte diye ayrım yapmak güçleşir, hatta imkansızlaşır. Sahtenin en tehlikeli tarafı aslına benzerliği yani “gibi” olarak görülmesidir. “Gibi” benzetmek istediğini aslı olarak gösterebilmek için başvurulan ince bir yöntemdir. Türk gibi dendiğinde Türk olmayan ama Türk’e benzeyen veya Türk’e benzemek isteyenin davranışını göstereni de, gerçekten tam bir Türk’ü de  işaret eder. Devlet adamı gibi dendiğinde de, gerçekten devlet adamı olmayan ama devlet adamının yaptıklarını taklit eden birinin davranışını da, tam bir devlet adamını da ifade eder.
 

“Gibi” asıl olmadığı halde aslıymış şeklinde kullanıldığında tehlikeli olur ve sahteciliktir. Ama bizde, sahtecilik hep maddi varlıklarda olurmuş şeklinde değerlendirilir. Sahte para, sahte imza, sahte kaset, sahte saat, sahte kitap vs. Bunlara “sahte” sıfatını aslına uygun görünen ama asıl olmadığı için söyleriz.
Bu sahteciliği yapan insanı ve insan unsurunu dikkate almayız. Davranışların, iş yapmanın, mensup olmanın ve devleti idare etmenin sahteliği ise hep unutulur yada görülmez.
 

Sahte doktor, sahte dişçi, sahte gıda ürünü haberlerini basında gördüğümüzde hayretlerle ve nefretle bakarız. Bu sahtecilerin sahteliği yaptıkları işle ilgili diplomaya sahip olmamaları yada başkasına ait markayı kullanmaları değil midir? Ama, diploması olduğu halde insanların hayatlarına mal olan hataları yapan ve mesleğinin ahlaki sorumluluğunu taşımayan doktorlar sahte değil midir? Davranışları doktor “gibi” olmaktan öteye gitmeyenler sahtekar olmuyor mu? Basın meslek ilkelerine, gazeteci meslek ahlakına uyuyormuş gibi yapan ve vatandaş tarafından gazeteci olduğu sanılan basın mensuplarının meslek bilgisi, ahlakı ve karakteri bu mesleği yapmaya uygun olmayan basın mensupları sahtekar olmuyor mu?
 

Kıyafeti, arabası, bürosu ve konuşması ile işadamı izlenimi veren, dürüstlüğünden bahseden ama vergisini ve diğer borçlarını ödemeyen, ödememek için çeşitli yollara başvuran, işadamı “gibi” davranan sahtekar olmuyor mu? Kafaca, ruhça çalıştığı kurumda olmayan sadece fiziki olarak orada bulunan memur, işçi zamanı doldurmaktan başka gaye taşımayan, çalışıyormuş “gibi” yapan sahtekar değil mi? Şoförün bilmesi gereken trafik kurallarından bihaber, taşıdığı sorumluluğun farkında olmadan kaza yapan, yaptıran şoför “gibi” davranan sahtekar değil mi? Yaptığı çalışmaları sanat diye adlandırıp, sadece “gibi” yaparak kendini sanatçı olarak gösteren ressam, şair, edebiyatçı, tiyatrocu, artist, aktris “gibi” davrananlar sahte değiller mi?
 

Milletin vekili olmak için her türlü yolu mubah sayıp, kendini olduğundan farklı göstererek, birikimli, seviyeli, seciyeli “gibi” yapan siyaset sahnesindekiler sahte davranmıyorlar mı?
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu sahtekarlıkları görüp ama asıllarına verilen değeri veren, onları kabul eden, sahtekarlıklarını yüzlerine söylemeyen de yine sahtekarlık yapmıyor mu?
 

Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” uyarısında samimi olmayı, sahtekarlığın bırakılmasını zarifçe dile getirmemiş midir? Bu söze muhatap olanlar göründüğünden farklı olup, gibi yapanlardır.
 
Kutadgu Bilig de binlerce yıl önce “ Doğru insan; Yüreğini çıkarıp avucuna alarak, başkaları önünde mahcup olmadan dolaşabilen insandır”  derken bugünlere kadar sahtekarlığın devam edeceğini düşünmüş müydü acaba? Bugün yüreklerini avuçlarında dolaştırabilecek insan sayısı kaçtır?
 

“Dünya bir tiyatro sahnesidir, sırası gelen rolünü oynar ve gider” özdeyişindeki ince felsefeyi anlayamayanlar sadece” rol yap” anlamını çıkarıp, sürekli rol yapmakta ısrar ediyorlar. “Gibi” ve “rol” aslının yerini alınca gök kubbede hoş seda kalır mı?  
 

Sırrı Çınar


 


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com