|

 |
DOKTOR’A MEKTUP
Pek Muhterem Doktor,
Biz, unvanınızda sakladığınız hikmeti görmeden zaman zaman hata yapıyoruz.
Size hekim demişler, yani hikmete sahip, ilimle hikmet sahibi olan. Sonra
bütün dünya önünüzde eğilsin diye doktor demişler. Haddimizi bilmeden
yaptığımız yanlışları bir daha tekrar etmemek için, yüceliğinizin tescili
adına size bu mektubu yazıyorum. Siz yücesiniz, lütfen mektubumu ve size
yazma cüretimi kabul edin. Okuyup okumamak tabi ki sizin tasarrufunuzdadır.
Ama lütuf edip okursanız biz kölelerinizin hakkınızda neler düşünme
cesaretini ve size bağlılığımızı öğreneceksiniz. Çok affedersiniz, siz zaten
her şeyi bilirsiniz. Öğrenmek biz eksiklere ait bir eylemdir. Ne olur af
edin.
Biz köleleriniz siz efendilerimize karşı her zaman, her yerde, her halükarda
hizmet etmeye, sesimizi çıkarmamaya, önünüzde dört kat olmaya devam etmek
zorundayız. Siz üstün yaratılmış, üstün meziyetleri olan, en zeki, en
akıllı, en bilgili, en yüce insanlarsınız. Herkesin bir mesleği olduğu halde
gittiğiniz her yerde “Ben Doktor filanca” diyerek üstün olduğunuzu belirtme
hakkınızı sonuna kadar kullanın.Trafik polisi ehliyet istediğinde yada
postaneden adınıza gelen gönderiyi almaya gittiğinizde bile kullanın.
Otomobil plakanızda ki harflerin DR olması trafikte de siz yüce insanları
tanımamıza yardımcı oluyor. Bunun için özel bir kanun çıkarılarak dr
harflerinin sadece size verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yine otomobil
camına yapıştırdığınız yılan resmi yani doktor ambleminiz bizim için
düşündüğün müthiş bir iyilik. Sizi ayırt etmemize yardımcı olduğunuz için
minnettarız.
Siz dünyanın merkezindesiniz, diğerleri sizin için çalışmalı, size hizmet
etmeli, kendini size göre ayarlamalı. İnsanların en zayıf tarafı olan
sağlıkla ilgili mecburiyetlerini sonuna kadar kendiniz için kullanın, bu hak
siz yüce insanların en doğal hakkıdır. Önünüze gelen hastaları tamirciye
gelen otomobil gibi algılamak ya da lunaparka eğlenmeye gelen biri olarak
algılamakta da çok haklısınız. Sizin zamanınız çok kıymetlidir. Verdiğiniz
randevuların üzerinden saatler geçmesi ve hastaların beklemesi sizin
kıymetli vaktinizin yanında hiç önem arz edemez. Gelen hastanın ne işi
olabilir ki zaten. Aç olması, yorgun olması, bitkin olması, acısının olması
hatta ruhunun olmasının sizin yüceliğinizin ve kıymetli zamanınız karşısında
sözü bile edilemez.
Biz haddimizi biliriz ve bu konuda asla hata yapmayız. Siz yaratılanların en
yücesi olma özelliğinizi özellikle Doktor unvanını aldığınızda perçinleyip,
doğuştan gelen, büyüyüp geliştiğiniz dönemlerde edindiğiniz diğer basit
insani özellikleri bir kenara bırakarak kazandınız. Hafızanızın bir
kenarında duran bu basit özellikleri; yani sevgiyi, ilgiyi, iltifatı, diğer
insanlarla kurulan ilişki biçimlerini, selam alıp-vermeyi, hoş geldin
demeyi, el sıkmayı, gülmeyi, geçmiş olsun dileklerini, bütün insanların
değerli olduğunu, sen varsın, sen değerlisin mesajının kıymetini, empatiyi,
sempatiyi, dinlemeyi, öğrenmeyi, ayrıntılı düşünmeyi bıraktığınız yerden
sakın çıkarmayın. Eğer insanlara, insan oldukları için değer verirseniz
yüceliğinizden bir şeyler eksilir ki, bulunduğunuz makamın değeri kalmaz.
Vicdanınızın sesini sakın dinlemeyin. Belki ilk zamanlar vicdanınız sizi
zorlayabilir ama hemen yüceliğinizi hatırlayın. Mesleğinizin ilerleyen
yıllarında vicdanınızı örtecek, susturacak kendiniz kadar yüce bir araçta
bulacaksınız. Sakın bu aracı göz ardı etmeyin. Para denilen bu araç öyle bir
çoğalacak ki ne yapacağınızı şaşıracaksınız. Maden işletmeciliğinden,
lokantacılığa, menkul, gayri menkul zengini olmaya giden yol bu araçla
olacak. Bu aracı da, önünüze gelen kendini insan olarak tanıtan biz zavallı
yaratıklardan alacaksınız. Biz bir şeyden anlamayız. Canımız yanınca siz
yüce insanlar ne derseniz aynen yaparak cebimizdeki son kuruşa kadar
harcamaya hazırız. Hatta borçlanır yine sizin dediğinizi yaparız. Hele bir
sosyal güvenlik kuruluşuna bağlıysak, sizin döner sermayeden en büyük payı
almanız için aynı tahlili, üç gün arayla tekrar tekrar yaparız. MR(Emar),
tomografi, ultrasonografi, röntgen ve yüzlerce tetkiki yapmak bizim size
karşı borcumuzu ödemenin basit yollarıdır. Gönderdiğiniz laboratuar, tetkik
merkezlerinden belli bir pay almanız ya da ortağı olmanızla biz bu borcumuzu
daha kolay ödeme şansı buluruz. Çalıştığınız hastanelerin döner
sermayesinden alacağınız payı artırmak bizim kutsal görevimizdir. Hiçbir
doktor muayenehanesinde hiçbir ikramın yapılmamasını sorgulamak aklımıza
bile gelmez. Her türlü para ödediğimiz yerde çay, kahve ikramı yapılır biz
zavallılara ve oralardan bir şey aldığımızda mutlaka pazarlık ederiz. Ama
sizinle pazarlık yapma ve ikram bekleme terbiyesizliğini asla yapmayız.
Yaptırdığınız tetkikleri incelemek, üzerinde düşünmek sizin gibi yüce
insanın yapacağı şeylerden değildir. Sayfaları o kadar hızla kontrol
edersiniz ki, röntgenlere, tomografilere o kadar hızlı bakarsınız ki, işte o
zaman üstün yeteneğinizi, üstün algılama gücünüzü anlar ve hayranlıkla
önünüzde eğiliriz. Tetkiklere bakmazsanız da olur. Bir hafta sonra telefon
edin, müsait olduğumuz zamanı bildiririz demeniz de sizin hakkınızdır. Doğru
teşhis ve doğru tedavi önemli değildir bizim için. Size yazdırılan ilaçların
üreticilerinin de mutlu olmasını sağlamak bizim boynumuzun borcudur. O
üreticiler mutlu olunca, sizi de mutlu edeceklerdir. Bunun bilinciyle siz
yüce insanların o kutsal aracına yani parasına kavuşmasına yardım
edeceğimizden emin olun.
Şifa bulmamız hiç önemli değil, siz üzerinize düşen meslek ahlakının, meslek
etiğinin gereğini yerine getirmenin huzurunu yaşayın. Mutlaka en mükemmelini
yerine getirmişsiniz, o yüceliğinizi ortaya koymuşsunuz. Aslında meslek
ahlakı, etik gibi konular diğer zavallı insanlar için geçerlidir. Bu
konularda onlar düşünmeli. Siz asla bu tür gereksiz konulara kafa yormayın.
Kafanızda o kadar yüce düşünceler varken birde bunlarla uğraşmayın. Dünyanın
kurtarıcısı olmak zaten en yüksek ahlakı da getirir. GAZİ olmak, şehit
olmak, vergi rekortmeni olmak nedir ki sizin hizmetinizin yanında. Sizden
vergi istemek kadar yanlış bir şey olmaz ama aynı isimleri taşımamızın
sonucu işte. Sizden vergi istemenin utancını yaşıyoruz. Tabi ki, siz vergi
verecek kadar yüceliğine halel getirecek üstün yaratılışta insanlar olarak,
asgari geçim indiriminde matrah beyan edeceksiniz. Zenginleşmenizin önündeki
bu engeli kaldırma başarınızdan dolayı da size minnettarız. Başka ÜNİVERSİTE
bölümleri sizin okuduğunuz TIP FAKÜLTESİ yanında çıraklık okulu bile
olamazlar. Sizin verdiğiniz ilaçlarla bedenlerimiz huzura kavuşuyor.
İlaçların yan etkisini düşünmeniz size yapılacak haksızlıklar arasında
olacağından, biz o yan etkileri göğüsleriz. Midemiz iyileşirken ciğerlerimiz
yok olsun hiç önemli değil. Bizim yaşamamız sadece size hizmet etmek
içindir. Ölmemiz sizin için ex olmaktır sadece. Bundan çok zevk alıyoruz.
Size hizmet ederek ölmek, size en güzel hayatı kazandırarak ölmek, bundan
daha güzel ne olabilir ki?
Sizde ne yazık ki bizim gibi kölelerle aynı isimleri taşıyorsunuz. Bu durum
sizin açınızdan mutlaka gündeme gelmeli ve siz başka isimlerle
anılmalısınız. Aslında, isminiz ne olursa olsun sizler birer MÜNCİ’ siniz.(Münci:Kurtarıcı,
yüce kurtarıcı) Zaten unvanınızda isminizin önünde, kocaman DOKTOR. Birde
doktoru destekleyen DOÇENT, profesör var. Soyadı ise hukuki bir kavram. Siz
birer MÜNCİ’siniz. En yakın zamanda biz kölelerden farklı isimler taşımanız
için elimizden geleni yapmalıyız. Sizin yüceliğiniz, kutsallığınız yanınızda
çalışan kölelere de sirayet ediyor. Onlarda sizin gibi diğer kölelere karşı
üstün oluyorlar. Ne güzel bir gelenek. Biz bundan da çok memnunuz. Onların
bizi aşağılamaları, bize insan gözüyle bakmamalarından çok mutluyuz. Size
yakın olmak onlara bu hakkı veriyor.
Size gelirken siyasi unvan kullananları, araya tanıdık koyarak sizin
yüceliğiniz suiistimal etmeye çalışanlara gerekli dersi vermenizden de çok
mutluyuz. Onlara, sanki değerliymişler gibi davranıp, ilgi, iltifat
gösterisi yapmanız, önlerinde eğilmenizle alay etmeniz ne müthiş bir taktik.
Bir gün işimiz düşer diye düşünüp yaptığınızı sanırlar o zavallılar.
Muhterem Doktor,
Yüce insan olduğunu unutan bazı doktor unvanlılar, hatta profesör, doçent
olanlar sizin yüceliğinize gölge düşürüyorlar. Sanki bizim gibi insan
oldukları izlenimi bırakıyorlar ki biz onlara itibar etmiyoruz. Zaten
sayıları parmakla gösterilecek kadarlar. Biz haddimizi biliriz. Siz efendi
biz köleyiz. Farkında olmadan, haddimizi bilmeden yanınızda oturmuşluğumuz,
ceketimizin önünü açmışlığımız, boynumuzu dikleştirdiğimiz, soru sorduğumuz,
sesimizi yükselttiğimiz, gözlerinize baktığımız, elinizi sıkmak için elimiz
uzattığımız, asansörünüze bindiğimiz, selam verdiğimiz, dediklerinizi
yapmadığımız, köleliğimizi unuttuğumuz zamanlar olduysa affınıza sığınırız.
Siz yüce insanlar biz zavallıları af edin. Bizi azarlamaya, cevabı olmayan
sorular sormaya, önünüze geldiğimizde muayene etmek için soymaya, tahmini
hastalık adıyla reçete yazmaya, ezberlediğiniz ilaçların dışında başka ilaç
ezberlememeye, tetkiklerin sonuçlarını görmemeye devam edin. Ama lütfen bizi
affedin. Hatalarımız, kusurlarımızı bizim cahilliğimize verin.
Sırrı Çınar |

 |