|

 |
DEVLERLE
SAVAŞ
Donkişot’un yel değirmenleri ile yaptığı savaşın anlatıldığı
hikayeyi bilirsiniz. Bu anlamsız savaş, Donkişot’un kahramanlığı
olarak değil de, boşuna uğraşmasını anlatır.
Şimdi, kendimize dönüp bakalım. Hayatımızın ne kadarını Donkişot
olarak geçirdik.? Hayatımızda kaç tane yel değirmeni oldu? Yel
değirmenleri ile savaşı kim kazandı? Başka, hangi devleri
geliştirdik ? Bu devleri yenebildik mi?
**
Son otuz yılda Türkiye de insanların geliştirdikleri devler, yel
değirmenleri hayatımızın parçası oldu. Dönem-dönem sağcılık,
solculuk, Komünistlik, İslamcılık, Amerika yanlıları, Sovyet
yanlıları, milliyetçilik, ülkücülük, kökte dincilik, Alevîlik,
Sünnîlik, Kürtçülük, laiklik, anti laiklik, batı hayranlığı,
futbol takım taraftarlığı, magazin hayranlığı, ne olacak
memleketin hali sendromu vs. Dünyayı da etkileyen bu akım ve
alışkanlıklar, ülkemizde kendine has özellikle kendini gösterdi.
Bu akımlara meyil eden, inanan insanlar kendileri için savaşacak
yel değirmenleri buldu. Kimi için Devlet, kimi için millet, kimi
için geniş topluluklar, kimi için siyasetçi, kimi içinse din,
düşman ve yel değirmeni ilan edildi. Savaş başladı. Giyiniş
tarzı, kullanılan dil, bıyık şekli, okunan gazete, gidilen
kahve, seçilen okul, alışveriş yapılan mağaza, binilen otobüs
firmasına kadar hayatın içinde atılan her adım savaşın parçası
haline geldi.
Oturulan her sohbet bu savaşın verildiği meydanlardır. Tefekkür,
savaşlar ve taktiklerle eşitlendi. Hayatın gerçeklerini bir
kenara iterek, savaşın şartlarına göre yaşamak modası. Politize
olmamış, alışkanlıklarla bezenmemiş beyinin kalmadığı bir
toplum.
**
Günde yüzlerce defa sistemden şikayet edilmesi. Tartışacak yeni
konular bulunması. Bu konulara toplumun tamamının katılımının
sağlanması. Yeterli bilgi birikimi olmadan bu tartışmaların
yapılması. İçi doldurulmamış kavramlara sarılmalar. İnadına
bölünmeler, inadına ayrımlar. Sevgiyle başlayan, nefretle devam
eden taraftarlık. Sloganlaştırılan ideolojiler. Siyah beyaz
kavgaları. Ben bilirim, ben doğruyum savaşları. Savaşlar,
savaşlar, görünmeyen devlerle, kafaların içine sokulan
savaşlar...
Sürekli savaşmamızı sağlayanların el öfeleyerek seyir ettiği
savaşı kim kazandı, kazançlı çıkan kim? Şuna emin olalım ki
kazanan taraf biz değiliz. Basit bir hesap yaparsak, 24 yıl
boyunca, uyanık olduğu 18 saatin 3 saatini bu savaşa ayıran
biri, uyanık olduğu zamanın tam 4 yılını devlerle savaşta
geçirir. Bu günlük 3 saatin tamamını 24 yıl boyunca başka bir
konuya ayırdığında neler olabileceğini düşünelim.
Bütün fakültelerde okutulan ders saati toplamı 4 yıllık eğitim
sonucu 6500 saatten fazla değildir. Yani herhangi 4 fakültede
verilen bilgileri bu 24 yıl içinde alması mümkün. Bütün yabancı
dil kursları 800 saatten fazla değildir. Savaşta geçirilen zaman
içinde 15 den fazla dil mükemmel bir şekilde öğrenilir. Saatte
50 sayfa kitap okunsa günde 150 sayfalık 8760 adet kitap
okunabilir. Türkiye’de 2000 adet kitap okuyan insan sayılacak
kadar azdır. Günde 3 saat kitap okuyan 1.314.000 sayfa kitap
okuyabilir. Meslek edindirme kurslarında verilen ders saati 300
saatten fazla değildir. Savaşta geçirilen bu vakit kurslara
giderek değerlendirildiğinde 87 ayrı meslek öğrenilir. Bu
misalleri çoğaltmak mümkün.
**
Kendi işinde yapması gerekenleri yapmadan , etkilemesi mümkün
olmayan konu, makam, sistem ve felsefelerle savaşarak vakit
geçirenlerin başarısızlıkları önümüzde. Çalıştığı kurumun
mevzuatını okumayan idareci, , arabasını temizlemekten aciz
taksici, iyi öğrenci yetiştirmeyen öğretmen, Türkçe konuşamayan
televizyon sunucusu, memleketin halini düşünen , konuşan diğer
insanlar bu savaşın mağlupları değil mi?
Üzerine fıkralar dahi üretilen “memleketin hali ne olacak”
sorusunun yerine “ sorumlu olduğum konular için daha fazla ne
yapabilirim” diye sorduğumuzda değişiklik görülecek. Savaşı
bırakıp, iş ve meslek ahlakı ile sorumlu vatandaşlık yolları
arandığında icraat başlayacak. Savaşları bir kenara itip, “
çuvaldızı kendimize, iğneyi başkasına batırdığımız” zaman , bizi
bu savaşa itekleyenleri mağlup ederiz.
**
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz atasözünü unutmadan,
konuşmaktan öteye geçemeyenlerin bu ülkeyi nerelere getirdiği
ortadadır. Savaşı kendimizle yaptığımız gün, ülkenin
problemlerinin çözülmeye başlandığı gün olacak.
Sırrı Çınar |

 |