|

 |
BİRLİK
BERABERLİK
Napolyon’un askerleri bir gün Napolyon’a
sorarlar. Efendim, esir aldığımız düşman askerlerine ne için savaştıklarını
sorduğumuzda bizlere hep aynı cevabı veriyorlar.” Namus, şeref,
bağımsızlığımız için savaşıyoruz” diyorlar. Oysa siz bize her zaman “ para”
için savaşıyoruz diyorsunuz. Bizim namus, şeref, bağımsızlık gibi önemli
meselelerimiz yok mu? diye sorarlar. Napolyon’un cevabı nettir. İnsanlar
sahip olamadıkları değerler için savaşır.
Kendimi bildim bileli duyduğum en önemli çağrı birlik beraberlik çağrısıdır.
Ata sözlerine baktığımızda atalarımızın da ihtiyaç duyup söylediği çok
sayıda birlik-beraberlik mesajlı sözleri var. Her Ramazanda, kandilde
Diyanet İşleri Başkanı, “birlik ve beraberlik zamanıdır” diye başlayan
alışılan konuşmasını yapar. Bayramlarda Devlet idarecileri, din adamları bu
çağrıyı yapar. Bu konuda yazılar yazılır.Hutbeler okunur. Siyasetçilerin
parti içinde yaptıkları istisnasız her konuşmada bu mesaj var. Doğal afetler
karşısında mülki idare amirleri vatandaşı bu konuda uyarır. Bitip tükenmeyen
birlik beraberlik zamanı, her gün başka biçimde ihtiyaç duyduğumuz sosyal
uyarı olarak karşımıza çıkar.
Bu mesaj yerini bulmamış olacak ki, otuzun üzerinde siyasi parti kurarak,
aynı iş kolunda değişik sendikalar, aynı amaca matuf dernekler kurarak
ayrılık devam ediyor. Her derneğin, vakfın , kooperatifin sağcısı, solcusu
vardır. Köy, ilçe, il kalkınma, yaşatma dernekleri var. Ayrıma giden hızlı
bir akış var. Sosyal parçalanmaya varacak bu ayrımlar bazı yerlerde mikro
milliyetçilik diye adlandırılan bölgecilik, memleketçilik gibi adlarla
karşımız çıkmakta. Ankara’da Ankaralılar Derneğinin olması, Çorumlular,
Erzurumlular, Trabzonlular vb. derneklerin olması birlik-beraberliğin değil
ayrımın sinyallerini veriyor. Almanya’da kurulu bulunan Berlin Türk
Cemaatini ziyaret eden Japon bir gazeteci şu tespiti yapıyor. Bir Türk, üç
Japon'a bedeldir. İki Türk bir Japon'a bedeldir.Ama, üç Türk hiç bir şeydir.
Birlik -beraberlik açısından yaptığı bu tespitin üzerinde düşünmek
lazım.Japon gazeteciye bu tespiti yaptıran, Berlin'de Türklerin kurduğu
dernek sayısının iki yüz seksen adet olmasıdır. Herhangi bir derneğe mensup
kişilerin bir şeyleri bahane ederek onar, on beşer kişilik derneklere
ayrılması sonucu çoğalmıştır. Bunun adına sivil toplum örgütü sayısının
artması olarak bakmak yanlış olur. Bu birlik beraberlik ruhunun
taşınmadığının göstergesidir.
Ülkemizde bir çok ilçe bağlı olduğu ili kabul etmez. Memleketi olarak
ilçesinin adını söyler. Siyasi partiler içinde teşkilata hakim oldular diye
feryat edenlerin sesleri duymazlıktan geliyor. ama, için-için kanayan bu
yara aynı partinin içinde bölge, yöre ayrımcılığı ile gruplaşmalar meydana
getirmekte. Bürokrasideki atamalarda etkili olan bu ayrımcılık sosyal
yaralara bir yenisini eklemekte.
Mezhep, boy, göç edilen bölge gibi özelliklerini ön plana çıkararak bir
araya gelen insanların yakın bir zamanda değişik talepler ile seslerini
duyurmalarını beklemeliyiz. Üstelik bu ayrımcılığın önündeki isimlerin
aydın, entelektüel niteliğine sahip olması, geleceğe endişe yüklüyor.
Bizim gibi müştereki çok olan toplumda bu tür ayrımcılıklara girmenin
vebali büyüktür. İlk bakışta saf, masum ve birlik-beraberlik hisleri
uyandıran bu çalışmaların ayrışan katmanların , bir araya gelmesinin zor ve
uzun bir zaman alacağı düşünülürse sosyal çatışmaları getireceği
görülecektir. Demokrasi, örgütlenme, insan hakları gibi çağdaş toplumların
vasıfları ile kendilerini gösteren bu ayrışmanın verdiği duygunun bedeli
ağır ödenebilir. Rehavetle seyir edilen bu gelişmelerin önümüzdeki yıllarda
doğuracağı acı sonuçların önüne geçmek için bütünleştirici tedbirleri
almanın, ayrışmaya karşı uyanık olmanın yolları aranmalı. Bu tür ayrılığı
gündeme getiren kişi, kurum, örgüt kim olursa olsun, şüpheyle bakmak
gerektiğini unutmamalıyız. Büyük yangınların küçük kıvılcımlarla doğduğunu
unutmamalıyız. İçinde yaşadığımız toplumun gerçeklerini sırça köşklerden,
elit gruplar içinden, televizyon stüdyolarından değil , toplumun kendisinden
öğrenmek zorunda olduğumuzu hatırlayalım. Stratejik planlama, kalkınma
planları, güvenlik araştırmaları gibi rapor hazırlayıp raflara kaldırılan
bir ülkede görevin bireye düştüğünü, küçük menfaatler için toplumu
dinamitleyen bu ayrımlardan vazgeçilmesi gereğini hatırlayalım. Bu gün
çevremize bakalım, sohbetlerin kaçı ayrımı, kaçı birlik beraberliği
öğütlüyor. Çevremizdeki derneklerin kaçı toplumun tamamını kapsıyor. Siyasi
parti temsilcilerinin icraat ve düşünceleri birlik beraberliğimi, ayrımı mı
gösteriyor? Okuduğunuz diğer gazeteler ayrıştırmak için hangi sinsi planını
devreye sokmuş. Dikkatlice okuyun.
Sırrı Çınar |


|