BİREYİN KENDİNİ SORGULAMASI
 


Montaigne ; “başkalarını anlamak istiyorsan, kendini iyi incele” diyor. Empati de; kendini karşıdaki insan yerine koyarak, o insanı anlamayı kolaylaştıran yöntem. Her iki davranışın sonucu; bireyin kendini sorgulamasıdır. Sorumlu olduğu her konuda üzerine düşeni yapıp, yapmadığını tespit etmesi. Sorumlu vatandaş sıfatını taşımaya layık olması. Kendini birebir ilgilendiren meseleler hakkında bilgi sahibi olması. Bildiğini uygulama becerisini kazanması. Metotlu düşünme yeteneğine kavuşması. Kendine güvenmesi. Medeni cesarete sahip olması. Bilgi, tecrübe, fikir üç ayağını kurması.
Gazetelerde çıkan haberler, yorumlar, köşe yazıları olduğu gibi algılanıyor ise birey kendine dönüp bakmalıdır. Başkasının verdiğini sorgulamadan alıp kabul eden kişi, okumanın tekniğini bilmeden okuyor. Yoruma dayalı doğru okuma yöntemi; okuduğunu belli bir süzgeçten geçirip, doğru olanların alınması, yanlışların ret edilmesi şeklindedir. Peki bu süzgeç nasıl oluşur? Her okuyan kendine ait bilgi, tecrübe, hayat görüşü, inançları ve yaşama biçimini süzgeç olarak kullanır. Bilgi saydığım diğer vasıfları çevreleyen , taban oluşturan, karanlıklara ışık tutan en önemli unsurdur. Yani bilgi olmadan, ortaya sunulan her davranış yanlışa yakın olabilir veya eksik kalır.
***
Din ülkemizde tartışılan, üzerinde herkesin fikir beyan ettiği, kiminin sahiplendiği, kiminin ret ettiği kavramdır. Din konusunda ilahiyatçıların dışındakiler kaç tane kitap okudu. Diyanet işleri Başkanlığına bağlı İstanbul’da bulunan İslam Araştırmalar Merkezinin kütüphanesinde On Dokuz Bin İki Yüz Kırk İki adet din konusunda kitap olduğunu biliyor musunuz? Bu kitaplardan kaçını okudunuz? Sadece bu kütüphanede bulunan kitaplardan bir kaç tanesini okumadan , din konusunda konuşma cesaretini gösterenlere hayretle bakıyorum.
***
Ben muhafazakarım , dinime bağlıyım , milliyetçiyim, milletimi düşünen biriyim diyenler, boyalı basının gazetelerini alıp okur mu? Aldığı gazeteye sorumlu bir okuyucu gözüyle bakması halinde otuz iki sayfalık gazetenin içinde toplam dört sayfa okunacak yazı olduğunu görmez mi?( Dört sayfa abartı değil, cetvelle ölçtüm) Fotoğraflara bakmak için gazete alanlar yukarıda saydığım bu özelliklerinde nasıl samimi olur?
***
Avrupa Birliği ile yatıp kalktığımız bu günlerde, televizyon yayınlarında adaylığımız ile ilgili oturumlara karşı , her gün sunulan anlamsız, ruhsuz, soysuz, gereksiz yarışma ve dedikodu programlarını tercih edenler için düşünürler, yazarlar, idareciler ne yapabilir ki? Almanya’da Ekonomi okuyan Türk genci, Almanya da ki 1998 yılı enflasyonu bilmiyorsa, Endüstri Mühendisliği 3 cü sınıfda okuyan öğrenci okulu bitirdiğinde ne iş yapacağını bilmiyorsa; Milletimize sirayet eden vurdum duymazlığın boyutlarını tahmin etmek zor olmaz.
***
Magazin, futbol, boş konuşma, bilgiçlik gösterileri ile iç içe geçmiş günü kurtaran bireylerin çoğunlukta olduğu bir toplum. Belli bilgi birikimini gerektiren, bilimle açıklanmış konularda bile “bence” diye söze başlayıp, “ben kabul etmiyorum” diye sözünü tamamlayan “ doğuştan filozoflar” kendilerini sorgulamayı düşünmezler mi? Gazete ve televizyon kültüründen başka sermayesi olmayanlar  aynaya bakmakta geç kalmadılar mı?

Sırrı Çınar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fikrime Düşenler     Ana Sayfa