Dünü Şiirler Düşünce yazıları Kitaplar

Basında ve TV Programları

Şiir videoları İmza günleri -Söyleşileri Şairane Sohbetler etkinlik programları İletişim
     

 

 

 

Kanal B Günce programı

 

Ana Sayfa

İnsanlar Bu Açlığı Hissetmeli - Sırrı ÇINAR Kitap Okuma Alışkanlığı Üzerine 

 

"FISILTILAR"  TRT

ŞAİR-YAZAR SIRRI ÇINAR THM SANATÇISI NİLGÜN KIZILCI THM SANATÇISI SERPİL SARI

 

 

AKDENİZ TELEVİZYONU "MERTÇE SÖYLEŞİ"

              

                

 

 

 

                                                            TRT "FISILTILAR" PROGRAMI

 
TRT "FISILTILAR" TÜRKÜ-ŞİİR***

 

 

 RTV Medya Uşak Üniversitesi TV'sinde yayınlanan "Söz

Ustasından" adlı programım...

  Söz ustasından
SIRRI ÇINAR "Söz ustasından" RTV Medya

 

 

 

 

 

“Ahmet Yenilmez’le Meram’da İftar Sofrası” programın dünkü konukları Prof. Dr. Saim Sakaoğlu ile şair ve yazar Sırrı Çınar’dı.  

Konya TV, Sun TV, KTV ve ÜNTV televizyonlarından canlı olarak yayınlanan programın dünkü çekimleri de tarihi Alaeddin Keykubad Camii bahçesinde yapıldı.

Ünlü yazar ve şair Sırrı Çınar, “Selçuklular, Anadolu’ya yerleştikten sonra tam anlamıyla bir medeniyet kurma sevdasına girmiş; ilme, edebiyata ve sanata çok büyük önem vermiştir. Ahlat’taki Selçuklu eserlerinde gördüğümüz estetiği Konya’daki eserlerde de görmek mümkündür.” dedi.

 

KANAL 35 CANLI YAYIN (1. BÖLÜM)

 
YAZAR ŞAİR SIRRI ÇINAR TV CANLI YAYIN TV

KANAL 35 CANLI YAYIN (2. BÖLÜM)

 
YAZAR ŞAİR SIRRI ÇINAR TV CANLI YAYIN TV

KANAL 35 CANLI YAYIN (3. BÖLÜM)

 
YAZAR ŞAİR SIRRI ÇINAR TV CANLI YAYIN 3

KANAL 35 CANLI YAYIN (4. BÖLÜM)

 
YAZAR ŞAİR SIRRI ÇINAR TV canlı yayın 4

 

TRT SANAT GÜNCESİ

 


YAZAR ŞAİR SIRRI ÇINAR TRT SANAT GÜNCESİ PROGRAMI

 

 

GENÇ GELİŞİM DERGİSİ RÖPORTAJI

Kalem Ustası Sırrı Çınar'dan

Tadına Doyulmaz Bir Aşk Romanı

Yazar Sırrı Çınar’ı daha önce yayımlanan dört şiir, iki roman ve bir deneme kitabından, öykü, şiir ve düşünce yazılarından tanıyoruz. Sürekli üreten ve yazan kültür adamı Sırrı Çınar’la son romanı “İlk Dönemeçte Son Aşk” adlı hakkında sohbet ettik.

Bir aşk romanı… Çok ilgi göreceği şimdiden belli olan bu romanın sizin kaleminizden çıkması da ayrı bir güzellik…Nasıl bir aşkı anlattınız?

Tutkulu, saf, temiz ve bazen de marazi bir hal alan bir aşk Kâmil’in yaşadığı… 1970’li yılların sonunda başlayıp bugüne uzanan, uğrunda bir ömür tüketilen bir aşkı anlattım.

Aşk her zaman aynı mıdır? Yoksa döneme göre değişiklik gösterir mi?

Aşk tamamen insani bir duygu. Allah tarafından kalplerimize yerleştirilen sevginin çok yoğun yaşanması sonucu, aşık olanın kendini aşkı için yakması, yok etmesi, acı çekmesi, mutlu olması gibi zıt duyguları birlikte yaşaması ve diğer yaşamsal işlevlerinde mihenk noktası olarak aşkını görmesidir. İnsan öğrendikleriyle ve kültürüyle yaşar. Öğrendikleri ve kültürü, nasıl davranacağını belirler. Davranışsal olarak döneme ve kültüre göre değişir aşk. Yaşanan duyguların kontrolü ve yönlendirilmesi kültüre göre olur. Aşk algısı, duygunun yönlenmesinde önemlidir ama sonu birbirine benzer. Yani yok olma, kendini feda etmeye gider. Süreç farklı olsa bile sonuç benzerdir.

Aşk romanlarının ciddi roman olarak algılanmamasının sebepleri neler sizce?

Bu görüşe katılmıyorum ama aşkı hafife alan romanlar da yok değil. Kastımız o romanlar olmadığı sürece, hafif roman demek aşka saygısızlık olur. Ki tarihideğiştirmiş hafife alınan aşk… Savaşlara neden olmuş. Ne büyük bir çelişki, değil mi? Hem aşk savaşı bitiriyor, hem de savaş nedeni olabiliyor. Türk tarihinin enönemli zaferi olan Malazgirt Savaşı’nda Sultan Alpaslan’ın karşısına çıkan RomenDiyojen Roma İmparatoru olmuş ancak aşık olduğu kız için imparator olması yetmemiş. Kıza olan aşkından, onun gözüne girmek için Malazgirt’e girmiş. Yenilgi alınca hem aşkına kavuşamamış hem de gözlerine mil çekilerek kör edilmiş. Artık Romen Diyojen bir imparator değil, zavallı bir aşıkmahkûmdur. Koskoca Truva devletinin yokoluşu da bir aşk yüzündendir. Osmanlı’da Hürrem Sultan etkisini biliriz. Muhteşem Süleyman’ı çaresiz bırakan, Hürrem’e olan aşkı değil midir? Yani aşk bu kadar önemliyken romanına hafif demek, dediğim gibi o yüce duyguya saygısızlıktır.

Romanınız çok yakında kitapçılarda olacak. Şu anki tepkiler ne yönde?

Lise öğrencisinden ellili-altmışlı yaşlardaki kişilere kadar görüştüğüm herkesin çok büyük bir ilgisinin olduğunu gördüm. Belki bu kitapla hayatında ilk kitabını okuyacak çok kişi olacak. Çünkü aşk her insanın yüreğinde özel bir yeri olan duygudur.  Yaşayan zaten bilir, yaşamayan özenir,yaşamadığı için eksik sayar kendini…

Genç-yaşlı herkes aynı tadı alacak mı bu romandan?

Genç arkadaşlar tanımadıkları duyguları görecekler, daha ileri yaşlarda olanlar tattıkları duyguları hatırlayacaklar. Roman yaşamın ta kendisidir. Dolayısıyla romanımda yaşamın her anı var. Aşkla bu kadar haşır neşir biri olarak, bir kadına olan aşkı geleneksel ve kültürel algı içinde verdim. Roman küçük bir Anadolu ilçesinde geçiyor. İlçenin ismini vermedim ki okuyucu o ilçeyi kendi şehri kabul edebilsin. İlçenin 1970’li-80’li yıllarını ve son dönemdeki değişimi verdim. Bu dönem içinde düşüp kalkan kahramanımız Kâmil’de değişmeyen bir şey var, o da sevdası... Karakterlerin tanıtılmasında psikanaliz ve sosyal psikolojiye de geniş yer verdim. Yani okuyucu sadece bir aşk romanı okumayacak. Hayatta kullanabileceği çok önemli tecrübelere sahip olacak.

Kitaplarınızda mesaj kaygıyı taşıyor musunuz?

Hayır, direkt mesaj vermek diye bir kaygının olmaması lazım. Okuyucu olayların gidişinden, anlatılanlardan gerekli mesajı ister alır, ister almaz. Tabii ki her yazarın okuyucuya aktarmaya çalıştığı bir gerçekçilik vardır. Okuyucu bu gerçekçiliği alıp kendi gerçeğine uydurur. Aslında var olanı gösteriyoruz. Sorgulamalarını ve farkında olmalarını sağlayıp, yaşamadan yaşanmış gibi yaptırıyoruz. Bir nevi pratik yapıyor okuyucu…

“Sevgi” üzerine konferanslar verdiğinizi biliyoruz. Devam edecek misiniz?

“Sevmeyi sevmek” konulu söyleşiler gerçekleştiriyorum. Başka konularda da söyleşiler yapıyorum. Davet olduğu sürece karşılık beklemeden nerede dinleyici varsa oraya giderim.

 
MİLLETVEKİLLERİMİZDEN BEKLENTİMİZ NE OLMALI?

 

MURAT GÜRSOY
Milletvekilleri adı üzerinde milletin içinden çıkan, bulundukları bölgelerin sorunlarını çok iyi bilen halkın seçtiği millet adına Ankara’da milletin haklarını ararlar ve korumakla yükümlüdürler. İllerinin daha fazla

Milletvekilleri adı üzerinde milletin içinden çıkan, bulundukları bölgelerin sorunlarını çok iyi bilen halkın seçtiği millet adına Ankara’da milletin haklarını ararlar ve korumakla yükümlüdürler. İllerinin daha fazla hizmet almasını isterler. Taa ki Ankara’yı görünceye kadar yazmak geliyor içimden. Anlaşılan ufukta yine yavaş yavaş seçim gözüküyor en fazla 1 yıl diyelim. Milletvekili denildiğinde hep Sırrı Çınar’ın yazdığı yazıyı okuyorum uzun bir yazı ama ben özetini sizlerle paylaşayım istedim.
Bilgiyle desteklenen yiğitliğin eksik kalan kısımları var. Bir milletvekilinin bu ülkede yaşayan nüfusun tamamının ve gelecekteki nüfusların birebir hayatını etkileyecek konumda, yetki ve sorumluluğunun bilincinde olması gerekir. Yasama organı, Meclisin kabul ettiği yasalarla ve hükümetin çıkardığı yönetmelik vb. düzenlemelerle hayatımızı direk etkilenmektedir. Suçu da onlar belirler, cezasını da, nasıl eğitim verileceğini de onlar belirler, nasıl inanılacağını da, nasıl memur olunacağını da onlar belirler, nasıl ölüneceğini de, nasıl evlenileceğini de onlar belirler, nasıl giyinileceğini de, ne kadar yemek yiyeceğini de onlar belirler, nerede ibadet edileceğini de…
Yani hayatın her aşamasında, her yerde, her şekilde ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı ve yapmadığımızda cezasını hep yasama organı olan meclis, yani milletvekilleri belirliyor. Bir milletvekili bu kadar önemli bir iş yaptığının farkında olmalıdır. Vebal altında olduğunu bilmelidir. Akşam evine döndüğünde sofrasında bulunan yemeklerden bir lokma aldığında ülkesindeki açları düşünerek boğazına dizilmeli, yutamamalıdır. Yatağına yattığında, yapmadıkları veya değiştirmedikleri yasalar nedeniyle evinden, ailesinden uzakta çok zor şartlar altında yaşayanları düşünüp uyuyamamalıdır. Hastanedeki hastayı, hapishanedeki mahkumu, okuldan atılan öğrenciyi, evine ekmek götüremeyen işsizi, ailesinin baskısından bunalan genci, okuldaki öğretmeni, tarlada yatan çiftçiyi, emeği, göz nurunu, bürokratı düşünmeli, bu düşündüklerini anlamalı, yani empati yapabilmelidir. Vebalin farkında olması, empatiyle anlaması, üzerindeki ağır sorumluluğu hissetmesi gerekir. Bu saydıklarıma empati yapması için bir milletvekilinin Türkiye’yi iyi tanıması gereklidir. Yani Ankara’da doğmuş, büyümüş, okumuş ve hâlâ Ankara’da yaşayan birinin Ağrılı, Kastamonulu, Artvinli ya da Erzurumluyu tanıması, bilmesi, çözmesi nerdeyse imkânsızdır. Türkiye homojen bir kültür yapısına sahip değildir. Yukarıdan baktığınızda aynı gibi gözükse de iller hatta ilçeler arasında kültür farklılıkları vardır. Yapılan bir düzenleme ise Hakkâri’den Edirne’ye her yeri ve her insanı kapsıyor. Doğru yapıldığına inanılan yasal düzenlemenin etkisini her bölge ayrı hissedebilir. Ya da o bölgeyi hiç ilgilendirmeyebilir. İnsanını tanıyan, insanının ne yediğini, nasıl yaşadığını, neden hoşlandığını, nasıl eğlendiğini, ne düşündüğünü, neye üzüldüğünü, nasıl para kazandığını, nasıl baba, nasıl ana olduğunu, ne giydiğini, neye ağladığını, beklentilerini, hayallerini, özlemlerini bilmek gerekir. Kars’ı görmeyen, koklamayan, hissetmeyen bir milletvekili kendini nasıl bu milletin vekili olduğunu düşünür? (Daha önceki dönemlerde mecliste Çanakkale’yi görmemiş milletvekillerinin olduğunu biliyorum)
İşte o milletvekili, altına girdiği ağır sorumluluğun hesabını vereceği güne yaklaştıkça, yine telaşlanacak acaba bir yerlerde bilmeyerek bir can yakmış olabilir miyim? Bir haksızlığa sebep olmuş muyum? Bir ananın yüreğine ateş düşürmüş müyüm? Bir gencin hayatını karartmış mıyım? Bir babayı gecenin ortasında ağlatmış mıyım? Bir kadının vücudunu satarak geçimini sağlamasına neden olmuş muyum? diye sorular sorar kendine. Bu soruların başında hep “bir” vardır. Yani “bir” kişi bile incindiyse işte o hesap zor verilir diye kendi kendine kavrulur durur. Bir de bu “bir”i, milyonlarla çarpınca nasıl bir sonuç çıkacağını da hesaplar. Bir milletvekili “kul hakkı” kavramını içine sindirmiş olmalıdır. Kulun, kula üstünlüğünün olmadığını bilenlerden olmalıdır. Koca bir ülkeyi ve milyonları yöneten beş yüz elli kişiden biri olduğunun bilinciyle kendine düşen insan sayısını her gün zihninden geçirmelidir. Mazeret uydurmak için mantık zincirleri kurmayı bir kenara bırakıp, mevcut ve aksayan konuların sebebinin de bir zamanlar oturduğu yerde oturanların sorumluluğu olduğunu düşünüp” eyvah” dememek için hep hakkın yanında olmalıdır. Ben yaptım, oldu mantığıyla değil, tarihe not düşmek ya da kahraman olmak için değil, “insan” olmanın verdiği bilinçle görevini normal vatandaşlardan çok ötelere varan bir ufukla yapmalıdır.
Bu tanıma uyanların var olduğunu düşünmek istiyorum. Çünkü bu aziz millet böyle milletvekillerine lâyıktır ve böylelerine çok ihtiyacı var.
Her şey daha güzel bir
Ordu için demeye devam ediyoruz.

RADYO1

Süre: 75'

Yapım Yılı: 2009

Sunucular: Sadet Baykal, Tülin Öztürk Ekici

Program Ekibi: Serpil Erim, Gülname Kurtgöz, Nigari Erdem,Zehra Karabel,Hilal Ertan,Hasan Özçakmak
E-Posta: yasarken@trt.net.trt

*Konu : Sağlığa Dair : Hasta hakları, hekim hakları, hekimlerin görev ve sorumlulukları. Konuk : Prof. Dr. Yıldız Tümerdem / Çocuk ve Toplum Hek. *Konu : Sanata Dair :Heykel sanatı Konuk : Akın Yıldırım / Heykeltraş *Konu : Yazın Dünyasına Dair : Tüyap Çukurova Kitap Fuarı'ndan izlenimler.. Konuk : Sırrı Çınar / yazar, şair *Konu : İş yaşamı-iş dünyasına dair : 2009 yılına ilişkin ekonomik beklentiler, içinde bulunduğumuz yılda ekonomik göstergelerin ne şekilde seyredeceğine ve krize dair değerlendirmeler.(Geçen haftanın devamı) Danışman : Prof. Dr. Murat Ferman Konuk : Halil Reçber / Anadolu Yatırım Stratejisti, Bugün gazetesi yazarı

 

GENÇ GELİŞİM DERGİSİ(ŞUBAT-2009)

 

 

Nigari Erdem’in hazırladığı Yaşarken Programında yine değişik konu ve konuklar var. Uzman psikolog Ersin ÖNENÇ konuğumuz olacak. Konuğumuzla “Trafik Kazaları, Ehliyet Alımı ve Ruh Sağlığını” konuşacağız. Programın ilerleyen dakikalarında “Kültür ve Sanat Dünyamız” köşemizi hazırlayan gazeteci, yazar ve tiyatrocu İrfan Gürkan ÇELEBİ ile birlikte olacağız. Çelebi ilk olarak haftanın kültür ve sanat olaylarını anlatacak. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü öğretim görevlisi araştırma görevlisi Süreyya TEMEL “Kültür ve Sanat Dünyamız Köşemize konuk olacak. Türkiye’de Tasarımın Hikâyesi ve Tiyatro Tasarımında Yeni Konseptler hakkında bilgi verecek. 18–26 Nisan 2009 tarihleri arasında 14. İzmir Kitap Fuarı yapıldı. Yazar Sırrı ÇINAR fuar izlenimlerini dinleyicilerimizle paylaşacak. Programımızın son köşesi ise İnci KARAMAN’ın hazırladığı “Geleceğin Mucitleri” köşesi olacak. Geleceğin Mucitleri köşesinin ilk bölümünde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinatör Müdür yardımcısı Sadettin PİRCİOĞLU stüdyo konuğumuz olacak. İl Milli Eğitim Müdürlüğünün her yıl Nisan, Mayıs, Haziran aylarında düzenlediği Kariyer Günleri, Bu Benim Eserim Proje Yarışması, Özel Eğitim Günleri, İSTEF 3. Proje Bayramı, Bir Günlüğüne Bilim Adamı Olalım adlı organizasyonlar hakkında bilgi verecek. Geleceğin Mucitleri köşesinin ikinci konusu ise “Annem Unutur Kilit Unutmaz Projesi.” olacak. İstanbul Eyüp Esentepe İlköğretim Okulu öğrencisi Esra KIRDEMİR “Bu Benim Eserim Proje Yarışması”nda finalist olacak projesini tanıtacak.

 

 

 

Maliye Topluluğu'ndan söyleşi

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Maliye Topluluğu tarafından Sanayici aynı zamanda Şair ve Yazar olan Sırrı Çınar'ın konuşmacı olarak katıldığı bir söyleşi gerçekleştirildi

 

'Kültür üretmek' konulu söyleşinin başlangıcında Kulüp Akademik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Serpil Ağcakaya kültürün üretimi ve önemi hakkında kısa bir konuşma yaptı. Ağcakaya konuşmasında: "Toplum olarak kültürel faaliyetlerde bulunmalı, düşünerek üretmeliyiz. Kültür üretmek için okumalı, sorgulamalı, tartışmalı ve eleştiri yaparak güçlü bir ülke olmalıyız." diye konuştu.
Ardından Çınar, toplumda kültürün gelişimi ve öneminden bahsetti. Çınar konuşmasında: "Kültür, hayatın en temel kavramıdır. Ancak böyle önemli bir kavramı toplumca hep göz ardı ediyoruz. Kültürün ne olduğunu bilmeden onu üretemeyiz. Kültür Fransızca kökenli bir kelime gibi dursa da aslen Türkçe bir kelimedir. Eski Türkçe de kül toprak; turan toprağın doğurduğu anlamına gelmektedir. Yani kültür, toprağın doğurduğu, topraktan doğup kendi kendine gelişen anlamına gelmektedir. Biz bu kelimeyi üretip diğer ülkelere hediye ettik. Ancak son zamanlarda bu kelimenin altını doldurmakta zorlanıyoruz. İnsanın doğduğu andan ölünceye kadar, bütün yaşamı boyunca sahip olduğu tüm maddi ve manevi varlıkları kültürünü oluşturur. Bu kadar geniş bir kavram olan kültür kavramını üreterek, devam ettirerek kendimizi dış dünyaya yansıtıyor, tanıtıyoruz. Toplumda etkileşim ile yaşam biçimlerinin şekillenmesinde rol oynayan kültür üretiminde, son yüz- yüz elli yıldır zayıf kaldık. Ancak kültürümüz gelişmeye, etkileşmeye devam edecek" şeklinde konuştu.
Söyleşinin ardından öğrencilerden gelen sorular yanıtlandı.
Ayrıca Yazar Çınar, kitaplarını okuyucuları için imzaladı.

TÜRKİYE’YE DAMGASINI VURAN YAZARLAR
Kitap fuarının en ilgi çeken yanı her gün düzenlenen yazar söyleşileri oldu. Fuar alanındaki konferans salonunda gerçekleştirilen söyleşiler bir düşünce mozaiğini oluşturdu. Farklı fikirlere sahip insanlar, köşe yazılarından ya da kitaplardan tanıdıkları yazarlarla sohbet etme imkanı buldu. Fuar, Prof. Dr. İlber Ortaylı, yeşilçamın eskimeyen jönü Fikret Hakan, Roni Marguiles, Şair Sırrı Çınar, Sibel Eraslan, Fatma Türk Kuşkaya, Sevda Türküsev, Doğu Perinçek’in oğlu Mehmet Perinçek, Mahir Kaynak, Aslı Erdoğan, Ali Erkan Kavaklı, İskender Pala, İsmet Özel başta olmak üzere birçok yazarı okuruyla buluşturdu.

15:41 Kitap fuarı sona erdi


Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin ilk kez düzenlediği kitap fuarı sona erdi. Ünlü yazarların okurlarıyla bir araya geldiği fuara 114'ü yayınevi toplam 137 kuruluş katıldı.
Kocaeli Gölcük yolu üzerindeki 8 bin metrekarelik alana sahip İnterteks Fuar Alanı'nda düzenlenen kitap fuarında her yaştan, her düşünceden insana uygun kitaplar satışa sunuldu. Fuarın ana girişinde iki önemli sergi açıldı. Kocaeli'nin geçmiş 100 yılına ışık tutan ve kentin doğal güzelliklerini yansıtan fotoğraflar sergilendi. Fuar, sadece kitaplara ve fotoğraflara değil, 6 bin yılın tanıkları, adı dahi duyulmamış müzik aletlerinin tanıtımına da ev sahipliği yaptı. Fuar alanında; dümbelek, düdük, çeng, bağlama, çan, çevgan, tav, köbrük, kös gibi kaybolmaya yüz tutmuş ya da keman, kopuz, kaval, ney gibi günümüzde de tınısını korumuş pek çok çalgı aleti sergilendi.
Kitap fuarının en ilgi çeken yanı her gün düzenlenen yazar söyleşileri oldu. Fuar alanındaki konferans salonunda gerçekleştirilen söyleşiler bir düşünce mozaiğini oluşturdu. Farklı fikirlere sahip okurlar, köşe yazılarından ya da kitaplardan tanıdıkları yazarlarla sohbet etme imkanı buldu. Fuar, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Yeşilçam'ın eskimeyen jönü Fikret Hakan, Roni Marguiles, şair Sırrı Çınar, Sibel Eraslan, Fatma Türk Kuşkaya, Sevda Türküsev, Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek, Mahir Kaynak, Aslı Erdoğan, Ali Erkan Kavaklı, İskender Pala, İsmet Özel başta olmak üzere birçok yazarı okuruyla buluşturdu.
"TÜRKİYE'DE DİLLER MOZAİĞİ DİYE BİR ŞEY YOKTUR"
Fuarın ilk günü, "İstanbul'un Fethi ve Fetih Kültürü" başlığı altında konferans veren Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı'nın saray hayatı ile Türklerin tarihteki yerini anlattı. Ortaylı, Osmanlı'nın saray hayatının dışarıdan ihtişamlı ancak içeride mütevazı olduğunu söyledi. Türklerin tarihteki yerini ise, "Eğer Türkler olmasaydı Macaristan Katolik olurdu. Türkler olmasaydı Ukrayna olmazdı" sözleriyle vurguladı. Ortaylı Kürt sorununa da işaret ederek, "Türkiye'de diller mozaiği diye bir şey yoktur. Eğer
olsaydı, o dil üzerinden edebiyat yapılması, o dilin geniş çevrelerce konuşulması gerekirdi. Herkes aklından böyle bir mozaiği çıkarsın" diye konuştu.
Yeşilçam'ın unutulmayan isimlerinden Fikret Hakan da kitap fuarında hayranlarıyla buluştu. 76 yaşındaki sanatçı, "Siyah Işık" ve kendi hayatıyla ilgili olan "Eskimeyen Yeşilçamlı" isimli kitabını okurlarına imzaladı.
Kan Salkımı, Düşen Kelimeler, Serzeniş gibi şiirlerin mimarı Sırrı Çınar da fuarda dinleyicileriyle bir araya geldi. Çınar, hem kendi hem de sevilen şairlerin şiirlerinden örnekler okudu. Sibel Eraslan, "Kadın Olmak, Fatma Türk Kuşkaya, "Edebiyatta Yazar ve Mekan İlişkisi" Sevda Türküsev ise, "Başarılı Kadının İletişim Tüyoları" konulu konferanslarıyla okurlarının karşısına çıktı.
Ergenekon davası nedeniyle tutuklu bulunan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in hukukçu oğlu Mehmet Perinçek de fuarın konukları arasındaydı. Perinçek, "Ermeni Soykırımı Yalanına Karşı Ermeni Belgeleriyle Cevap" konulu söyleşisinde yaptığı araştırmaları ve konuyla ilgili elde ettiği bulguları okurlarıyla paylaştı. Perinçek, "Ermeni meselesine Çarlık Rusya'sı arşivleriyle başlamak gerekiyor. Ermenilerin yaşam koşullarıyla ilgili belgelere göz atmak gerekiyor. Belgeler gösteriyor ki, Ermeniler o dönemde çok kötü şartlarda değil, tam tersi çok iyi şartlarda yaşıyorlardı. Hatta ticaret de onların elindeydi" dedi.
Meselenin Türklerin savaş zamanı cephe gerisindeki Ermenileri zorunlu göçe tabi tutmalarından kaynakladığını vurgulayan Perinçek, "Bu göç onların güvenliği ve emniyeti içindir. Soykırım olarak nitelendirilmesi mümkün değildir" diye konuştu.
Eski MİT üyesi Mahir Kaynak da fuar konuşmacıları arasında yerini aldı. Kaynak, "Hiçbir şey göründüğü gibi değil" konulu konferansında yine çarpıcı ve bir o kadar iddialı açıklamalarda bulundu. "AB'yi ekonomik kriz vuracak ve AB üyesi ülkeler dağılacak. Dünyanın çarkı ABD ve Rusya arasında dönecek.
Türkiye bu iki ülke arasında denge olacak. ABD Türkiye'ye muhtaç. Doğu'da bir Kürt devleti kurulması ise mümkün değildir" açıklamasını yapan Kaynak, PKK ile Ergenekon'un da iç içe olmadığını, birinin bölücü, birinin ise milliyetçi kimliğiyle öne çıktığını savundu. Petrolün giderek önemini yitirdiğini ifade eden Kaynak, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmek istenmesinin altında farklı nedenlerin yattığına işaret etti. Kaynak, " O mayınlar 10 yıl önce de oradaydı. Şimdi neden temizleniyor? Bunun temizlenmesi için kanuna gerek yok. Kimseyi kandırmasınlar. Bugünkü mücadele tarım işletmesinin yabancılara verilip verilmemesidir" iddiasında bulundu.
 

 

Kitap Fuarı'na Çınar ve Çelik İmzası

Kitap fuarının konuşmacı yazarı Sırrı Çınar, "Şiirle Gönül Dünyasına Girmek", Nalan Çelik ise "Bir Şiirle Evrenseli Yakalamak" konulu konferans verdi

  : 03 Haziran 2009 

 

 

Büyükşehir Belediyesi, kitap fuarında bu kez şiir sevdalılarını bir araya getirdi. Türkiye’nin önde gelen şairlerinden Sırrı Çınar ile Nalan Çelik Kocaeli halkı ile buluştu. Çınar, ülkemizde hemen hemen herkesin hayatında şiir yazdığını belirterek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

İFADE EDİLEN HER SÖZ ŞİİR DEĞİL
Hepimiz okul sıralarında ilkokuldan başlayarak şiir niteliği taşıyan söz dizinleri meydana getirmişizdir. İfade edilen her söz şiir değildir. Şairin niteliği ve şiirin özelliği önemlidir. Okuyucunun nasıl bir izlenim edindiği de”

ŞİİR GÖNLÜN ANLADIĞI DİLDİR
Şairliğin bir meslek olarak nitelendirilmesi konusunda büyük belirsizlik olduğunu kaydeden Çınar, “Şiir tarif edilebilseydi, bu kadar fazla tarifi olmazdı. İnsanın gönül dünyasına girmesini sağlayan etkisi ölçülemeyen sadece gönlün anladığı bir dildir. Şiir gönle giren en etkili yoldur”dedi. Dünya ve Türk şairlerinin deyişlerinden örnekler veren Çınar, “Toplumuna yabancı şiirler üreten şair o topluma hitap edemez”ifadesini kullandı.
 
ŞİİR YAZMAK DAHA FAZLA ÜRETMEYİ SAĞLAR
Sunumunu şiirlerle renklendiren Çınar, Türk Dil Kurumu’nun son çıkardığı 700 bin sözcüklü sözlüğe dikkat çekti. “Türk Dil Kurumu’nun yeni sözlüğü 700 bin kelimelik. Ancak biz bu sözlüğün ancak 300 kelimesini günlük hayatta kullanıyoruz. Üniversiteler arasında yapılan araştırmalar gösteriyor ki bazı üniversiteli gençler günlük hayatta maalesef 90 kelime kullanıyor. Şiir yazmak daha fazla kelime ile konuşmayı sağlar”dedi.
 
900 YIL ÖNCE ŞİİR KİTABI YAZILMIŞ
Şairlerin şiir yazmaya yönelmelerindeki en önemli temel duygunun şairlerin yenilmişlik duygusu olduğunu söyleyen Çınar şunları kaydetti: Şiir bir çaresizlik anında çıkar. Bir şair için şiir yazmak çok önemlidir.  Şiirin insanlık tarihinden bu yana yazı bulunmadan önce de olduğu söylenir. Bu süreç içerisinde şiir yazılmış. Yaklaşık bugünkü tarihten 900 yıl önce yazılmış bir şiir kitabı bulunmaktadır. Şiirin insan üzerindeki etkisini çok daha iyi görüyoruz”

 

 

Kitap fuarını 100 bin kişi ziyaret etti

KOCAELİ (CİHAN)- Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin Kocaeli'nde ilk kez düzenlediği kitap fuarı sona erdi. 114 yayınevi toplam 137 kuruluşun Büyükşehir Belediyesi'nin ücretsiz tahsis ettiği stantlarda kitaplarını sattığı fuarda Türkiye'nin önde gelen yazarları okurlarıyla buluştu

Kocaeli Gölcük yolu üzerindeki 8 bin metrekarelik alana sahip İnterteks Fuar Alanı'nda düzenlenen kitap fuarında her yaştan, her düşünceden insana uygun kitaplar satışa sunuldu. Fuarın ana girişinde iki önemli sergi açıldı. Kocaeli'nin geçmiş 100 yılına ışık tutan ve kentin doğal güzelliklerini yansıtan fotoğraflar sergilendi. Fuar, sadece kitaplara ve fotoğraflara sınırlı kalmadı, 6 bin yılın tanıkları, adı dahi duyulmamış müzik aletlerine de evsahipliği yaptı. Fuar alanında; dümbelek, düdük, çeng, bağlama, çan, çevgan, tav, köbrük, kös gibi kaybolmaya yüz tutmuş ya da keman, kopuz, kaval, ney gibi günümüzde de tınısını korumuş pek çok çalgı aleti sergilendi.

Kitap fuarının en ilgi çeken yanı ise her gün düzenlenen yazar söyleşileri oldu. Fuar alanındaki konferans salonunda gerçekleştirilen söyleşiler bir düşünce mozaiğini oluşturdu. Farklı fikirlere sahip insanlar, köşe yazılarından ya da kitaplardan tanıdıkları yazarlarla sohbet etme imkanı buldu. Fuar, Prof. Dr. İlber Ortaylı, yeşilçamın eskimeyen jönü Fikret Hakan, Roni Marguiles,
şair Sırrı Çınar, Sibel Eraslan, Fatma Türk Kuşkaya, Sevda Türküsev, Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek, Mahir Kaynak, Aslı Erdoğan, Ali Erkan Kavaklı, İskender Pala, İsmet Özel başta olmak üzere birçok yazarı okuruyla buluşturdu

Kitap Fuarı'na Sırrı Çınar ve Nalan Çelik İmzası

03 Haziran 2009
Kitap fuarının konuşmacı yazarı Sırrı Çınar, "Şiirle Gönül Dünyasına Girmek", Nalan Çelik ise "Bir Şiirle Evrenseli Yakalamak" konulu konferans verdi

Kitap Fuarı'na Sırrı Çınar ve Nalan Çelik İmzası

Kitap Fuarı’nda Çınar ve Çelik, kitap imzaladı

Yayınlanma tarihi 03 Haziran 2009,  

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği kitap fuarında her gün birkaç yazar kitap imzalıyor, söyleşiler, konferanslar düzenleniyor.
7 Haziran’a kadar devam edecek organizasyonda yazar Sırrı Çınar, “Şiirle Gönül Dünyasına Girmek”, Nalan Çelik ise “Bir Şiirle Evrenseli Yakalamak” konulu konferans verdi.
Şairliğin bir meslek olarak nitelendirilmesi konusunda büyük belirsizlik olduğunu kaydeden Sırrı Çınar, “Şiir tarif edilebilseydi, bu kadar fazla tarifi olmazdı. İnsanın gönül dünyasına girmesini sağlayan etkisi ölçülemeyen sadece gönlün anladığı bir dildir. Şiir gönle giren en etkili yoldur” dedi. Dünya ve Türk şairlerinin deyişlerinden örnekler veren Çınar, “Toplumuna yabancı şiirler üreten şair o topluma hitap edemez” şeklinde görüş belirtti.
“Aşk yağmaktır”, Beyaz ve Siyah” şiirlerinin yazarı Nalan Çelik ise “Bir Şiirle Evrenseli Yakalamak” konulu konferansında Gülten Akın’ın şiirlerinin yorumlamasını yaptı. Şairlerin şiirlerini yazarken nasıl bir duygu yoğunluğu içerisinde olduğunu kendi üslubunca anlatan Çelik, “Şiiri anlamak için onun kategorilerini kavramak gerekiyor” dedi.

GENÇ GELİŞİM DERGİSİ(OCAK-2009)

HABER AJANDA DERGİSİ (Ocak-2009)

Abdurrahim Karakoç

Bugün yeni bir yayınevi ve yeni kitaplarla tanışacağız.
1- YAŞAYAN KÂBUS: ERGENEKON -Asrın soruşturması-
Yazarı: Eski savcı-Gültekin Avcı..
HABER AJANDA yayınları arasında çıkan bu eser, gerek kitabın isminden, gerekse yazarının kimliğinden dolayı hafızalara kazınacaktır.
507 sayfa tutan bir kitap.. Bu sizi korkutmasın.. Elinize aldığınız zaman bırakacağınızı hiç tahmin etmiyorum. Çünkü, son yıllara damgasını vuran ERGENEKON çetesinin yetkili/hukukçu bir kişi tarafından tahlili gelmiştir önünüze..
Bugüne değin birbirinden kıymetli 9 eseri yayınlanmış Gültekin Avcı bir fahri mücadele adamıdır..
Ergenekon hadisesinin kılcal damarlarına kadar inen bir araştırma ve tarafsız bir yorumlama..
"Onursal Savcı"lardan olmadığı için ayrı bir değer kazandığını size söyleyebilirim.. İyi ki öyle bir sıfatı yoktur..
Birkaç not kitabdan:
¥ PKK'dan Doğu Perinçek'e: "Partimiz sizinle çalışmaktan gurur duyuyor.." "Doğu Perinçek, PKK'nın neferi".. "Doğu Perinçek ve Akın Birdal partimizin silahlı milisleri"..
Hepsi bir belgeye dayalı iddiaların.. Afaki değil.. Daha başkaları da vardır ibretle okuyacağınız..
2- Türk'ün Hukukla İmtihanı: DEVLET AKLI
Mehmet Niyazi Yavuz'un kaleme aldığı bu faydalı olacağına inandığım eser de HABER AJANDA yayınları arasında çıkmıştır..
Mehmet Niyazi Yavuz arkadaşımız genç bir yazar.. Gençliğine rağmen olgun insanların ulaşamayacağı derinliğe sahiptir.
Haber Ajanda dergisinde yazar.. Ben de aynı dergide yazdığım için ara-sıra görüşürüz.. Ciddi ve sevimli bir arkadaşımız.
Yazılarında ciddiyet, ilim, gerçeklik daha bariz şekilde kendini gösteriyor.. Yayınlanmış 3 kitabı var: "İkinci Cumhuriyet-Özal", daha sonra "Şef-Kurucu Atatürk, Tutucu İnönü".. Son olarak Devlet Aklı elinizde bulunması gereken kitab..
Hukuki konulara ağırlık verildiğini gördüm okuyunca.. Yani hukukçuların hukuku katlettiği bir dönemde..
Malum ve meşhur 27 Mayıs darbecilerinin seçip göreve getirdikleri savcı Ömer Altay Egesel'den Onursal Sabih'e ve aynı taassubu taşıyan devre arkadaşlarına kadar herkesi göreceksiniz bu kitabda.. Tabii okumanız elzemdir..
3- Bize, Bilime, İnanca ve Kaosa dair..
FARAKTAL DÜŞÜNCELER
Yazarı: Dr. Sinan Canan
"Faraktal" ne manaya gelir, ben de bilmiyordum.. Meğer: “Sonlu boyutlarda mündemiç sonsuzların genel kod adı" imiş..
Evrimlerin, devrimlerin harmanlandığı ve resimlerle zenginleştirilmiş ilmi bir eser..
Dr. Sinan Can, Hacettepe Üniversitesi mezunu. Bilahere 19 Mayıs Üniversitesi'nde, Histoloji ve Embriyoloji tahsil etmiştir.. Ve şimdi, Başkent Üniversitesi Tıb Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Makaleleriyle ayrıca halkımıza hizmet etmektedir..
4- ULUSALCILIĞIN ANATOMİSİ
Haber Ajanda yayını..
Editör Yavuz Selim tarafından seçilen dergi makalelerinden meydana gelmiş bir eser..
Yavuz Selim, kısa bir ifadeyle 'Hareket adamı'dır..
Yazdığı eserleri burada saymak sütunumu doldurup taşıracağı için onları es geçiyorum..
Yurt içinde, yurt dışında -özellikle Afganistan’da- araştırmalarını biliyoruz..
Bu sefer, Haber Ajanda'nın soruşturma sayısı olan "ulusalcılık" hakkındaki yazılar kitaplaştırılmış..
Sırasına göre:
Abdurrahim Karakoç, Prof. Dr. Turan Güven, Şenol Özbek, Nurullah Kaplan, Prof. Dr. Seyid Mehmet Şen, Mehmet Emin Genç, Mustafa Güçlü, Sıddık Demir, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Dr. Kemal Tekten, Gültekin Avcı, Dr. Sinan Canan,
Sırrı Çınar, Ahmet Doğan İlbey, Söyleşi: İsmail Yiğit-Eyüp Gökhan Öztekin..
Her 4 kitabın isteme adresi:
Haber Ajanda-Anafartalar Cad. Şan Sokak No: 10/303 Ulus-Ankara.
Tel: 0312 380 90 92 - Faks: 312 381 45 65 - Haberleşme: P.K. 06 Keçiören/Ankara 06302.


Maliye Topluluğu'ndan söyleşi

SDÜ ve İİBF Maliye Topluluğu tarafından  şair ve yazar olan Sırrı Çınar'ın konuşmacı olarak katıldığı söyleşi gerçekleştirildi

söyleşinin başlangıcında Kulüp Akademik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Serpil Ağcakaya kültürün üretimi ve önemi hakkında kısa bir konuşma yaptı. Ağcakaya konuşmasında: "Toplum olarak kültürel faaliyetlerde bulunmalı, düşünerek üretmeliyiz. Kültür üretmek için okumalı, sorgulamalı, tartışmalı ve eleştiri yaparak güçlü bir ülke olmalıyız." diye konuştu.
Ardından Çınar, toplumda kültürün gelişimi ve öneminden bahsetti. Çınar konuşmasında: "Kültür, hayatın en temel kavramıdır. Ancak böyle önemli bir kavramı toplumca hep göz ardı ediyoruz. Kültürün ne olduğunu bilmeden onu üretemeyiz. Kültür Fransızca kökenli bir kelime gibi dursa da aslen Türkçe bir kelimedir. Eski Türkçe de kül toprak; turan toprağın doğurduğu anlamına gelmektedir. Yani kültür, toprağın doğurduğu, topraktan doğup kendi kendine gelişen anlamına gelmektedir. Biz bu kelimeyi üretip diğer ülkelere hediye ettik. Ancak son zamanlarda bu kelimenin altını doldurmakta zorlanıyoruz. İnsanın doğduğu andan ölünceye kadar, bütün yaşamı boyunca sahip olduğu tüm maddi ve manevi varlıkları kültürünü oluşturur. Bu kadar geniş bir kavram olan kültür kavramını üreterek, devam ettirerek kendimizi dış dünyaya yansıtıyor, tanıtıyoruz. Toplumda etkileşim ile yaşam biçimlerinin şekillenmesinde rol oynayan kültür üretiminde, son yüz- yüz elli yıldır zayıf kaldık. Ancak kültürümüz gelişmeye, etkileşmeye devam edecek" şeklinde konuştu.
Söyleşinin ardından öğrencilerden gelen sorular yanıtlandı.
Ayrıca Yazar Çınar, kitaplarını okuyucuları içinimzaladı.

 

AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Emine Hanım'ın gözyaşları

 

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, kanserli çocuklar için düzenlenen defile öncesi okunan bir şiir sırasında göz yaşlarını tutamadı.
Kanserli Çocuklara Yardım Derneği'nin (KANÇO-DER), Aktif Metropolitan Otel'de düzenlediği defileye, Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun eşi Emine Aksu ve Milli Eğitim Bakını Hüseyin Çelik'in eşi Şahsenem Çelik katıldı. Emine Erdoğan, kanserli çocukların sevgi ve gayrete herkesten daha çok ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Ne zaman gözlerinde umudun ışığı sönmeye, ne zaman yüzlerindeki aydınlık gölgelenmeye yüz tutsa, onların yanlarında olmalı, onları sevgiyle, şefkatle, sıcaklıkla sarmalamalıyız'' dedi. Emine Erdoğan, KANÇO-DER'e 5 bin dolar katkıda bulundu. Erdoğan, defile öncesinde Ahmet Yenilmez'in okuduğu 
Şair Sırrı Çınar'a ait 'Koca Yürekli Adam'' şiirinden duygulanarak, ağladı.

 



 17:30 30 Eylül 2005 / Cuma 


Emine Erdoğan, kanserli çocuklar yararına defilede ağladı

      Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kanserli Çocuklar Derneği (KANÇO-DER) yararına düzenlenen defileyi izledi. Emine Erdoğan, "Bizler onların yaşama sevinçleri, umutları, direnme güçleri olmalıyız" dedi.
      Aktif Metropolitan Otel’deki defilede konuşan Emine Erdoğan, kanserli çocukların sevgi ve gayrete herkesten daha çok ihtiyacı olduğunu belirterek, "Ne zaman gözlerinde umudun ışığı sönmeye, ne zaman yüzlerindeki aydınlık gölgelenmeye, ne zaman dirençleri zayıflamaya yüz tutsa, onların yanlarında olmalı, onları sevgiyle, şefkatle, sıcaklıkla sarmalamalıyız" dedi.
     
     EMİNE ERDOĞAN AĞLADI

      Bu arada, Erdoğan, organizasyonun sunuculuğunu yapan Ahmet Yenilmez’in
şair Sırrı Çınar’ın  "Koca Yürekli Adam" şiirini okurken, ağladı.
      Yenilmez şiiri okumadan önce Erdoğan’a, "Gerçi şiirden çok çektiniz ama şiiri seversiniz" dedi.
      Öte yandan Yenilmez konuşmasında dernek yararına düzenlenen organizasyondan elde edilen meblağın az olduğuna dikkati çekerek, yüksek bağış yapan birini, İmam Hatip Lisesi mezunu olduğunu saklayan bir bilgisayar mühendisinin hayatını anlatan "The İmam" filminin galasına davet edeceğini, "Koca Yürekli Adam" şiirinin CD’sini hediye edeceğini ve bu kişiyi "Acılı Hayat" dizisinin herhangi bir sahnesine ailesiyle birlikte konuk olarak çağıracağını söyle

 

  • ANKARA (İHA)

    Nihat Dayanık İlköğretim Okulu’nun Akşehir Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği ‘Şiir Dinletisi’ gecesinin Onur Konuğu Okulun İsim Babası Dt. Nihat Dayanık oldu.


          Saygı duruşundu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın söylenmesinin ardından Okul Müdürü Erden Ünal’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda Okulun faaliyetleri sinevizyon eşliğinde izleyenlere gösterildi.
          Okulun Türkçe Öğretmeni Yalçın Yalçınöz’ün konuşması ve bir şiir okuması ile devam eden gecede yine okul öğretmenlerinden Mustafa Ayık ve Eyüp Şanbaz yönetiminde miniklerin folklör gösterisine geçildi. Minikler çeşitli yöresel oyunları oynadılar.
          Konya’nın tek çevre ödüllü (EKO OKULU olan Nihat Dayanık İlköğretim Okulu öğrencileri şiir deryasının büyülü atmosferinde izleyenlere duygusal anlar yaşattı. Şiir dinletisinin ilk bölümünü doğa, çevre, orman ve insan konusunu içeren şiirler okundu.

          Programın ikinci bölümün de ise öğrenciler, “ serbest dalda ” sanat ve Edebiyat Dünyasının Ünlü şairlerinin şiirlerine yer verdiler.
          Şiir dinletisinde Bağımsızlık ve Ulusal Kurtuluş savaşımızın kazanılması esnasında Ünlü şairlerin kaleme aldığı O unutulmaz “ Sakarya Türküsü, Mustafa Kemali düşünüyorum, Bayrak ”gibi şiirlerinin yanı sıra Yine Ozanların duygusal içerikli ; “Sol yanım acıyor, Babalara hitaben Sırrı Çınar'a ait olan “Koca yürekli Adam “ gibi şiirleri toplam 20 öğrenci okudu.

    HAFTANIN ŞİİRLERİ

     

    Kulüp üyelerimizden Sevgili Rtn. Yalçın OĞUZ
     Öğretmenler Günü kutlaması sebebiyle aşağıdaki şiirleri 
    üyelerimize okudu. Hepimizi duygulandıran bu şiirleri 
    bülten okurlarımızla paylaşıyoruz.
     
     
     
    ÖĞRETMENİM
     

    Unuttum ezberlediğim binlerce ismi,

    Bir senin adını unutamadım.

    Yıllar geldi geçti habersiz,

    Bir seni tanıdığım günü unutamadım.

     

    Anamın kucağından, yüce gönlüne,

    Köprüler kurdum gülle bezenmiş,

    Notalar yazdım güzel sesine,

    Öğrettiğin ilk şarkıyı unutamadım.

     

    Ufku ardımdan alıp, önüme koydun,

    Hasret mektubunda harfler sen oldun,

    Beni yeşertmeye ömrünü verdin,

    O şefkatli gülüşünü unutamadım.

     

    İyiyi, kötüyü senden öğrendim,

    Bildiğin her şeyi motifledin, işledin,

    Çok sayıldın, çok sevildin, özlendin,

    Sana duyduğum hisleri unutamadım.

     

    Öğretmen, can demek, gönül demek,

    Ümitsizlik batağında güven demek,

    Anadolum kadar cömerttir verdiğin emek,

    Ayrılırken ağlayan gözlerini unutamadım.

     

    Hala gözlerim nemli, her an ağlayabilirim,

    En kutsal varlık öğretmen diyebilirim,

    Yüreğimin başına yazdıkların için ölebilirim,

    Seni de, gösterdiğin yolu da unutamadım...

    Sırrı ÇINAR

    ( Şairin Serzeniş adlı kitabından )

     

     

     

     

  •  
     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

       
         Ana Sayfa