|

|
BAĞIRMA
SEBEBİ
Masumken hücrede müebbet giyen,
Ölümü bekler, günleri sayamaz şaşırır,
Dost elinden bağrına kurşun yiyen,
Parçalanır yüreği, vay anam diye bağırır.
On günlük aça ne istersin diye soran,
Kuru ekmeği duyunca inanamaz şaşırır,
Ufkuna koyduğu hülyası dağılan,
Sızlarda sevinemez, vay anam diye bağırır.
Düşmandan kaçarken sılam diye inleyen,
Göç yolunda menzile gidemez, evinde kalır,
Ömrünün ortasında piri fani sayılan,
Belini doğrultamaz, vay anam diye bağırır.
Düşünenin elbet vardır bir derdi, belki bin,
Gülmeye mecali yok, yardıma çağırır,
Her duvarda bir taşı olan yiğidin, merdin,
Zelzeleyle yıkılır, vay anam diye bağırır.
Göz görür, el yetmez doğrultmaya eğriyi,
Baş düşer, göğüs tutar nefesi, diş sıkılır,
Hele dayı diyemiyorsa ona buna geçerken dereyi,
Yuttukça suyu, boğulur, vay anam diye bağırır.
Özü kalmadı közün, ateşte el yakmıyor,
Doğruyu söyleyen yedi düvel sürülür,
Şah damardan yakın Rab bize bakıyor,
Hesabı düşünen vay anam diye bağırır.
Başkaları duymak istemesin gerçeği, derdi,
Ozan bildiğini söyler, türküsünü çığırır,
Zalimin çarkına sürülen yağlar eridi,
Kızgın yağlarda yanan vay anam diye bağırır.
Vurdumduymaz olmak yakışmaz insana,
Kuşlar yalnız yaşamaz, çiçekler bile birbirine sarılır,
Erdemi bilmek gerek, ilkellik yakışmaz arif olana,
Başı iki eli arasında olan vay anam diye bağırır
Sırrı Çınar |
 |