
|
Türkiye Gazetesi Avrupa baskısı 15.09.2006 TESBİT Koca yürekli adam sustu Ali KILIÇARSLAN a.kilicarslan@web.de Koca Yürekli Adam; kimdir, nerelidir, biliyor musunuz? “Deli Yürek” dizisinin Sabri Abi’si, “Ekmek Teknesi” dizisinin Gamsız Celali ve daha birçok filmde ve dizide oynayan Ahmet Yenilmez’in okuduğu şiirden bahsediyorum... Şiirin yazarı Sırrı Çınar ve seslendiren Ahmet Yenilmez, yaklaşık 20 yıldır, ta öğrencilik yıllarından tanıdığım iki değerli can dostumdur. Sırrı Çınar, Ahmet Yenilmez’in Dokuz Eylül Üniversitesi’nden arkadaşıdır. Ahlat’lı Koca Yürekli Adam, Sırrı Çınar’ın babasıdır. İki yıl önce Ankara’da evlerinde tanışma ve konuşma imkanı buldum. Gerçekten, iç dünyasını dış dünyasına yansıtan; iki dünyası arasında zıtlık bulunmayan ve inandığı gibi yaşayan misafirperver, vakur ve inançlı bir adamdı “Koca Yürekli Adam”... Geçen yıl izinimi sadece İstanbul’da geçirdiğim için ziyaret edememiştim Koca Yürekli Adamı... Bundan sonra artık hiç ziyaret edemeyeceğim. Çünkü, Koca Yürekli Adam Mustafa Çınar, 1 Eylül 2006 tarihinde “gidiyorum” demiş ve 77 yaşında öbür dünyaya göç etmiş: Gidiyorum, yazım kalsın, Fotoğrafta yüzüm kalsın, Yazıdaki sözüm kalsın, İşte artık gidiyorum... Gidiyorum, malım kalsın, Peteklerde balım kalsın, Herkes benden ibret alsın, İşte artık gidiyorum... (...) Ölüm; değişmeyen, değiştirilemeyen ve asla değiştirilemeyecek bir gerçek. Ve bu gerçeği en güzel güzel rahmetli Necip Fazıl Kısakürek dile getirmiş: Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber? Can dostum Sırrı Çınar, okurken duygulandıran, dinlerken gözlerimizi yaşartan “Koca Yürekli Adam” şiirini babası Mustafa Çınar için yazmış, fakat bütün babalara ithaf etmişti. İşte, o Koca Yürekli Adam’ın şahsında bütün babalara ithaf edilen şiir: Koca yürekli adam, babam Korkusuzca girdiği kavgalardan yara almadan çıkan, Eşkıya, hain, çıyanları heybetiyle kovan, Çilenin ablukasından alnı açık, başı dik çıkan, Koca yürekli adam... Kan ağlarken yüreği, gözünde nem görmediğim. Beş parasız günlerin sabahında, kısmet tellallarına minnetini duymadığım, Dünyanın kalleş şövalyelerine restini çeken, Koca yürekli adam, babam... Çelikten leblebiyi öğüten dişleriyle, Avuçlarımla dağları denize dökerim, diyen dilleriyle, Yorulmak bilmeyen zırhlı bedeniyle, Tırnaklarıyla hayatın kalbine tutunmuştu, Koca yürekli adam... Daha dün yaşadım dediği, Yetmiş yıllık ömür... Küsmüş hayatın fildişi kulelerine, Tırnaklarını geçirmiş kendi yüreğine, Kanattıkça yüzü gülüyor, dili söylüyor: Konuş, konuş, sakın ha susma, Koca yürekli adam! Derdini söylemeyen, kimseye eyvallah etmeyen, minnetsiz adam... Yürüdüğünde yeri titreten, kıymet bilen, kıymetini bilmediğim, derdimi söyleyemediğim, koca yürekli adam, canım babam... (1) CAN DOSTUM Sırrı Çınar’ın şahsında aile fertlerine, yakınlarına ve bütün sevenlerine Yüce Allah (c.c.)’tan sabrı cemil niyaz eder, merhum Koca Yürekli Adam’a rahmet dilerim. Mekanı cennet olsun!
|
GİDİYORUM |
|
|
BABAMA MİNNET VE HASRET DUYGUMLA |
||
|
İçini rahat tut, salavat getir, Hastalığını ulu hekime götür, Babalara böyle evlat gerektir. Gidiyorum yazım kalsın, Fotoğrafta yüzüm kalsın, Yazıdaki sözüm kalsın, İşte artık gidiyorum. |
BAYRAK Türküm diyen insan, Devletini iyi tanı, Türklük senin şerefindir, Milletini iyi tanı, Bayrağı yere atanlar, Kendini pula satanlar, Türklüğe caka satanlar, Milletini iyi tanı, Bayrağı atıp, yaktılar, Köpekleri sokağa saldılar, Polisi zora soktular, Polisini iyi tanı. Bayrağa hain bakanlar, Milletine hançer sokanlar, her yerde necis kokanlar, Sen orduyu iyi tanı, Bayrağı başında taşı, Kimse sana çıkmaz karşı, Eğilmez dik duran başı, Gençliğini iyi tanı. Bayrak her an açılacak, Dalgalanıp, selamlanacak, Bayrağa sahip çıkacak Mustafa’yı iyi tanı. Mustafa Çınar11.04.2005 |
|
|
Ölüm güzel şey budur
perde arkasından haber
KAÇAMAZSIN |
KENDİME GELEMEDİM Ciğerlerim hasta oldu, Kendime gelemedim. Kuvvet gitti, benzim soldu, Kendime gelemedim. Düşmüşüm zalim derde, Yığıldım kaldım yerde, Akıl kalmamıştır serde, Kendimi bulamadım. Çok çalıştım çabaladım, Hayattan zevk alamadım, İlacımı bulamadım, Kendime gelemedim. Gece gündüz hep dileğim, İslam olarak öleyim, Sonumu bileyim, Kendime gelemedim. Mustafa sabır eyle, Hayatın cilvesi böyle, Derdini kime söylersen söyle, Kendimi bilemedim, bilmedim. 01,01,2005 |
|
|
MAL MÜLK Ölüm bir kaderdir elbet, Her şey için gerçek ibret, Ölüm geldi buldu seni, Mal mülk için kavga ettin, Hepsini bırakıp gittin, En sonunda sende bittin, Ölüm geldi buldu seni, Mal mülk için hayal kurdun, Gelene gidene sordun, Maldan bahis ettin durdun, Ölüm geldi buldu seni, Mal seni yoldan çıkardı, Yerden yere çaldı, Hepside burada kaldı, Ölüm geldi buldu seni, Malı mülkü nerden kazandın, Yedin içtin hep uzandın, Hiç ölmeyeceksin sandın, Ölüm geldi buldu seni, Mala mülke hiç doymadın, Gafil oldun uyanmadın, Ölmeyeceğini sandın, Ölüm geldi buldu seni, Mal edindin hesapsız, Cimrilik ettin kaldı zekatsız, Şimdi tamamı faydasız, Ölüm geldi buldu seni, Zekatın vermezsen eğer, Sen o mala verme değer, Hepsi gidermiş meğer, Ölüm geldi buldu seni, Zekat üzerinde fakir hakkıdır, Mal mülkde hayır saklıdır, Zekatsız malın şerri çoktur, Ölüm geldi buldu seni, Mustafa Çınar06,12,2004 |
||
|
ÇOCUKLUĞUM Doğarken ağlamışım, Hayata küsülüyüm, Dertten kurtulmadı başım, Hayata küsülüyüm. Çocuk doğarken sevilir, Ev halkı buna sevinir, Herkes bununla övünür, Ben hayata küsülüyüm. Ben doğmadan biraz önce, Sancı gelir ince ince, Herkes sevinir doğunca, Ben hayata küsülüyüm. Ben bebekken anam ölmüş, Hem ağlamış hem de gülmüş, Doğduğuma çok sevinmiş, Ben hayata küsülüyüm. Öksüz kaldım, tek başıma sokakta, Oynadım durdum toprakta, Anadan kaldım uzakta, Ben hayata küsülüyüm. Herkes sokakta oynarken, Ben de onlara bakıp ağlarken, Göz yaşlarımı silerken, Ben hayata küsülüyüm. Yetim kalan çocuğa, Selam verilmez, alınmaz ocağa, Kimse almaz kucağa, Ben hayata küsülüyüm. Çocuk evin neşesi, Her tarafta çıkar sesi, Evi doldurur nefesi, Ben hayata küsülüyüm. Büyüdüm, günler geçti, Güçlükler başımı aştı, Sıkıntılar peşimden koştu, Ben hayata küsülüyüm. Çocuk olan büyür bir gün, Mustafa dikeni acıtır gülün, Sıkıntılar sürer gider her gün, Ben hayata küsülüyüm.01,01,2005 KABİR Kabir ahiret kapısıdır, Amelsiz gitme oraya, Kabir insanın son yapısıdır, Amelsiz gitme oraya. Karanlığın içindesin mezarda, Sorgu sual yapılacak orada, Muhakkak kalırsın darda, Amelsiz gitme oraya. Ölümü uzakta sandın, Dünya malına aldandın, Bilerek ateşe atladın, Amelsiz gitme oraya. Amelsizsen sakın gitme, Tövbekar olmadan yatma, Kendini şeytana satma, Amelsiz gitme oraya. Ecelin geldikten sonra, Gideceğin yerdir ora, Kabir seni sokar zora, Amelsiz gitme oraya. Kabir yılanlı bir kuyu, Ne ekmeği var ne suyu, Kıyamete kadar uyu ha uyu, Amelsiz gitme oraya. Mustafa bunu bilesin, Bir gün oraya gideceksin, Orada kesilir sesin, Amelsiz gitme oraya. 08,12,2004
|
KOCA YÜREKLİ
ADAM SUSTU Güneş geceye parmak sallarken Ezanlar yükseldi arşa, Döşek hemen küstü, attı üstünden, İnleyerek Azrail’e gitti barışa… Ey benim azmin şühedası babam, Ben derin uykuda senden habersiz, Rüyanın katran rengine bulanmışken, Sen boyun büktün sessiz, Sonsuzluk için emir geliyor, Oysa kıyama duracaksın diye seccaden bekliyor… Sabah griye boyandı nedense, Kader dağından yuvarlandı hıçkırık, Dünyaya tek borcun aldığın son nefesse Zırh içine tıkadı seni, göğsüne inen yumruk. Kaç yürek atıyor hele biri var ki bilirsin, Hadi davran vakit yok babam, Seccaden seni bekliyor tekbir getireceksin… Sesinle giyinirdim, karnım doyardı Hiç üşümezdim, utanmazdım da, Korkmazdım baykuş ötmesinden, günlük nevalem duandı ve hep arkamdaydı, Yürek hekimleri yazmıştı reçeteyi, Her gün duyacaksın sesini, babanın içli sesini demişlerdi… Ben de susma demiştim sana, sakın ha susma! bunu dünya alem biliyor, dinle beni ne olur, Hadi davran vakit yok babam, Secde için seccaden seni bekliyor… Düşünce ateş, yaktı da nasıl yaktı, Gördüler öksüzün, yetimin nasıl ağladığını, O bedene o acı nasıl sığmıştı, Koca yürekli adam o sabah susmuştu… O sabah gün griydi, Dünyada bir haller vardı, Dağlar yerle bir, sular sessiz akıyordu, Minnetsiz adamlara yakışırdı öylesi, Saba makamında kısılmıştı o gür sesi, Ne hastane derdi kaldı, ne doktor, Her yere düşmüştü o keskin ateş, Bir ömürde kazanılanların karşılığı O bastondu dayandığı O bastondu asıl kor, Yanına yaklaşamadı kimse, Bir o, bir ben yandık da yandık, Birbirimize sarıldıkta ağladık. Her şey olduğu gibi duruyor, Seccade mahzun, tespih melül, yatak sıcak, sular akıyor, Ey benim göğün patikasında koşan babam, Her şey yerli yerinde, ben ve herkes, Yanan yürekte yası demliyor. Nurlarım ağlıyor durmadan, Anamla bir yanımız zaten yok oldu , Bir yanımızı sensizlik kemiriyor. Biter mi bu ömür, biter mi sizsiz, Gitmek var mıydı habersiz ve bizsiz. Yanıyoruz bir o, bir ben durmadan, Sönmez ateş oluruz, koca yürekli adam konuşmadan. Kıymetini bilemedim, bilemedim, Derdimi sana bir türlü diyemedim minnetsiz adam… Koca yürekli adam, Canım, canım babam… Ankara 05.10.2006 SIRRI ÇINAR |
KABİR İnsan ölmeden bilmeli, Kabir denen o mekanı, Gidip yerinde görmeli, Kabir denen o mekanı. Sen kabri bilmezsin, Oradan gelecek sesin, Orayı da göreceksin, Kabir denen o mekanı. Kabir insanın son durağı, Yakın eder çok uzağı, Üşütür derin toprağı, Kabir denen o mekanı, Malların evladın hani, Azrail alacak canı, Orayı da iyi tanı, Kabir denem o mekanı, Kabre girmeden önce, Hazırlık yap ince ince, Unutma gündüz gece, Kabir denen o mekanı, İyi tanı, karanlık bir dere, Uzatınca kuru yere, Titreyecek her zerre, Kabir denen o mekanı, Dünya mümbit bir tarla, Her taraf kaplı karla, Ölmeden hele bir hatırla, Kabir denen o mekanı, Kolay gelmez dile, Kazanılan gider yele, İnsan mutlak bile, Kabir denen o mekanı, Kişi ölmeden ölmelidir, Sorgu sual nedir bilmelidir, Orayı da dünya kadar sevmelidir, Kabir denen o mekanı. Mustafa’nın tarlasıdır, Güzel mekan orasıdır, Hatırlamanın sırasıdır, Kabir denen o mekanı 10,12,2004 HELAL Dünya malı büyük varlık, O malı sen kazanmışsan, Malı olan çekmez darlık, Helalinden kazanmışsan, Dünya malsız olmaz, Hayatın bir tadı kalmaz, Mal olmadan kolay yaşanmaz, Helalinden kazanmışsan, Zekatı verilen mallar, Kapanır hep haram yollar, Hal olur müşkül haller, Helalinden kazanmışsan, Malı olan rağbet görür, Günahlara duvar örür, Hayra hasenata yürür, Helalinden kazanmışsan, Kuranda da bildirildi, Helal kazanç emredildi, Mal sahibi orada güldü, Helalinden kazanmışsa, En büyük varlıktır dünya malları, Bununla kapanır haram yolları, Mal ile çözülür müşkül halleri, Helalinden kazanmışsan. Helal nedir bileceksin, Hep bu yolda yürüyeceksin, Faydasını göreceksin, Helalinden kazanmışsan. Ahiret için amel gerek, Yaşamak için yürek gerek, Neticeyi bilmek gerek, Helalinden kazanmışsan. Dünyada açıktır yollar, Dünya ahireti beller, Ahirette açılır güller, Helalinden kazanmışsan. 28,11,2004 |
|
CAN DOKTOR Hasta olan insan çaresiz kalır, Derman bulması mutlak gerektir. Kaçılmaz kaderden hastalık olur, Hasta doktorunu bulsa gerektir. İlaç kar etmedi, çaresiz kaldım, Ağladım, sızladım, saçımı yoldum, Aradım nihayet doktoru buldum, Hastaya böyle doktor gerektir. Doktorun ismi Sedat Demircan, Yüzü güzel, dili tatlı, muhkem yürekli, Can içinde can hem de babacan, Her garibe böyle can gerektir. İyileşmem için son ümit sensin, Şifa veren Allah, sen de sebepsin, Duam seninle olacak bunu bilesin, Memlekete böyle alim gerektir. Mustafa sözünü burada bitir, İçini rahat tut, salavat getir, Hastalığını ulu hekime götür, Babalara böyle evlat gerektir. 25,08,2005 ANKARA KENDİM İçimde sıkıntı kalmışım darda, Ne yapsam da kendime gülemiyorum, Günlerim geçiyor ahu zarda, Bir türlü kendime gelemiyorum. Geçiyor günlerim, bir sefer gülemedim, Hayatın tadını hiç alamadım, Yar ile beraber hiç kalamadım, Bir türlü kendime gelemedim. Her zaman ızdırap her zaman darda, Her zaman soğuk, her zaman karda, Ne yazda, ne kışta, ne baharda Bir türlü kendime gelemedim. Gençlik geçti bir bahar gibi, Hayat sona erdi bir mevsim gibi, Kaybettim kendimi bir rüzgar gibi, Bir türlü kendime gelemedim. Hayatta yoruldum, önüme dağlar geçti, Kötü kader hep beni seçti, Bir gün güleceğim diye hep kandırdı, kaçtı, Bir türlü kendime gelemedim. Kader böyleymiş nerden bilesin, Göden akan yaşı silemezsin, Mustafa çok ders aldın görmez misin, Bir türlü kendime gelemedim. 25,12,2004 KADERİM Yüce dağ başını ben gezemedim, İçimden geçeni hiç yazmadım, Gerçek kaderimi ben bozamadım, Kaderim, kaderim kırık kaderim. Sana isyanım var nasıl edeyim, Dağların başında kış yaman olur, Sevda yiğidin de düş yaman olur, Adamın iyisinde iş yaman olur, Kaderim, kaderim kırık kaderim, Sana isyanım var bilmem nedeyim. Kaderim kötüymüş, bilemedim, Aktı göz yaşlarım silemedim, Gönlümden geçeni bulamadım Kaderim, kaderim kırık kaderim, Sana isyanım var nasıl edeyim. Yüce dağ başında kar güzel olur, Yiğidin yanında yar güzel olur, Asilzadelerde yas gazel olur, Kaderim, kaderim kırık kaderim, Sana isyanım var bilmem nedeyim. Dağların başından kar eksik olmaz, Yiğidin gönlünden yar eksik olmaz, İnsanın yaptığı yanına kar kalmaz, Kaderim, kaderim kırık kaderim, Sana isyanım var bilmem nedeyim. Güneş indi nemrut dağı başına, Mayıl oldum sevgilinin kaşına, Ömür boyu düştüm sevenin peşine, Kaderim kaderim kırık kaderim, Sana isyanım var bilmem nedeyim. Mustafa dağlara aşık olmuşsun, Dağlar için sararmışsın, solmuşsun, Ömründe hep ağlamış, gülmemişsin, Kaderim kaderim kırık kaderim, Sana isyanım var bilmem nedeyim. 25,12,2004 |
HAYAT HİKAYEM Hayat hikayemi anlatacağım Beni arkasına taktı da gitti Belki yarı yolda ben kalacağım Günlerim su gibi aktı da gitti Ahlat’ta başladım ben bu işlere Kendimi kaptırdım hayal, düşlere Hayat bazen benzer garip kuşlara Beni arkasına taktı da gitti Kendimi unuttum düştüm yollara Hatalarım çoktu halden hallere Geçim için gittim ilden illere Sıkıntı içine soktu da gitti Vilayetim olan Bitlis ilinde Hayatım son buldu geçim yolunda Meyveyi aradım taze dalında Elim yetişmedi koptu da gitti Bitlis’i bırakıp ben Muş’a geçtim Rızkı orada aradım orayı seçtim Acı bir kader ki Varto’ya düştüm Depreme uğradım yıktı da gitti. Kısmet beni çekti Van’a götürdü Yedi yedi beni kökten bitirdi Aklımı zay etti yere yatırdı Yerden yere vurdu çaktı da gitti. Çaldıran’a gittim deprem peşimde Deprem benim ekmeğimde aşımda Varto,Çaldıran’da halen peşimde Varımı yoğumu yıktı da gitti Çaldıran,Kızıltaş hem de Gevaş’ta Gece gündüz sıkıntıda telaşta Çok eğildim,çok üzüldüm o yaşta Bir yılan misali soktu da gitti İşim düştü Çaldıran’a,Gevaş’a Deprem soktu beni türlü telaşa Böyle bir felaket gelmesin başa Bütün işlerimi yıktı da gitti. Aynı yıllar idi gittim Erciş’e Depremle karışık başladım işe Çok zorladım kendimi çıkayım başa Başa çıkamadım koptu da gitti Dolaştım dolaştım Ahlat’a geldim İşlerin içinde kendimi buldum İnşaatlar bitti emekli oldum Güldürmedi beni bıktı da gitti Mustafa hayatta huzur bulmadın Hamt olsun Allah’a rezil olmadım Her şey oldu fakat yerde kalmadın Yüzüme güldü de baktı da gitti 03.03.2005
|
BOŞ DÜNYA Üç varlığın var senin, Biri can çıkınca gider, Ne beden kalır ne tenin, Biride mezara kadar. Biri malın, biri evlat, Biriside amelindir. Amelinle mezara yat, Kara toprak senindir. Malın ölünce biter, Kalır yerli yerinde, Varisler paylaşır, Hesaplar inceden ince Bedenin yalnız mezarda, Kalacaksın mutlak darda, Amelinle baş başa, Yardım eden yoktur orada. Dünya bir imtihan yeri, Kimi önde kimi geri, Öbür dünyaya gideceksin, Bu dünyada kalma geri. Dünya ahiret için vardır, Ahireti kazanmak zordur, Dünya malı yakan kordur, Ateşinle gideceksin. 17,11,2004 |
|
İSLAM Dünya malı nimettir bilene, Ölenleri görüp ibret alana, Haramdan kaçıp helale gelene, Faydası olmayan bir mal olamaz. Helalinden kazanırsan malları, İslam’da çoktur kazanç yolları, Kapatırsan cümle haram yolları, Yolları kapatan İslam olamaz. İslam’da kazançlar hep helal olur, Kazançlar harcanır ahirete kalır, Müslüman harcadıkça hep sevap alır, Sevabı olmayan bir mal olamaz. Dünya ahiretin mümbit tarlası, İyi tohum ekenin kalmaz tasası, Dünyada da, ahirette de rahat kafası, İslam’da rahatsız kafa olamaz. Hayatın neşesi İslam’da vardır. Neşesi olmayanın dünyası dardır, İslam’dan çıkanın işleri zordur. Zor diye bir şey İslam’da olamaz. İslam’ı yazmakla bitiremezsin, Yoldan çıkanı yola getiremezsin, Doğruyu her göze gösteremezsin, İslamsız dünyada bir şey olamaz. 12,11,2004 |
||
|
ÇANAKKALE ASLANLARI On dört mart bin dokuz yüz on dört, Arı burnunda, İngiliz gavuru beklenmekte, Mehmet siperde, Komutanın ateş emrini beklemekte, Mevzide gözleri parlıyor, Düşmana sıkacağı ilk kurşunla heyecanlanıyor, İsabet etmeli mermi düşmana, Yoksa yıkılırdı mevzi başına, Tahammül kalmadı, ya sabır çekiyor, Haykırarak mevziden fırlamak istiyor, Gözleri çakmak çakmak, göğsünde imanı, Her haliyle şehit olmak istiyor, İşte geldi şahadet zamanı. Elbiseler yıkandı dünden, Tertemiz bütün beden, İlahi bir huzur çökmüş içine, Allah, Allah sedası takılmış diline, geldi işte o an, komutan ateş dedi, Allahu ekber sesleri yeri göğü inletti, Mevziler dardı Mehmet’e, sığmadı oraya, Attığı her kurşun soktu düşmanı sıraya, Bayramdı, şenlikti Mehmet’e savaş, Bedenler mevzideydi, dimdikti eğilmeyen baş. Düşman zordaydı, öldükçe ölüyordu, Deniz kıyısı kan gölüne dönüyordu. Göğüs göğse durmadan vuruşuyor, Düşmana bir saniye aman vermiyor. Öndeki arkadaşı şahadet şerbetini içti, Mehmet durmadı onun yerine geçti. Bir sevinçle bir şevkle onurunu koruyor, Bir düşman daha öldürmek için çırpınıyor. Süngüsünü taktı Mehmet, aslanlar gibi kükredi, Vatan için Allah için tek kurtuluş zaferdi. Süngüsüyle biçti düşman boynunu, Allah dedi şehit oldu, kan doldurdu koynunu. 12.04.2005 |
SON PİŞMANLIK Bu dünyada üç varlığın, Üçü de senin değildir. Biri evlat biri canın, Sonunda bir çukura düşeceksin. Biri kıymetli malın, Kabirde ne olacak halin, Mezarda üstüne salın, Konduğunda gerçeği göreceksin Can çıkınca malın kalmaz, Aklı olan mala kanmaz, Tek gün imansız kalmaz, Aldanırsan nara düşeceksin. Evladın mezara kadar, Mezar hem derin hem de dar, Sevdiklerin seni oraya atar, Sen seninle dertleşeceksin. Can çıkınca malın gider, Ne kıymetler olur heder, Sen hepsinden beter, Beter duruma düşeceksin. Bu dünyada üç varlığın, Üçü de senin darlığın, Kabirdeki tek zorluğun, Hesap verirken göreceksin. Sen mezarda amelinle, Ne vermişsen elinle, Güzel söz demişsen dilinle, Biriktirdiklerinle hesap vereceksin. Amelinle kaldın yerde, Mal, mülk, evlat kaldı geride, Geride kalanların hesabını Soranlara cevap vereceksin. Bunlardan sorumlu sensin, Yanılma bunu bilesin, Tövbe edip zarardan dönesin, Orada murada eresin. Mustafa güzel söyledin, Ahiret havasını boyladın, Kabir için ne eyledin, Neyledinse orda bileceksin |
|