![]() |
SIRRI ÇINAR |
![]() |
|||||||
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
||||
|
|
|
||||||
|
|
|
||||||
|
|
|||||||
|
|
|||||||
|
|
|||||||
|
ALKIŞLAR
Son yıllarda alkışlar protesto eylemlerinde kullanılmaya başlandı. Bebeklikten kalan bu alışkanlık, protestoda da sığınılacak en kolay eylem olmakta. Sendikacılar, işçiler, memurlar, öğrenciler hak arama ve ret duygularını dile getirmede ellerini birbirine vurarak çıkardıkları sesin arkasına sığınmakta. Sanki, daha önce verdikleri alkış kredisini geri almaya çalışıyorlar. Ama, alkışın verdiği o anlatılmaz kabul duygusunun yerini, protesto alkışları alamamakta. Protesto alkışları rahatsızlık vermemekte. Kulakların alıştığı o çarpıcı ses protesto için çıkarılsa da çarpıcılığını kaybetmiyor.
Parçamız alkışlar Dünyanın hiç bir yerinde olmayan “ölüm” sırasında, cenaze törenlerinde de kullanılmaya başlandı. Cenaze törenlerinde, törene katılanlar birlikte alkış tutuyorlar. Neyi, kimi alkışladıkları belli değil. Kabul ve takdirlerini mi, ölümü protesto duygularını mı ifade ediyorlar hiç belli değil. Hangi gelenekte, hangi kültürde, hangi dinde cenazenin alkışlanacağını biri çıkıp açıklasa diyorum. Öleni alkışlıyorlarsa, “iyiki öldün, ölümün çok iyi oldu” diyorlarsa , komik bir davranış. Ölümü protesto için alkışlıyorlarsa hadlerine değil. Neyi, ne zaman kullanacağını bilmeyen kitleler, her gün bir yerlerde ellerini birbirine vurarak ses çıkarıyorlar. Arkasına sığınarak mutlu oldukları o kolay hareket. Üzerime düşeni yaptım kolaycılığının yaşandığı basitlik. Dalkavukluğun en önemli sembolünü kullanan, dalkavuklar sürüsü. Nefsinin kölesi olmuş alkış dilencileri. İşin özüne bakmadan duydukları sesin karşısında eğilen zavallılar.
Şartlı refleksimiz alkışlarımızda biraz dikkatli davranırsak, basit “şak-şakçı” olmayız. Sözlerle ifade edemediğimiz güzel, büyük duygularımızın ifadesinde yerinde ve zamanında kullandığımız zaman amacına ulaşacak alkışlarımızı pervazsızca kullananları “alkışlıyorum”
|