SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

ALKIŞLAR 


Çocuklarımıza ilk öğrettiğimiz eylemlerden biri, ellerini birbirine vurarak ses çıkarmalarıdır. Yani alkışlamalarıdır. Duygu, düşüncenin dışa vuruşunda insanların ömürleri boyunca sıkça başvurdukları bir alışkanlık kazandırılır. Seyredilen tiyatro, konser, film, siyasi konuşmalar, diğer konuşmalarda takdir duygularımızı bu alışkanlığımız ile belli ederiz. Takdir duyguları kabardığı her an başvurduğumuz en kolay eylemdir. Almanya’ya uçakla giden vatandaşlarımız, uçağı piste indiren pilotu alkışlarlar. Herhangi bir yerde yapılan konuşmada, konuşmacı ses tonunu yükselttiği her cümleden sonra mutlaka alkış alır. Sözlerin ne ifade ettiği, alkışlayanlara önemli mesajlar verip-vermediği önemli değil. Ses tonu, el-kol hareketleri alkış almaya yeter. Zaten alkışlamaya hazır kitle en kolay tepkiyi mutlaka verecek. Kabulün, takdir edilişin onayını alan konuşmacı, gönül rahatlığıyla söylediklerinin tamamının doğru olduğu kanaatiyle konuştuklarını uygulamaya geçirir. Ne kadar çok alkış alınıyorsa, yapılan iş, konuşma o kadar güzel, iyi, doğru kabul edilir. Alkış almayan bir gösteri, konuşma, faaliyet de yok gibidir. İnsanların en cömertçe verdikleri sadece alkışlarıdır. Cömertçe alkışları alanların en zahmetsizce sahiplendikleri krediyi, alkışlayanların aleyhine kullandıkları ortadadır. Siyasiler, sanatçılar, konferansçılar aldıkları bu krediyle toplum üstü olduklarına inanır. Farklı olduklarına, çok güzel eylemlerde bulunduklarına, çok becerikli olduklarına kanaat getirir. Alkışı düşünmeden verenler, eleştirmekte aynı aceleciliği gösterir. Bir yerlere çıkardıklarının karşısında zayıf duruma düştüklerini gördüklerinde, eleştirmek, yok saymak gibi eylemlere girmekte gecikmezler. Eğer alkış alan her faaliyet aldığı alkış oranında devamlılık gösterseydi, şu anda hiç bir problemimiz olmayacaktı.
 

Son yıllarda alkışlar protesto eylemlerinde kullanılmaya başlandı. Bebeklikten kalan bu alışkanlık, protestoda da sığınılacak en kolay eylem olmakta. Sendikacılar, işçiler, memurlar, öğrenciler hak arama ve ret duygularını dile getirmede ellerini birbirine vurarak çıkardıkları sesin arkasına sığınmakta. Sanki, daha önce verdikleri alkış kredisini geri almaya çalışıyorlar. Ama, alkışın verdiği o anlatılmaz kabul duygusunun yerini, protesto alkışları alamamakta. Protesto alkışları rahatsızlık vermemekte. Kulakların alıştığı o çarpıcı ses protesto için çıkarılsa da çarpıcılığını kaybetmiyor.
Alkışı alanların ilk fırsatta başkalarına verdiği bu hoş ses bir Türk’ün hayatında en sık yaptığı davranış.
 

Parçamız alkışlar Dünyanın hiç bir yerinde olmayan “ölüm” sırasında, cenaze törenlerinde de kullanılmaya başlandı. Cenaze törenlerinde, törene katılanlar birlikte alkış tutuyorlar. Neyi, kimi alkışladıkları belli değil. Kabul ve takdirlerini mi, ölümü protesto duygularını mı ifade ediyorlar hiç belli değil. Hangi gelenekte, hangi kültürde, hangi dinde cenazenin alkışlanacağını biri çıkıp açıklasa diyorum. Öleni alkışlıyorlarsa, “iyiki öldün, ölümün çok iyi oldu” diyorlarsa , komik bir davranış. Ölümü protesto için alkışlıyorlarsa hadlerine değil. Neyi, ne zaman kullanacağını bilmeyen kitleler, her gün bir yerlerde ellerini birbirine vurarak ses çıkarıyorlar. Arkasına sığınarak mutlu oldukları o kolay hareket. Üzerime düşeni yaptım kolaycılığının yaşandığı basitlik. Dalkavukluğun en önemli sembolünü kullanan, dalkavuklar sürüsü. Nefsinin kölesi olmuş alkış dilencileri. İşin özüne bakmadan duydukları sesin karşısında eğilen zavallılar.
 

Şartlı refleksimiz alkışlarımızda biraz dikkatli davranırsak, basit “şak-şakçı” olmayız. Sözlerle ifade edemediğimiz güzel, büyük duygularımızın ifadesinde yerinde ve zamanında kullandığımız zaman amacına ulaşacak alkışlarımızı pervazsızca kullananları “alkışlıyorum”


Sırrı Çınar


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com