AİLE TEMELİ SARSILIYOR



 
Descartes, “iyi insan iyi aileyi, iyi aile iyi toplumu, iyi toplum iyi devleti meydana getirir” demiş. Bilerek veya bilmeyerek Türk-İslam kültürünün aileye bakışını açıklamış. Aile kültürüyle  yaşama metotları ve düşünce iklimi geliştirmiş bir milletiz. Aile, millet şuurunu kavramamızda, toplumun dinamiklerini algılayıp yönlendirmemizde en önemli kültür taşıdır. Tarihin her döneminde toplumun ayakta kalmasının yegane sebebidir. Aile kültürümüz, çocuğun, erkeğin ve kadının sorumluluklarını öğreten, bütün sosyal kavramları aşılayan okuldur. Ülkemiz yaşadığı siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlığın yaşandığı dönemlerde sosyal patlamaları yaşanmamasını aile kültürüne borçludur. Türk aile tipinde birey ailesi için var olur. Aldığı olumsuz etkilere direnmek için mücadele eden bireylerin sığındıkları gelenekleri ve alt kültürlerinin hissedildiği yaşandığı yer ailesidir.
Anadolu sağlam aile yapısını korumakta zorlanırken, kentlerde çok özel gayretlerle “Türk ailesi” olarak kalmayı başarmaya çalışıyor. Yıkılan kültür değerlerinin yerine yenisini koymakta geç kalan bireylerin sağlam aileler kurması, yaşatması mümkün olmuyor. Öze yabancı kültür zerrelerinin bünyede birikmesiyle ortaya çıkan özenti, bilgisizlik, çelişki, gayesizlik ve iletişim algılama bozuklukları gibi girdapların içine düşen bireyler, toplumu dinamitleyen parçalanmış, yıkılmış, problemli ailelere zemin hazırlıyorlar.

Kendi bünyesine yabancı yaşam standartlarının dayatıldığı, ekonomik sıkıntıların yaşandığı, eğitimsiz bireylerle aile kurumunu korumak ve yaşatmak ne kadar mümkün olur? Bu önemli sosyal çalkantı her gün boyutlarını genişletmekte. Özellikle büyük kentlerde yapılan evliliklerin çoğu boşanmayla sonuçlanıyor. Evini terk eden kadınların, erkeklerin sayısı çığ gibi artıyor. Gayri meşru çocuk doğum oranları, sokağa terk edilen çocuk sayısı artıyor. Mahkemelerde bekleyen boşanma dosya sayısı ürkütücü hal almış.

 Aile kurumunu korumak amacıyla Aile araştırma kurumu diye bir yapımız var. Bu kurumun amacı; Ailenin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahın artırılması için araştırma yapmak ve yaptırmak. Bu konuda projeler geliştirerek, uygulamaya koymayı, mevcut aile yapısını, ana, baba, eş ve çocuklar ile akraba ilişkilerinden kaynaklanan problemleri ekonomik, sosyal ve kültürel faktörleri ile araştırılması gerektiğini maddeleştirmiş. Aile geçimsizliğini, çocuk suçlarını ve kötü alışkanlıkları doğuran sebepleri incelemeyi, bunların önlenmesi için eğitim programları hazırlamayı düşünmüş. Ailedeki kültürel değişimleri, iç ve dış göçün aile yapısına olan etkilerini araştıralım demiş. Demiş de; aileye, aileyi oluşturan kadına, erkeğe, çocuğa ulaşmayı becerememiş. Yaptığı çalışmalar bireye, birim aileye yansımadan kitap, seminer, konferans faaliyetlerinin içine hapis olmuş. Pratikte uygulanmayan bu çalışmalar aileye ulaşmayınca, aileler kendi dünyasında, problemleriyle baş başa kalmış. Sonuç; aile temelimiz sarsılıyor. Güvendiğimiz o kurum çatlıyor. Bu çatlamayı hızlandıracak her türlü çalışma var da, önlemek için kimse kılını kıpırdatmıyor. Gelecek nesillerin içine düşeceği durumu düşünmek bile istemiyorum!

 

Sırrı Çınar

Fikrime Düşenler     Ana Sayfa