SIRRI ÇINAR  
         
>
>
>
>
>
>
>

Toprağın pas kokan yüreğine giderken,

Son kez vuracak davullar,

Durulacak bara, zeybekler uçacak,

Tutulacak halaylar,

Gelen sabaha

Gecenin derinlerinden gideceğim,

Sabahın en ücra köşesinden,

Sessizce elveda diyeceğim…
...
.................

bana ulaşın

şiirlerim fikrime düşenler

 

 

kitaplarım gördüklerim
 

 

dünüm

babam

dost sitelerim          
 

 

ADI BAYRAM 


 Bayramlar coşkunun, neşenin , sevincin, barışın, birliğin yaşandığı günlerdir. İlahi emirle yapılan bayramların ayrı bir yeri, anlamı, görevi, ifa edilme şekli var. İlahi emrin karşısında kelime oyunlarıyla Ramazan bayramı yerine şeker bayramı yakıştırması yapılsa da, ilahi vasfını yok etmeye güçleri yetmeyecek. Müslümanlar dünyanın her köşesinde ilahi emri yerine getirmenin huzuruyla bayramı yaşayacak.
 

Her bayramda “ah o eski bayramlar” diye başlayan sohbetler yapılır. Eski bayramların şekli ve verdiği manevi tatlara olan özlem dile getirilir. Ne oldu da eski bayramları özlüyoruz? Bayramları şanına yakışır kutlamaktan niye vazgeçtik? Bu gün bayramları coşkuyla kutlayamama sebebimiz ne? Bu bayramı anlamına uygun yaşayabilecek miyiz?
Büyük şehirlerde yaşayanların sığındıkları , büyük şehre ait problemlerden söz edilir. Bir yerden ,başka bir yere gitmenin zorluğu, akrabaların bir-birine uzak oturmaları, komşuluk ilişkilerinin gelişmediği gibi mazeretler sıralanır. Küçük kentlerde, kasabalarda, köylerde yaşayanların da ayrı mazeretleri var. “Önceki bayramda biz ziyarete gitmiştik, onlar bize gelmedi” diye başlayan ve başka husumetleri mazeret olarak bir çırpıda sayarlar. Bu mazeretlerin hiç birisi başkaları tarafından dayatılan sebepler, biçimler değil. İnsanların kendi kendilerine geliştirdikleri savunmalardır.
 

Bu bayramı şanına yakışır bir şekilde yaşayacak mıyız? Hiç sanmıyorum. Acıları gömme günü olsa da bayram, depremde kayıp ettiklerimizi unutamıyoruz. Şu anda çadırlarında, geçici konutlarında acılarının içine gömülmüş kardeşlerimizi unutup coşkuyla kutlanır mı? Koca bir yıl içinde ilişkilerin gelişmesi yönünde çaba sarf etmeden, bir-birinin arkasından konuşan, kuyusunu kazıyan , görüşmeyen akraba ve komşularla bayramın coşkusu yaşanır mı? Asgari ücretiyle, aldığı emekli maaşıyla, yaptığı ticaretle, ektiği ürünle geçinmeye çalışan neşe ile bayram yapabilir mi? Bayramda yapılmaya alışılmış alışverişi yapamayan, çocuklarına bayramlık alamayanlar yüreği ferah, huzurla geçirebilir mi bayramı? Birilerinin gecekondu yapmasına izin verdiği, bayram öncesi birilerinin de gelip yıktığı evsiz kalanlar bayramı nasıl kutlar? Bölücülerin döktükleri kan, yıktıkları ocaklar, sakat bıraktıkları civanları unutup kıvançla kutlayabilir miyiz bayramı?
 

Dünyadaki Müslümanlar da bayramı yaşayamıyor. Savaşların, açlığın, zulmün yaşandığı İslam dünyasında coşkulu bir bayram yapmak hiç de kolay değil. Gönüller buruk, başlar eğik, yürekler acılı, ölümle yüz-yüze bayramı yaşamak,..... Çeçenistan, Kosova, Bosna, Doğu Türkistan, Kerkük nasıl yaşasın bayramı? Üzerlerindeki bombaları, mezarlardaki şehitleri, yaşanan acıları unutmaları kolay mı?Bayram yapabilirler mi? 
 

Yüce yaratan sabrı telkin ediyor. Şükrü emrediyor. Musibetlere hamt edelim diyor, mümini musibetler karşısında gösterdiği sabır ve şükre göre değerlendiriyor. Bayramları ibadet olarak görüyor. İbadetin mantığı ve anlamı çerçevesinde bayram yapmamızı emir ediyor. Kendimize dönüp bakmanın, coşkuyla, sevgiyle , inançla kutlayacağımız bayramlarda muhasebe yapmanın vakti geçiyor. Millet olarak yaşadığımız doğal afetlerin verdiği buruklukla bayramı idrak ediyoruz. Ama, bu afetler olmasa da, bayramların hakkını veremiyoruz. Komşuların , komşu hakkını bilerek bayrama kavuşmadan üzerlerine düşeni yapıp, bayrama huzurlu bir gönülle girilmesini diliyorum. Akrabalarını gözeten, ziyaret eden, hal-hatır soranların bayramlarda çiçeklerinin açmasını diliyorum. Müslümanların kendilerine gelip, dinimizin emrettiği toplumu ayakta tutan emirlere uyarak, zulümden, acıdan ,savaştan kurtulmalarını diliyorum.

 

 

 

 

 


 



 

      E-Posta: sirricinar@sirricinar.com