|
 |
ADI
BAYRAM
Bayramlar coşkunun, neşenin , sevincin, barışın, birliğin
yaşandığı günlerdir. İlahi emirle yapılan bayramların ayrı bir
yeri, anlamı, görevi, ifa edilme şekli var. İlahi emrin
karşısında kelime oyunlarıyla Ramazan bayramı yerine şeker
bayramı yakıştırması yapılsa da, ilahi vasfını yok etmeye
güçleri yetmeyecek. Müslümanlar dünyanın her köşesinde ilahi
emri yerine getirmenin huzuruyla bayramı yaşayacak.
Her bayramda “ah o eski bayramlar” diye başlayan sohbetler
yapılır. Eski bayramların şekli ve verdiği manevi tatlara olan
özlem dile getirilir. Ne oldu da eski bayramları özlüyoruz?
Bayramları şanına yakışır kutlamaktan niye vazgeçtik? Bu gün
bayramları coşkuyla kutlayamama sebebimiz ne? Bu bayramı
anlamına uygun yaşayabilecek miyiz?
Büyük şehirlerde yaşayanların sığındıkları , büyük şehre ait
problemlerden söz edilir. Bir yerden ,başka bir yere gitmenin
zorluğu, akrabaların bir-birine uzak oturmaları, komşuluk
ilişkilerinin gelişmediği gibi mazeretler sıralanır. Küçük
kentlerde, kasabalarda, köylerde yaşayanların da ayrı
mazeretleri var. “Önceki bayramda biz ziyarete gitmiştik, onlar
bize gelmedi” diye başlayan ve başka husumetleri mazeret olarak
bir çırpıda sayarlar. Bu mazeretlerin hiç birisi başkaları
tarafından dayatılan sebepler, biçimler değil. İnsanların kendi
kendilerine geliştirdikleri savunmalardır.
Bu bayramı şanına yakışır bir şekilde yaşayacak mıyız? Hiç
sanmıyorum. Acıları gömme günü olsa da bayram, depremde kayıp
ettiklerimizi unutamıyoruz. Şu anda çadırlarında, geçici
konutlarında acılarının içine gömülmüş kardeşlerimizi unutup
coşkuyla kutlanır mı? Koca bir yıl içinde ilişkilerin gelişmesi
yönünde çaba sarf etmeden, bir-birinin arkasından konuşan,
kuyusunu kazıyan , görüşmeyen akraba ve komşularla bayramın
coşkusu yaşanır mı? Asgari ücretiyle, aldığı emekli maaşıyla,
yaptığı ticaretle, ektiği ürünle geçinmeye çalışan neşe ile
bayram yapabilir mi? Bayramda yapılmaya alışılmış alışverişi
yapamayan, çocuklarına bayramlık alamayanlar yüreği ferah,
huzurla geçirebilir mi bayramı? Birilerinin gecekondu yapmasına
izin verdiği, bayram öncesi birilerinin de gelip yıktığı evsiz
kalanlar bayramı nasıl kutlar? Bölücülerin döktükleri kan,
yıktıkları ocaklar, sakat bıraktıkları civanları unutup kıvançla
kutlayabilir miyiz bayramı?
Dünyadaki Müslümanlar da bayramı yaşayamıyor. Savaşların,
açlığın, zulmün yaşandığı İslam dünyasında coşkulu bir bayram
yapmak hiç de kolay değil. Gönüller buruk, başlar eğik, yürekler
acılı, ölümle yüz-yüze bayramı yaşamak,..... Çeçenistan, Kosova,
Bosna, Doğu Türkistan, Kerkük nasıl yaşasın bayramı?
Üzerlerindeki bombaları, mezarlardaki şehitleri, yaşanan acıları
unutmaları kolay mı?Bayram yapabilirler mi?
Yüce yaratan sabrı telkin ediyor. Şükrü emrediyor. Musibetlere
hamt edelim diyor, mümini musibetler karşısında gösterdiği sabır
ve şükre göre değerlendiriyor. Bayramları ibadet olarak görüyor.
İbadetin mantığı ve anlamı çerçevesinde bayram yapmamızı emir
ediyor. Kendimize dönüp bakmanın, coşkuyla, sevgiyle , inançla
kutlayacağımız bayramlarda muhasebe yapmanın vakti geçiyor.
Millet olarak yaşadığımız doğal afetlerin verdiği buruklukla
bayramı idrak ediyoruz. Ama, bu afetler olmasa da, bayramların
hakkını veremiyoruz. Komşuların , komşu hakkını bilerek bayrama
kavuşmadan üzerlerine düşeni yapıp, bayrama huzurlu bir gönülle
girilmesini diliyorum. Akrabalarını gözeten, ziyaret eden,
hal-hatır soranların bayramlarda çiçeklerinin açmasını
diliyorum. Müslümanların kendilerine gelip, dinimizin emrettiği
toplumu ayakta tutan emirlere uyarak, zulümden, acıdan ,savaştan
kurtulmalarını diliyorum.
Sırrı Çınar |
 |